<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tuğçe Türkmen, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Dec 2025 19:33:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>Tuğçe Türkmen, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 19:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2399</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam dünyasının büyük önemler atfettiği mübarek 3 aylara girmiş bulunmaktayız.Müslümanların maneviyatini tazelediği bu aylar bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde debenzer heyecanlar yaşanıyordu. O dönemde Şuhûr-u Selâse (Üç Aylar) girdiğinde, hayatınakışı bir başka mecraya evrilirdi. Şairler en latif kaside ve münacatlarını bu kutlu aylar içinkaleme alır, beyler ilim meclislerinde ve dergâhlarda manevi sohbetlerle hemhal olur,hanımlar ise [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/">Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İslam dünyasının büyük önemler atfettiği mübarek 3 aylara girmiş bulunmaktayız.<br>Müslümanların maneviyatini tazelediği bu aylar bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde de<br>benzer heyecanlar yaşanıyordu. O dönemde <strong>Şuhûr-u Selâse</strong> (Üç Aylar) girdiğinde, hayatın<br>akışı bir başka mecraya evrilirdi. Şairler en latif <strong>kaside</strong> ve<strong> münacatlarını </strong>bu kutlu aylar için<br>kaleme alır, beyler ilim meclislerinde ve dergâhlarda manevi sohbetlerle hemhal olur,<br>hanımlar ise evlerinde dualar ve tutulan nafile oruçlarla hanelerini nurlandırırdı. Fakat,<br>Konyada bu hazırlıkların en coşkulu, en saf ve en heyecanlı şahitleri şüphesiz çocuklardır.</p>



<p>Selçuklu’nun payitahtı Konya’da, asırlardır devam eden ve İslam âleminin başka hiçbir<br>köşesinde emsaline rastlanmayan müstesna bir geleneği vardır: <strong>Şivlilik.</strong> Bu gelenek, bize<br>bir toplumun neyi aziz tuttuğunu en güzel şekilde gösteriyor. Şivlilik, sadece çocukların<br>heybelerini şekerle doldurması anlamaına gelmiyor, bir kentin topyekûn bir neşede<br>birleşmesi, komşuluk hukukunun ihyası ve küçücük kalplerin &#8220;mübarek vakitlere&#8221;<br>alışmasıdır aslında.</p>



<p>Mübarek Üç Aylar müjdecisi olan bu gelenek, çocukların neşesi, mahallelerin şenliği ve<br>paylaşmanın en latif suretidir. Konyalılar için Recep ayı <strong>&#8220;İlk Namaz&#8221;</strong>, Şaban ayı <strong>&#8220;Orta</strong><br><strong>Namaz&#8221;</strong> ve Ramazan-ı Şerif ise &#8220;Büyük Namaz&#8221;dır. Bu mübarek vakitler, adeta bir<br>tekerleme gibi zihinlere nakşolmuştur: <em>“Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, İlk Namaz, Orta<br>Namaz, Ramazan…”</em></p>



<p>Eski Konya’da Şivlilik, sadece bir günden ibaret değildi, haftalar süren bir<strong> ihzarat</strong> (hazırlık)<br>dönemiydi. Cemaziyelahir ayı girdiğinde, sokaklarda trampet ve kaval sesleri yankılanmaya<br>başlar, çocuklar Kapı Camii civarındaki dükkânlardan <strong>eser-i cedit</strong> kâğıtlar alarak kendi<br>fenerlerini imal ederlerdi. O devirlerde henüz mumlar icat olunmadığından, iç yağından<br>mamul, dipleri al ve yeşil boyalı mumlar fenerlerin içine yerleştirilirdi. Hali vakti yerinde<br>olmayanlar ise bir sopanın ucundaki tenekeye gaz yağı dökerek <strong>&#8220;Maşalla&#8221;</strong>(meşale) yakar,<br>karanlık sokakları birer <strong>şehrayin</strong> (ışık bayramı) meydanına çevirirlerdi. Fenerlerin üzerine<br>nakşedilen Şah İsmail veya Âşık Kerem tasvirleri, çocukların hayal dünyasını süslerdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="960" height="980" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici.jpg" alt="" class="wp-image-2402" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici.jpg 960w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-294x300.jpg 294w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-768x784.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-150x153.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-300x306.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-696x711.jpg 696w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption class="wp-element-caption">(Bu görsel, Gemini tarafından, o dönemin ruhunu, çocukların heyecanını ve Konya’nın tarihi dokusunu yansıtacak şekilde yapay zekâ ile üretilmiştir.)</figcaption></figure>



<p>Halk arasındaki bir menkıbeye göre bu gelenek, meşhur mutasavvıf <strong>Ebu Bekir Şiblî</strong><br><strong>Hazretleri</strong>’ne dayanır. Rivayet olunur ki; Şeyh Şiblî, Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (s.a.v) ana<br>rahmine teşrif ettiği müjdesini rüyasında almış ve büyük bir sürurla sokaklara dökülmüştür.<br>&#8220;Şiblî! Şiblî!&#8221; nidalarıyla kapıları çalan zata, hane sahipleri müjdelik niyetine yiyecekler<br>ikram etmişlerdir. Kelimenin aslı her ne kadar lisan-ı hal ile <strong>&#8220;Şiblî-lik&#8221;</strong> olarak anılsa da,<br>kökeninin bu topraklarda yaşamış kadim medeniyetlere kadar uzandığına dair <strong>kaviller</strong> de<br>mevcuttur.</p>



<p>Recep ayının ilk perşembe sabahı, gün ağarmadan Konya sokakları çocukların <strong>&#8220;Şivliliiiik!&#8221;</strong><br>nidalarıyla inler. Elinde kesesi olan her çocuk, komşudan başlayarak mahalleyi <strong>gezer.</strong><br>Eskiden bu keselere; kırık leblebi, kuru üzüm, iğde, kabuklu fıstık ve o meşhur Konya peynir<br>şekeri konulurdu. Günümüzde ise bu <strong>ikramlar</strong> yerini renkli paketli şekerlemelere<br>bırakmıştır. Çocukların hep bir ağızdan söyledikleri tekerleme, bu geleneğin ruhunu özetler:</p>



<p><em>“Şivli şivli şişirmiş, Ergen oğlu bişirmiş, İki çörek bir börek, Bize Namazlık gerek, Şivliliiik!”</em></p>



<p><strong>Bize Ne Anlatıyor Bu Gelenek?</strong></p>



<p>Kültürümüzün en zarif kavramlarından biridir <strong>&#8220;hâl&#8221;</strong>, sözle anlatılan değil, bizzat yaşanarak<br>gösterilen ve insanın özüyle sözünün vahdet olmasıdır. İrfan geleneğimizde ilim, zihni<br>dolduran bir malumat yığınından ziyade kalbe inen ve davranışa dönüşen bir nurdur. Bir<br>hakikati bilmek kıymetlidir, ama bazı kişileer vardır ki o hakikati bir &#8220;hâl&#8221; olarak kuşanır.<br>Onu hayatın her anına zerk etmek asıl maksattır. Tam da bu noktada, son devrin büyük<br>âlimlerinden <strong>Ömer Nasuhi Bilmen</strong>’in, maneviyat önderlerinden <strong>Mahmut Sami Efendi</strong>’yi<br>ziyaretinden sonra söylediği şu söz zihinlere nakşolur:</p>



<p><em>“Bizim elde ettiğimiz ilimden maksat, şu zatın halini elde etmektir.”</em></p>



<p>Bu hikmetli söz, bize Şivlilik geleneğinin de özünü bana hatırlattı. İlim ve okumak ne kadar<br>kıymetli ise, o ilmi bir &#8220;hâl&#8221; olarak yaşamak, hayata ve ahlaka yedirmek bir o kadar<br>elzemdir. Geçmişten bugüne eserleriyle ve yaşayışlarıyla bizlere rehber olan<br>şahsiyetlerden öğrendiğimiz en önemli durumlardan biridir. <strong>Din ve kültür, yaşandığı<br>nispette diridir.</strong> İşte bu yüzden Üç Aylar’ın gelişini sadece takvimden takip etmekle<br>yetinmeyip, onu bir sevinç ve birliktelikle kutlamak, komşuyu komşudan haberdar etmek,<br>en az o aylarda yapılan ibadetler kadar anlamlı ve kıymetlidir. Regaip Kandili ile taçlanan bu<br>kutlu gün, nesiller boyu aktarılan bir <strong>miras-ı manevidir.</strong> Konya’nın mahallelerinde tüten<br>her kandil, dağıtılan her bir avuç leblebi, geçmiş ile gelecek arasında kurulan sarsılmaz bir<br>yapıdır.</p>



<p><strong>Kaynak</strong></p>



<p>Konyapedia. (t.y.). Şivlilik. <a href="https://www.konyapedia.com/makale/3402/sivlilik" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.konyapedia.com/makale/3402/sivlilik</a> adresinden<br>erişildi.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/">Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollywood&#8217;da Filistin İçin Boykot Kararlılığı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/hollywoodda-filistin-icin-boykot-kararliligi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/hollywoodda-filistin-icin-boykot-kararliligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 08:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[boykot]]></category>
		<category><![CDATA[emmy]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[palestine]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1957</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 Emmy Ödülleri’nde Javier Bardem ve Hannah Einbinder başta olmak üzere birçok sanatçı, Gazze’deki soykırımı kınayarak İsrail kurumlarıyla çalışmayı reddetti. Film Workers for Palestine bildirisine imza atan isimler, bireyleri değil, soykırıma ortak olan kurumları boykot ettiklerini vurguladı.&#160; 77. Primetime Emmy Ödülleri, 14 Eylül 2025 tarihinde Los Angeles’taki Peacock Theater’da gerçekleşti. Televizyon dünyasının en prestijli ödüllerinden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/hollywoodda-filistin-icin-boykot-kararliligi/">Hollywood&#8217;da Filistin İçin Boykot Kararlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2025 Emmy Ödülleri’nde Javier Bardem ve Hannah Einbinder başta olmak üzere birçok sanatçı, Gazze’deki soykırımı kınayarak İsrail kurumlarıyla çalışmayı reddetti. Film Workers for Palestine bildirisine imza atan isimler, bireyleri değil, soykırıma ortak olan kurumları boykot ettiklerini vurguladı.&nbsp;</p>



<p>77. Primetime Emmy Ödülleri, 14 Eylül 2025 tarihinde Los Angeles’taki Peacock Theater’da gerçekleşti. Televizyon dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Emmy’ler, her yıl Amerikan televizyon yapımlarında öne çıkan oyunculuk, yönetmenlik, senaryo ve teknik dallardaki başarıları ödüllendiriyor. Sokaklarda artan Filistin yürüyüşleri ve sinema sektöründeki ayaklanmalar elbette bu ödülleri daha da merak uyandırıcı hale getiriyor. Emmy gibi dünya çapında takip edilen prestijli ödül törenlerinde sanatçıların Filistin’i gündeme taşıması ve İsrail’i açıkça kınaması, sadece kültürel bir cesaret göstergesi değil; aynı zamanda sosyal medya devlerinin, özellikle de Meta’nın taraflı ve kısıtlayıcı algoritmalarına karşı da önemli bir kırılma anıdır. Bu tavır, görünmez kılınmak istenen bir gerçeğin en geniş kitlelerin önüne taşınması anlamına geliyor.&nbsp;</p>



<p>En dikkat çekenlerden biri Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem, 2025 Emmy Ödülleri’nde kırmızı halıya boynuna taktığı kefiye ile çıktı. Kameraların önünde “Free Palestine” çağrısı yaptı. Variety’ye konuşan Bardem, Gazze’de yaşananlara açıkça <strong>soykırım</strong> diyerek tepki gösterdi.&nbsp;</p>



<p>“Buradayım çünkü Gazze’deki soykırımı kınıyorum. Uluslararası Soykırım Çalışmaları Derneği (IAGS) uzun süredir bu durumu inceliyor ve bunun bir soykırım olduğunu ilan etti. Bu yüzden İsrail’e karşı ticari ve diplomatik yaptırımlar uygulanmasını talep ediyoruz. Özgür Filistin.”&nbsp;</p>



<p><strong>Hollywood’dan Filistin’e Dayanışması artarak devam ediyor. </strong>Emmy töreni öncesindeki hafta, 3.900’den fazla sinema ve televizyon çalışanı, “Film Workers for Palestine” girişiminin hazırladığı bildiriyi imzalayarak İsrail kurumlarıyla çalışmayacaklarını duyurdu. Bildiride, İsrail’in uyguladığı “soykırım ve apartheid rejimine” destek veren şirketlerle iş birliği yapılmayacağı açıklandı.<strong> </strong>Bardem, bu bildiriyi imzalayan isimler arasında yalnız değildi. Yorgos Lanthimos, Ava DuVernay, Adam McKay, Olivia Colman, Mark Ruffalo, Riz Ahmed, Tilda Swinton, Gael Garcia Bernal, Emma Stone, Joaquin Phoenix, Rooney Mara ve daha birçok ünlü isim de bu çağrıya katıldı.&nbsp;</p>



<p><strong>Einbinder’in Dikkat Çeken Sözleri</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="741" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-1024x741.png" alt="" class="wp-image-1966" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-1024x741.png 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-300x217.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-768x555.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-150x108.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-696x503.png 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1-1068x772.png 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/hannaheinbinder-1.png 1431w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Törende oyuncu Hannah Einbinder de sahne arkasında medyaya güçlü mesajlar verdi.&nbsp;</p>



<p>“Gazze’nin kuzeyinde, hamile kadınlara bakım sağlayan doktor olarak çalışan, mülteci kamplarında çocuklar için okul kurmaya çalışan arkadaşlarım var. Bu, birçok nedenden dolayı kalbime gerçekten yakın bir sorun. Yahudileri İsrail devletinden ayırmanın bir Yahudi olarak benim yükümlülüğüm olduğunu hissediyorum. Çünkü dinimiz ve kültürümüz çok önemli ve uzun süredir devam eden bir kurum… Etno-milliyetçi devletten gerçekten ayrı.”&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Einbinder, geçen hafta Bardem, Ava DuVernay, Joaquin Phoenix, Rooney Mara, Emma Stone, Olivia Colman ve Tilda Swinton gibi isimlerle birlikte Filistin için Film İşçileri bildirisine imza atmıştı. Emmy’lerde bu imzaya dair şunu vurguladı:&nbsp; “Boykot, o anı karşılayacak güçler üzerinde baskı yaratmak için etkili bir araçtır. Film Workers for Palestine bireyleri boykot etmez; sadece soykırımda doğrudan suç ortağı olan kurumları boykot eder. Bence bu önemli bir önlem, bu yüzden bunun bir parçası olmaktan mutluyum.”&nbsp;</p>



<p>Hollywood’un büyük yapım şirketlerinden Paramount, yayımladığı açıklamada İsrail film endüstrisine yönelik boykot çağrılarını reddetti ve “sanatçılar susturulmamalı, hikâyeler engellenmemeli” dedi. Bardem ise Paramount’un bu açıklamasına doğrudan cevap verdi:<strong> </strong>“Film Workers for Palestine kimseyi kimliği üzerinden hedef almıyor. Bizim itirazımız; İsrail hükümetiyle ortaklık kurarak soykırımı aklayan, beyazlatan kurumlara. Zulmü destekleyenle yan yana olamam. Hiçbir sektörde, bu sektörde de olmamalı.”&nbsp;</p>



<p>Ayrıca Bardem, kırmızı halıda &#8220;Gazze&#8217;deki soykırımı kınamayan bazı şirketlerle asla çalışmayacağını&#8221; söyledi. &#8220;İş bulamamam, orada olup bitenlerle karşılaştırıldığında kesinlikle alakasız&#8221; diye ekledi. Onun bu net duruşu alacağı ödüllerden çok daha kıymetliydi. Burada tekrar görüyoruz ki Emmy Ödülleri’nde Javier Bardem ve Hannah Einbinder gibi isimlerin sergilediği duruş, sanatın yalnızca estetik ve bireysel bir alandan ziyade aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor. Dünyanın gözü önünde yaşanan zulme karşı söz söylemek, sanatçının hem insani hem de mesleki onurunun bir parçası. &nbsp;</p>



<p><strong>Bardem’in Emmy Adaylığı</strong>&nbsp;</p>



<p>Javier Bardem, bu yıl Emmy’e Netflix’in Monsters: The Lyle and Erik Menendez Story dizisinde canlandırdığı José Menendez rolüyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında aday gösterilmişti. Ancak geceye damga vuran şey adaylığı değil, kırmızı halıda sergilediği Filistin’e destek duruşu oldu.&nbsp;</p>



<p>Kaynak: <a href="https://variety.com/2025/tv/news/javier-bardem-gaza-genocide-palestine-film-workers-1236518172">Variety </a></p>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/hollywoodda-filistin-icin-boykot-kararliligi/">Hollywood&#8217;da Filistin İçin Boykot Kararlılığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/hollywoodda-filistin-icin-boykot-kararliligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1926</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaşı fotoğraf makinesi ile belgelerken) İsrail’in aylardır süren saldırıları ve soykırımı tüm sosyal medya mecralarından ve haber kanallarından takip ediyoruz. Her sohbetimizin sonu İsrail’in yok olması üzerine sonlanıyor. Onların işlediği bu suç sadece evleri, sokakları ve hastaneleri yıkmadı aynı zamanda insanların hayallerini, hatıralarını ve hayatlarını da hedef aldı. En çok da, yaşananları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/">Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaşı fotoğraf makinesi ile belgelerken)<strong></strong></p>



<p>İsrail’in aylardır süren saldırıları ve soykırımı tüm sosyal medya mecralarından ve haber kanallarından takip ediyoruz. Her sohbetimizin sonu İsrail’in yok olması üzerine sonlanıyor. Onların işlediği bu suç sadece evleri, sokakları ve hastaneleri yıkmadı aynı zamanda insanların hayallerini, hatıralarını ve hayatlarını da hedef aldı. En çok da, yaşananları belgelemeye çalışan gazetecileri… Bu son iki haftada onlarca gazeteci şehit edilirken, 25 Ağustos’ta Nasır Hastanesi’ne yapılan saldırıda kameralar canlı yayındaydı. Dünya, bu soykırımı saniye saniye ve canlı izledi.</p>



<p>Dün TRT World’ün hazırladığı “Fotoğraflarımda Kalan Gazze”, savaş gazeteciliğine farklı bir mercekten bizlere Trt kanalları ile bizlere bir haber bağlığından öteye götürdü. Yönetmenliğini Omar Nabil’in üstlendiği belgesel, iki Gazzeli fotoğrafçının yaşamını anlatıyor: Mahmoud Abu Hamda ve Yahia Barzaq. Mahmoud Abu Hamda, bir zamanlar Gazze’nin denizini, çocukların saf gülüşlerini ve şehrin güzelliklerini fotoğraflayan bir sanatçıydı. Hayali, şehrini dünyaya rengârenk karelerle tanıtmaktı. Belgesel Mahmoud’un sesiyle başlıyor. “Hayatımızdaki bütün güzellikleri kül ve moloza çeviren bir soykırımı yaşıyoruz. Dünyam artık siyah beyazdan ibaret.” Eskiden yemek fotoğraflarıyla ödüller kazanan, manzaralarla insanları büyüleyen fotoğrafçılar, bugün bidon taşıyan çocukları, yemek kuyruğunda bekleyen anneleri ve enkaz başında çaresiz kalan babaları çekiyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5.png" alt="" class="wp-image-1928" style="width:712px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5.png 624w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5-300x169.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5-150x84.png 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>(Mahmoud Hamda’nın savaş öncesi ve savaş sonrası çektiği yemek fotoğraflar, “Fotoğraflarımda Kalan Gazze” belgeselinden alınmıştır.)</p>



<p>Belgesel, savaşı bir annenin ve babanın gözünden de gösteriyor.Anne, çocuklarını kaybedişini anlatırken, hangi acısına daha çok yanacağını bilemiyor: onların gidişine mi, yoksa nasıl öldürüldüklerine mi… Baba, çocuklarının korkmaması için güçlü durmaya çalışıyor ama aslında ekmek isteyen yavrularına verecek çaresi olmadığını gizlemeye çabalıyor.</p>



<p>Gazze’de günlük hayat artık “hayatta kalma mücadelesi”nden ibaret.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="443" height="295" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6.png" alt="" class="wp-image-1929" style="width:715px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6.png 443w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6-300x200.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6-150x100.png 150w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /></figure>



<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaş öncesi çektiği renkli kareler)</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="443" height="295" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7.png" alt="" class="wp-image-1930" style="width:715px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7.png 443w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7-300x200.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7-150x100.png 150w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /></figure>



<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaş sonrası çektiği kareler)</p>



<p>Belgesel’de Mahmoud’un yolculuğu üç ayrı hatırada şekilleniyor: Savaş öncesi, elinde kamerasıyla Gazze’nin denizini, çocukların gülüşünü, rengârenk hayatını dünyaya göstermek isteyen bir fotoğrafçıdır. Savaş başladığında ise şehrinden sürülür; bir zamanlar mutlulukla fotoğrafladığı sokaklar, artık yıkıntılar, acı ve kayıplarla doludur. Çocukların ekmek kuyruğunda bekleyişi, annelerin gözyaşı, babaların çaresizliği objektifine düşer. Şehre döndüğünde, yeniden o limana gelir; kaybettiklerinin gölgesi ağırdır ama mahalleye kavuşmak, evinin harabeleri arasında bile olsa toprağına basmak, ona tarifsiz bir sevinç verir.</p>



<p>Mahmoud’un şehrine geri dönüşü. Yıkılmış evinin önünde, kaybettiklerini hatırlarken, aynı zamanda mahalledeki komşularıyla karşılaştığında “sevinç” yaşıyor. Çünkü Gazze’de herkesin en büyük özlemi, kendi yuvasına yeniden dönebilmek. Yahia Barzaq evi gördüğünde gözyaşlarını tutamaz ve elbette sanki ben de evime varmış gibi onunla bu sevinci yaşadım izlerken. Yahia, yıkılmış olan salonuna girer ve yerdeki bir sayfayı alır üstünde şu ayet vardır.</p>



<p><strong><em>“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.”</em></strong><strong> </strong>(Âl-i İmrân Sûresi, 139. Ayet)&nbsp; İsrail, Gazze halkını yoksulluk, açlık ve ölüm imgeleriyle dünyaya göstermeyi bir siyaset haline getirmiştir. Sürekli ağlayan çocuklar, yıkıntılar arasındaki anneler, çaresiz babalar üzerinden çizilen bu imaj; aslında bir mağduriyet estetiği üretmekte ve bu halkı yalnızca “kurban” kimliğiyle anılır kılmaktadır.</p>



<p>Oysa hakikat çok daha derindedir: Gazze halkı, bütün bu yoklukların ve ağır travmaların içinde bile iradesini, onurunu ve imanını muhafaza etmektedir. Bu durum, toplumsal dayanıklılığın (resilience) ve kolektif direniş bilincinin en somut tezahürüdür. Modern dünyanın konfor içinde yaşayan toplumlarının çoğu, en küçük krizlerde çözülürken; Gazze halkı, topyekûn bir kuşatmaya rağmen tarihsel kimliğini, kültürel aidiyetini ve inancını muhafaza etmektedir. Belgeselin sonunda öğreniyoruz ki: Mahmoud Abu Hamda, 22 aydır bu soykırımı belgelemeye devam ediyor. Yahia Barzaq’ın stüdyosu yıkıldı, ailesiyle birlikte enkazın arasında yaşam mücadelesi veriyor. Drone çekimlerini yapan Mahmoud Isleme ve dokuz gazeteci, İsrail saldırılarında şehit edildi.</p>



<p>Belgeseli seyrederken zihnimde dönüp duran tek sual şuydu: Bizim mes’uliyetimiz nedir? Ve nihayetinde bu sual, kalbimde ağır bir çaresizlik hissine dönüştü. Gazze’de insanlar her an o yangını, o firakı, o hicranı yaşarken; bize düşen, bu acıya bigâne kalmamak, gördüklerimizi dillendirmek, hakikati unutturmamaktır. Zira onların kareleri, artık bizim hâfızamızın mühürleridir. Bu satırları yazmaktaki gayem; “Ben bu zulmün şahidiyim ve buna rızam yoktur” diyebilmektir. İsrail’e karşı vereceğim en büyük mukabele, iktisadî sahada onlara zarar verebilmek ve aynı zamanda Gazze halkının yeniden inşa edeceği o güzel şehrin hayâline omuz verebilmektir. Çünkü onlar yıkılan şehirlerini inşa etmeyi düşlerken, bizler de o inşâya iştirak edecek kudreti ve irâdeyi kuşanmalıyız. Belki Arapça’yı öğrenmek, belki Suriye ve Filistin’in tarihini hakkıyla tedkik etmek. Tüm imanimla inanıyorum ki bir gün Gazze hürriyetine kavuşacak. O gün geldiğinde, bizler de orada kaliteli, basîretli ve dirayetli insanlar olarak bağ kurmalı, kardeşliğimizi kuvvetlendirmeliyiz.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/">Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sen Hiç Topluluk Kurallarını İhmal Ettin mi?</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/sen-hic-topluluk-kurallarini-ihmal-ettin-mi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/sen-hic-topluluk-kurallarini-ihmal-ettin-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 13:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital çağın devlerinden Meta (Facebook ve Instagram’ın sahibi), Filistinlilerin yaşadığı zulmü görünmez kılmakla suçlanıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) yeni raporu, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail-Filistin çatışmalarının ardından Filistin’e destek veren binlerce paylaşımın sistematik şekilde sansürlendiğini ortaya koyuyor. Fas kökenli Harvard mezunu yazılımcı Ibtihal Abou El Saad, 15 dolar maaş aldığı prestijli işini Microsoft’un bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/sen-hic-topluluk-kurallarini-ihmal-ettin-mi/">Sen Hiç Topluluk Kurallarını İhmal Ettin mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dijital çağın devlerinden Meta (Facebook ve Instagram’ın sahibi), Filistinlilerin yaşadığı zulmü görünmez kılmakla suçlanıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) yeni raporu, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail-Filistin çatışmalarının ardından Filistin’e destek veren binlerce paylaşımın sistematik şekilde sansürlendiğini ortaya koyuyor.</p>



<p>Fas kökenli Harvard mezunu yazılımcı Ibtihal Abou El Saad, 15 dolar maaş aldığı prestijli işini Microsoft’un bir lansmanında elinin tersiyle itti. Microsoft’un İsrail’e sağladığı yapay zekâ destekli yazılım hizmetlerinin, Gazze’deki sivil ölümlere dolaylı katkısı olduğunu haykırdı. El Saad, soykırıma hizmet eden bir sistemin parçası olmayı reddettiğini söyledi. Yalnızca protesto etmedi aynı zamanda istifa etti. Onun bu çıkışı, küresel teknoloji şirketlerinin sorumluluğunu ve bizim bireysel vicdanlarımızı yeniden tartışmaya açtı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="535" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2.jpeg" alt="" class="wp-image-1814" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2.jpeg 800w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2-300x201.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2-768x514.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2-150x100.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/ihlal-2-696x465.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Bugün aynı eleştirel bakışı Meta için de sürdürmemiz gerekiyor. Filistin hakkında yapılan her paylaşımı potansiyel “ihlâl” olarak işaretleyen algoritmalar, Facebook ve Instagram’da görünmez bir duvara dönüşüyor. Paylaşımlar siliniyor, hesaplar görünmez kılınıyor, sesler bastırılıyor. Oysa paylaşılanlar sadece gerçekler: parçalanan bedenler, ağlayan çocuklar, yerle bir olmuş evler, suskun dünyanın gözünün içine bakarak “Ben buradayım!” diyen hayatlar. Meta’nın bu sistematik sansürü, sadece dijital değil, insanlık hafızasını da hedef alıyor.&nbsp;Topluluk kuralları adı verilen belirsiz bir metnin arkasına gizlenen bu pratik, bize “hakikati görme” suçlaması yöneltiyor adeta. Açlık, ölüm, adaletsizlik algoritmalar için rahatsız edici olabilir ama insanlık için değildir. Bizse her şey normalmiş gibi ekrana kaydırmaya devam ediyoruz, elimizden geldiğince görmezden geliyoruz. Çünkü hakikati görmek, bazen konforumuzdan daha fazla sarsıyor bizi. Ve unutuyoruz..</p>



<p>İsmet Özel’in şu sözü aklıma geldi:&nbsp;“Bugün artık Firavun yoktur ama sıradan insanların firavunlaşmasına müsait bir sistemin kıskacı vardır.” Bu kıskac bizleri daha fazla içine almadan durdurmamız lazım.&nbsp;Meta çalışanlarından Ramzi Saud gibi isimler bu duruma tahammül edemeyenlerden. “MetaStopCensoringPalestine” etiketiyle kurdukları sosyal medya platformunda, şirket içi baskılara ve engellemelere rağmen Filistinlilerin sesi olmaya çalıştılar.</p>



<p>Peki raporlar bize neyi gösteriyor? İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) yeni raporu, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail-Filistin çatışmalarının ardından Filistin’e destek veren binlerce paylaşımın sistematik şekilde sansürlendiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, Ekim ve Kasım aylarında yalnızca Instagram ve Facebook’ta 1.050’den fazla paylaşım ya kaldırıldı, ya görünmez kılındı, ya da kullanıcılar gölge yasaklamaya (shadow ban) maruz bırakıldı. Üstelik bu içeriklerin %99’u Filistin’i barışçıl yollarla destekleyen içeriklerdi.</p>



<p>Sosyal medya, bugünün tanıklık alanı. Bombalanan evleri, parçalanan hayatları, çocukların enkaz altındaki bedenlerini ve annelerin çığlıklarını dünya buradan görüyor Ama Meta’nın “Tehlikeli Kuruluşlar ve Bireyler” politikası, geniş ve muğlak bir tanımla birçok meşru paylaşımın kaldırılmasına zemin hazırlıyor. Haber değeri taşıyan, insan hakları ihlallerini belgeleyen gönderiler dahi silinebiliyor. Üstelik kullanıcılar, çoğu zaman bu silmelerin nedenini bile öğrenemiyor ya da karara itiraz edemiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sansürlenen içerikler arasında yer alan barışçıl paylaşımların Gazze’de yaşanan sivil kayıpları, saldırılar sonrası görüntüler, insan hakları ihlalleri ve protesto çağrılarını içerdiğini vurguluyor. Bu durum, yalnızca teknik bir aksaklık ya da politika tutarsızlığı değil. Bu, Filistin’in sesinin küresel platformlarda susturulması amacı ile devam ediyor. Bu, yaşanan zulmün görünmez kılınması ve Filistinlilerin maruz kaldığı insani trajedinin dünya vicdanından kaçırılması demek.</p>



<p>HRW raporunda şu çarpıcı ifade yer alıyor: “Meta’nın içerik politikaları, Filistinlilerin deneyimlerini paylaşmalarını engelleyerek ifade özgürlüğünü, siyasi katılımı ve bilgiye erişim hakkını ihlal etmektedir.” Meta’nın bağımsız denetim kurulu bile, bazı içeriklerin kaldırılmasının hatalı olduğunu kabul ederek bu gönderileri geri yüklemiş durumda. Ancak bu geri adımlar yeterli değil. Zira bu sansür dalgası, önceki yıllarda da yaşandı. 2021 yılında Şeyh Cerrah Mahallesinde oturan Filistinli aileye ait olan evi radikal bir yahudi gasp ettiğinde de aynı benzer bir sessizleştirme yaşanmıştı.</p>



<p><strong>Ne Yapmalıyız?</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Filistinlilerin yaşadığı hak ihlallerine dair içerikleri çoğaltmak, yaygınlaştırmak, görünür kılmak.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sosyal medya sansürüne karşı alternatif dijital mecraları desteklemek.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Meta gibi platformlara karşı uluslararası baskı ve raporlamaları çoğaltmak.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sessizleştirilen her sesi belgelemek, paylaşmak ve tanıklığı sürdürmek.</p>



<p>Filistinlilerin sesi kim tarafından ve neden kesiliyor? Hangi algoritmalar, hangi güçlerin çıkarına göre şekilleniyor? İslam dünyası, bu sessizliğe razı mı olacak? Cevabı beklenen bir sürü sorular… Bugün bir direniş hattı da sosyal medya platformlarında kuruluyor. Ama hakikatin sesi bastırılıyor. Filistin’i desteklemek, yalnızca politik bir duruş değil; insan onurunu, adaleti ve hakikati savunmaktır. Ve bugün bu hakikat, dijital çağın karanlık koridorlarında kaybolmamak için bizim sesimize ihtiyaç duyuyor.&nbsp;Bu yalnızca bir sosyal medya tartışması değil. Bu, dijital çağın en temel sorusu: Bilgiye kim karar veriyor? Hangi hayatlar görünmeye değer, hangileri görünmez kılınıyor?&nbsp;</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/sen-hic-topluluk-kurallarini-ihmal-ettin-mi/">Sen Hiç Topluluk Kurallarını İhmal Ettin mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/sen-hic-topluluk-kurallarini-ihmal-ettin-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 16:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ödüllü film yapımcıları tarafından titiz bir çalışma ile üretilen belgesel, yayınlanmadan önce karşılaştığı sansür girişimlerine rağmen gerçeği Channel 4 tarafından gün yüzüne çıkarıyor. Bu derinlemesine inceleme, Gazze&#8217;deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu eşi benzeri görülmemiş saldırıları ve doktorların inanılmaz direnişini belgeliyor. 2025 yapımı &#8220;Gazze: Doktorlar Saldırı Altında&#8221; belgeseli, Gazze savaşı sırasında yaşanan, dünyanın gözünden kaçan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/">Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Ödüllü film yapımcıları tarafından titiz bir çalışma ile üretilen belgesel, yayınlanmadan önce karşılaştığı sansür girişimlerine rağmen gerçeği Channel 4 tarafından gün yüzüne çıkarıyor. Bu derinlemesine inceleme, Gazze&#8217;deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu eşi benzeri görülmemiş saldırıları ve doktorlar</em><em>ı</em><em>n inanılmaz direnişini belgeliyor.</em></p>



<p>2025 yapımı &#8220;Gazze: Doktorlar Saldırı Altında&#8221; belgeseli, Gazze savaşı sırasında yaşanan, dünyanın gözünden kaçan acı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Bu film, çatışma boyunca İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından sağlık çalışanlarının öldürülmesi ve işkence görmeleri, hastanelere yapılan saldırıların dehşetini tüm detaylarıyla anlatıyor. Bu, sadece bir savaşın değil; insanlık onurunun ve uluslararası hukukun sistematik ihlalinin bir belgesi. Yönetmen Karim Shah ve yapımcılar Robert Macqueen, Jaber Badwan, Osama Al-Ashi&#8217;nin imzasını taşıyan bu güçlü yapım, bölgedeki sağlık çalışanlarının hayati ve ölümcül mücadelesini mercek altına alıyor. Film, Gazze&#8217;nin 36 ana hastanesinin her birinin ya hasar gördüğünü ya da tamamen yıkıldığını ortaya koyuyor. Belgesel, sağlık görevlilerinin uluslararası hukuk kapsamındaki korumalardan mahrum bırakılmakla kalmayıp, İsrail ordusu tarafından aktif olarak nasıl hapsedildiğini ve işkence gördüğünü gösteren son derece rahatsız edici görüntüleri tüm gerçekliği ile sunuyor.&nbsp;</p>



<p><strong>İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, “Ancak yeryüzünün en aşağılık insanları hastane yataklarında yatan sivillere füze atabilir.”</strong><strong>&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p>Belgeselin ilk olarak BBC tarafından yayınlanması planlanıyordu. Ancak 20 Haziran 2025&#8217;te, bir dizi gecikmenin ardından İngiltere&#8217;nin kamu yayıncısı, filmi yayınlamaktan vazgeçtiğini duyurdu. BBC, bu kararı &#8220;materyali yayınlamanın, halkın BBC&#8217;den haklı olarak beklediği yüksek standartları karşılamayacak bir yanlılık algısı yaratma riski taşıdığı&#8221; gerekçesiyle açıkladı. Ancak bu &#8220;yüksek standartların&#8221; tam olarak ne anlama geldiği belirsiz kaldı. Middle East Eye&#8217;dan İmran Mulla&#8217;nın kaleme aldığı üzere, normalde bir belgeselin yayınlanmadan bu denli bir tartışmaya gömülmesi nadir rastlanan bir durumdur. Ancak Basement Films tarafından üretilen &#8220;Gaza: Doctors Under Attack&#8221; belgeseli, daha yayınlanmadan önce büyük bir sansür kriziyle karşı karşıya kaldı. Belgeselin sunucusu Ramita Navai&#8217;nin ifadesiyle, &#8220;İsrail, Gazze&#8217;nin sağlık sistemini canlı tutmaya çalışan insanları öldürüyor.&#8221; Filmin açılış sahneleri, şiddetli İsrail silah ateşi altında yaşamını yitiren bir Filistinli sağlık görevlisinin telefonundan alınan çarpıcı görüntülerle başlıyor. Belgesel boyunca İsrail ordusunun iddialarına düzenli olarak yer verilse de, bu iddiaların çoğuna kanıt sunulmadığına da dikkat çekiliyor. Bu durum, belgeselin kasıtlı bir önyargıyı savuşturmak adına ne denli titiz bir çalışma yürüttüğünü gösteriyor.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="936" height="530" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png" alt="" class="wp-image-1795" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png 936w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-300x170.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-768x435.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-150x85.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-696x394.png 696w" sizes="auto, (max-width: 936px) 100vw, 936px" /></figure>



<p>Dr. Khaled Hamouda – Uzman Cerrah, Endonezya Hastanesi / Gazze (Belgeselden alıntı)</p>



<p>Belgesel, Gazze&#8217;deki Endonezya Hastanesi&#8217;nde uzman cerrah olan Dr. Khaled Hamouda ile yapılan röportaja yer veriyor. Hamouda, İsrail&#8217;in aile evini bombalaması sonucu küçük kızı Reem&#8217;in cansız bedenini taşıyan bir hemşireyi nasıl gördüğünü anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorlanıyor. Ertesi sabah, karısının da aynı saldırıda öldürüldüğünü öğreniyor. &#8220;Nereye gömüldüklerini bilmiyorum. Onları bir daha hiç görmedim,&#8221; sözleri, savaşın kişisel yıkımını gözler önüne seriyor. Dahası, Hamouda İsrail&#8217;in kızını ve karısını öldürmesinden sadece bir hafta sonra gözaltına alındığını ve yüzlerce Filistinli ile birlikte bir çukurda tutulduğunu belirtiyor.&nbsp;Film ayrıca, Gazze&#8217;deki el-Şifa hastanesinde ortopedi başkanı olan Dr. Adnan Al-Bursh&#8217;un trajik kaderini de araştırıyor. Bir meslektaşı, İsrail askerleri tarafından alındığı gün al-Bursh&#8217;un kendisine &#8220;doğrudan veda ediyormuş gibi baktığını&#8221; hatırlıyor. Bu, kendisinin canlı görüldüğü son an oluyor. Hamouda, gözaltındayken Al-Bursh&#8217;u gördüğünü ve &#8220;dövüldüğü ve işkence gördüğünün açık olduğunu&#8221; belirtiyor. Dr. Al-Bursh, Nisan ortasında İsrail gözaltında hayatını kaybetti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1024x576.jpeg" alt="" class="wp-image-1794" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1024x576.jpeg 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-300x169.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-768x432.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-150x84.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-696x391.jpeg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1068x601.jpeg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.jpeg 1179w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Belgeselde yer alan bu kare, Gazze’de elektriksiz ve ilaçsız koşullarda gerçekleşen zorlu bir ameliyat anından.</p>



<p>Belgeselde en dikkat çekici sahnelerinden biri ise isimsiz İsrailli askerle yapılan röportaj oldu. Asker, arkadaşlarının hapishanede, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu Filistinli tutukluları &#8220;hevesle&#8221; taciz edip dövdüklerine nasıl tanık olduğunu anlatıyor. Bir komutanın bu vahşeti &#8220;teşvik ettiğini&#8221; belirtiyor. Bu sınır bilmeyen İsrail askerleri bana Nurettin Topçu’nun&nbsp;bir sözünü hatırlattı. “Her şeyi yapabilen bir şaki, her türlü suçu işlemeye kabiliyetli bir psikopat hür değildir.”&nbsp;&nbsp;İsrailli askerlerin elinde sınırsız bir güç olabilir, silahları, desteği, dokunulmazlığı şimdilik olabilir. Ama sivillere saldırmak, hastaneyi bombalamak, doktorları hedef almak gibi ve bunu &#8220;hevesle&#8221; yapmaları, ahlaki ve insani tüm sınırları çiğnemeleri, onların “özgür” değil; akıl ehli olmadığını ve esir olduklarını gösterir. İnsanı hür yapan en önemli özelliklerden biri kendini frenleyebilmesidir. Savaş başladığından&nbsp;beri en az 1.500 sağlıkçının öldürüldüğü söyleniyor. Ambulans konvoylarına yapılan saldırılar, karanlıkta çalışan doktorlar. Yani Gazze&#8217;de can kurtarmak, can vermek demek olmuş durumda. Bu güçlü mücadele öteki olmamak için verilen insani ve hak bir davadır.</p>



<p><strong>BBC, bu belgeseli yayınlamasının kendi tarafsız duruşunu zedeleyeceğini iddia etti:</strong></p>



<p>Bu iddianın cevabı, belgesel filminin tanımında saklıdır. Belgesel; insanın duygularını bir kenara bırakarak, bilimsel gözlemler ve araştırmalarla toplanan verilerin analiziyle oluşturulan, sanatsal bir üslupla izleyiciye sunulan ve belge niteliği taşıyan bir yapım türüdür. En önemli özelliği ise, gerçek yaşamdan alınması ve tarafsız bir bakış açısıyla aktarılmasıdır. Gaza: Doctors Under Attack belgeselinde; cep telefonlarıyla çekilmiş görüntüler, sağlık çalışanlarının birebir çalıştığı ortamlar, bilimsel veriler ve sahadaki doğrudan gözlemler yer almakta. Bütün bu unsurlar, tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. Tam da bu yüzden BBC için bu belgeseli yayınlamak imkânsızdı. Çünkü o zaman İsrail’in bir savaş suçlusu olduğunu, hatta soykırım devleti olarak adlandırılabileceğini inkâr edemeyeceklerdi. </p>



<p><strong>BBC’ye Artan Tepkiler: “İsrail ve BBC İç İçe Geçmiş İki Yapı”</strong></p>



<p>600&#8217;den fazla önemli ismin, gecikmeyi &#8220;siyasi baskı&#8221; olarak nitelendirip filmin yayınlanmasını talep eden bir açık mektup imzaladı. Önde gelen medya figürleri, İsrail yanlısı BBC yönetim kurulu üyesi Robbie Gibb&#8217;in istifasını talep etti ve BBC&#8217;yi&nbsp;sansür uygulamakla suçlamaya devam etti.</p>



<p>Artan tepkilere karşı koyamayan BBC, filmin mülkiyetini Basement Films&#8217;e devrederek yayınlanmasına izin verdi. Channel 4&#8217;ün Haber ve Güncel Olaylar Başkanı Louisa Compton, bu belgeselin &#8220;İsrail güçleri tarafından uluslararası hukukun ciddi ihlalleri iddialarını destekleyen kanıtları inceleyen titizlikle bildirilmiş ve önemli bir film&#8221; olduğunu vurgulayarak devreye girdi. Channel 4, filmi 2 Temmuz 2025&#8217;te İngiltere&#8217;de yayınlayarak cesur bir adım attı. Aynı gün, Zeteo platformu da belgeseli dünya çapında izleyiciyle buluşturdu. Bu süreç, &#8220;büyük riskin sessizlikte olduğu zamanlar&#8221; olduğunun ve gazeteciliğin görevini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>



<p>BBC’nin eski sunucularından&nbsp;Gary Lineker, belgeselin gösterimi sonrası yapılan söyleşide, BBC’nin Gazze yayınları nedeniyle&nbsp;“başını utançla öne eğmesi gerektiğini”&nbsp;ifade etti.&nbsp;Lineker; Dr. Victoria Rose, Dr. Khalil Mazen Abu Nada, Dr. Rebecca Inglis ve yapımcılarla birlikte belgeselin sahici boyutlarını izleyiciyle paylaştı.&nbsp;Belgesel konuşulmaya devam ediyor.Umarım bir gün, bu tanıklıklar sadece anlatılan değil,&nbsp;son bulan&nbsp;bir katliamın belgesi olur.&nbsp;</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/">Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 16:34:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[boy from heaven]]></category>
		<category><![CDATA[cennetten gelen çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Edward said]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oryantalizm Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur, Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir, Şark’ı tasvir eder, tedris eder, iskân eder, yönetir; kısacası “Doğu’ya hakim olmak, onu yeniden kurmak ve onun amiri olmak için” Batı’nın bulduğu bir yoldur.&#160;(Edward Said) Modern dünya, hikâyeler üzerinden şekilleniyor. Hikâye kimin ağzından çıkarsa, gerçeklik de ona göre kurgulanıyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/">Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Oryantalizm Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur, Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir, Şark’ı tasvir eder, tedris eder, iskân eder, yönetir; kısacası “Doğu’ya hakim olmak, onu yeniden kurmak ve onun amiri olmak için” Batı’nın bulduğu bir yoldur.</em><em>&nbsp;(</em><em>Edward Said)</em><em></em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1024x683.webp" alt="" class="wp-image-1788" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1024x683.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1536x1024.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1.webp 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Modern dünya, hikâyeler üzerinden şekilleniyor. Hikâye kimin ağzından çıkarsa, gerçeklik de ona göre kurgulanıyor. Ortadoğu söz konusu olduğundaysa bu kurgunun sahipleri çoğunlukla coğrafyanın dışından: Batı merkezli medya kuruluşları, senaryolar, filmler, kitaplar ödüller ve fon sağlayıcıları.. Kendisini kendi ifadeleri ile anlatamayan bir topluluk ve dışarıdan biçimlendirilmiş tek tip bir ‘Ortadoğu’ anlatısı. Cennetten Gelen Çocuk Filmi’ de bir rejim eleştirisi gibi görünse bile aslında Batı’nın Ortadoğu hayalleri ile anlatılmış tasvirler var.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1024x683.webp" alt="" class="wp-image-1790" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1024x683.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2.webp 1080w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yönetmen, senarist ve yapımcı Tarık Saleh, 1972’de Mısırlı bir baba ve İsveçli bir annenin çocuğu olarak Stockholm’de dünyaya geldi. Kariyerine 1980’lerin ortasında İsveç’in en beğenilen grafiti sanatçılarından biri olarak başladı. Sanata sokaktan adım atan Saleh, yıllar sonra baba tarafından memleketi olan Mısır’ın güncel sosyo-politik meselelerine yeniden odaklanıyor. Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve İsveç’in Oscar adayı olarak seçilen Cennetten Gelen Çocuk (Boy From Heaven), büyük şehre okumaya giden taşralı bir gencin kendini içinde bulduğu karanlık ilişkileri anlatıyor. Fransa, İsveç ve Finlandiya ortak yapımı olan film, aynı zamanda uluslararası sinema dünyasının Ortadoğu anlatısını nasıl şekillendirdiğine dair güçlü bir örnek sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="430" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1024x430.webp" alt="" class="wp-image-1789" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1024x430.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-300x126.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-768x323.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1536x645.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-150x63.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-696x292.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1068x448.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1920x806.webp 1920w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3.webp 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Film, balıkçı bir baba ile oğlu Adem’in (Tawfeek Barhom) balık avladıkları, deniz sesinin geldiği bir sahneyle açılıyor. Annesini kaybetmiş olan Adem, Dünyanın en prestijli dini merkezlerinden biri olan El-Ezher Üniversitesi’nde burslu eğitim hakkı kazandığını öğrenir. Babasının onaylamayacağını düşündüğü için ondan saklar. Ancak babası durumdan haberdar olur ve oğlunun gitmesi gerektiğini düşünür ve onu uğurlar. Vedalaşma sahnesinde oğluna “Nereden geldiğini unutma.” Der. Bu cümle, Adem’in tüm film boyunca kendi kökleri ve vicdanı arasında yaşadığı gerilimin temelini oluşturur. Adem’in El-Ezher’e gelişi, bir taşralının büyük şehirde var olma çabasını konu eden bir hikâyesinin anlatılacağını düşünüyordum. Ancak filmin seyrini değiştiren kırılma, üniversitenin başındaki büyük Şeyh’in ani ölümüyle yaşanır. Dini kurumun yeni liderinin seçilme süreci, yalnızca dini değil, aynı zamanda politik bir krize dönüşür. Çünkü El-Ezher’in başına kimin geçeceği, devletin istihbarat birimleri için de stratejik bir meseledir.&nbsp;Adem, bu karmaşık denklemde kendini bir anda istemediği bir rolün içinde bulur. Okulda tanıştığı Zizo, devlet için muhbirlik yapmaktadır. Ancak bu görevi sürdüremeyeceğini söyleyip geri çekilmek ister. Albay kendisinin yerine birini bulmasını ister. ve Zizo’da Ademi önerir. Daha sonra Adem, onun ölümüne tanık olur. Bu tanıklık, Adem’in kaderini mühürler. Artık onun yerine geçmesi gerekiyordur. Onay vermediği bir dünyanın içine kaçamayacağı şekilde çekilir. Zizo’nun ölümünü gördükten sonra odasına gider ve yakın planda onun korkusunu görürüz.</p>



<p><strong>Rejimin Eleştirisi mi, Alternatifin İtibarsızlaştırılması mı?</strong></p>



<p>Adem’in rejimin gizli ajan sistemine bulaşmasıyla başlayan hikâye, kişisel bir dram gibi görünse de aslında kolektif bir korkuyu resmediyor: Muhaberat. Yani devletin her yerdedir. İnsanı insan yapan her değeri değersizleştiren güvenlik aygıtı durumuna gelir. İnsanlar tehdit ediliyor, sevdikleriyle sınanıyor, kendi ailelerinden biri muhbir yapılabiliyor. Bireyin tercih hakkı yok, sadece itaat var.<strong>&nbsp;</strong>Ama burada önemli bir detay daha var.&nbsp;Film sanki Sisi rejimini ve onun gölge kurumlarını eleştiriyor gibi görünüyor.&nbsp;&nbsp;Özellikle muhaberatın (gizli istihbarat) El-Ezher’deki seçimlere nasıl müdahil olduğunu göstermesi, rejimin her alandaki nüfuzuna işaret ediyor. Ancak bu eleştirinin yanında dikkat çeken başka bir durum daha var.&nbsp;Alternatifler, özellikle de İslamî olanlar, daha da karanlık gösteriliyor.&nbsp;Filmin kritik sahnelerinden birinde, Müslüman Kardeşler’e yakın bir adayın temsilcisi olarak gösterilen kişi; kaba, ahlaki olarak yozlaşmış, gayrimeşru ilişkileri olan ve öğrenciler üzerinde baskıcı yöntemlere başvuran biri olarak sunuluyor. O gruba ait diğer kişiler ise Adem’e fiziksel şiddet uygulamaktan çekinmeyen, istismar edici bir karaktere sahip.&nbsp;Yani yönetmen, rejimi eleştirirken, karşısına ahlaki bir seçenek koymak yerine, seyirciyi “bunlar daha beter” düşüncesini sunuyor. Böylece aslında, bilinçli ya da değil,&nbsp;rejimi meşrulaştırıcı bir arka kapı bırakılmış oluyor.&nbsp;Ve burada oryantalist bir bakış açısı giriyor. Artık sadece Batılılar değil, doğudan gelen senaristler ve yapımcılar da bu anlatıyı yeniden üretiyor. Oryantalizm, sadece dışarıdan bir bakış değil; içselleştirilmiş bir ezber haline geldi.</p>



<p><strong>Peki Müslüman Kardeşler Kimdir?</strong></p>



<p>Hasan el-Benna’nın 1928’de kurduğu&nbsp;örgüt, siyasi aktivizmle İslami yardım işlerini bir arada yürütüyordu. Dünyanın diğer bölgelerinde de diğer İslamcı hareketlere ilham verdi. Başlangıçta hedeflerini &#8220;İslami ahlakı ve hayır işlerini yaymak&#8221; olarak açıklayan örgüt ilerleyen yıllarda, özellikle de Mısır&#8217;ın İngiliz sömürge yönetiminden ve Batı etkisinden kurtarılması sürecinde siyasallaştı. En popüler sloganı da &#8220;Çözüm İslam&#8217;da&#8221;.&nbsp;O dönem Mısır’da her üç kişiden biri bu harekete destek veriyordu. Seyyid Kutub’un düşünceleriyle daha da güçlenen hareket, sömürge karşıtı, halk tabanlı ve moderniteyle hesaplaşan bir damar taşıyordu. Ancak bu damar, Batı için “tehlikeli” sayıldı. Seyyid Kutub, sadece yazdığı kitaplardan dolayı idam edildi.<strong>&nbsp;</strong>Filmde Kutub’un kitabı “Yoldaki İşaretler”, yasaklı bir kitap olarak sunuluyor. Bu yasak, filmin kurgusunda bile fikirlerin rejimden daha tehlikeli görüldüğünü gösteriyor. Çünkü fikir, rejimi yıkabilir. Ve Batı, bu fikirleri temsil eden her şeyi radikalleştirerek şeytanlaştırıyor.</p>



<p>Sonuç olarak görünürde politik-gerilim türündeki bu film, izleyiciyi Ortadoğu’daki baskıcı rejimlerin karanlık yüzüyle yüzleştiriyor. Ama derine inildiğinde film, sadece mevcut rejimi değil, İslami temsil eden kişileri de sistematik bir biçimde itibarsızlaştırıldığı çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Bu durum, sadece bir film eleştirisinin değil, Ortadoğu’yu anlatanların kim olduğuna ve nasıl anlattığına dair ciddi bir tartışmanın kapısını aralıyor. Filmde anlatılan bu boşluk süreci aslında Mısır’ın neden hiçbir zaman kendi haline bırakılmadığını gösteriyor. Refah Sınır Kapısı gibi kritik jeopolitik konumlar, İsrail’in güvenliği ve Batı’nın bölgedeki çıkarları doğrultusunda “kontrol edilebilir bir rejim” ihtiyacını doğuruyor. Bu yüzden Batı, Mısır’da rejimlerin değil, istikrarın yani kendi menfaatlerinin sürekliliğinin peşindedir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/">Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Travmanın Çağı, Şiirin Umudu: Filistin&#8217;den Yükselen Diriliş Edebiyatı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/travmanin-cagi-siirin-umudu-filistinden-yukselen-dirilis-edebiyati/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/travmanin-cagi-siirin-umudu-filistinden-yukselen-dirilis-edebiyati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 13:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern toplum, avucunun içindeki telefonlar aracılığıyla, geçmiş kuşakların tüm bir ömürde bile tanık olamayacağı toplumsal dramlara ve acılara dakikalar içinde şahit oluyor. Bu denli yoğun bir görsel bombardıman karşısında, yaşananlara karşı duyarsızlaşmamız ve bu acıyı bastırma eğilimimiz hiç de şaşırtıcı değil. Belki de bu çağın en şümullü kelimesi&#160;travmadır. Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra toplumları sarsan çatışmalar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/travmanin-cagi-siirin-umudu-filistinden-yukselen-dirilis-edebiyati/">Travmanın Çağı, Şiirin Umudu: Filistin&#8217;den Yükselen Diriliş Edebiyatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Modern toplum, avucunun içindeki telefonlar aracılığıyla, geçmiş kuşakların tüm bir ömürde bile tanık olamayacağı toplumsal dramlara ve acılara dakikalar içinde şahit oluyor. Bu denli yoğun bir görsel bombardıman karşısında, yaşananlara karşı duyarsızlaşmamız ve bu acıyı bastırma eğilimimiz hiç de şaşırtıcı değil. Belki de bu çağın en şümullü kelimesi&nbsp;<strong>travma</strong>dır. Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra toplumları sarsan çatışmalar, elbette sadece ekonomik ve toplumsal etkilerle sınırlı kalmadı; sanat alanında da değişimlere yol açtı.&nbsp;<strong>Savaş edebiyatı</strong>&nbsp;olarak adlandırılan bu dönemde üretilen eserler, kimilerince önemli bir mitos olarak görülse de, savaşın en yoğun anında kaleme alınanların, o anki aşırı hisler nedeniyle bir taassuba meyledebildiği de dile getirilir.</p>



<p>Savaşın yoğun duygusuyla yazılan eserler aşırıcılığa veya sorgusuz sualsiz bir kabullenişe yol açabileceği fikri belki de doğru olabilir. Ancak savaşın en temel sebebi, bir varlık meselesidir. Toplumlar sadece bir haritadaki çizgilerinden ibaret değildir. Toplumları birleştiren dil ve ortak acılardır. Toplumların yaşadığı bu derin acıların ve var olma mücadelesinin; şiirler, şarkılar, ağıtlar ya da bir roman olmadan gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağını hiç düşündünüz mü?&nbsp;</p>



<p>Bugün Rus ve Japon edebiyatını muhteva bakımından incelediğimizde, toplumda derin izler bırakan savaşları görürüz. Bu savaşların ardından gelen barışın sükûnetiyle sanatçılar, kendilerini en iyi ifade edecekleri alanlarda üretime ve konuşulmayanları anlatmaya başlamıştır. Böylece, toplumun hafızasını güçlendiren, o anki durumu en iyi şekilde ifade eden eserler yani&nbsp;<strong>sanat</strong>&nbsp;kendini yeniden üretmiştir.</p>



<p><strong>Peki Filistin halkının hayatları, ölümleri ve hayallerinin anlatıldığı dizeler, türküler, hikayeler ve bu mücadeleye eşlik edecek birileri var mı?&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p>Eğer bu soru aklınızdan geçiyorsa,&nbsp;Holokost&#8217;un bu kadar başarılı anlatıldığı bir dünyada, en önemlisi bu Holokost mağdurlarının torunları aynı zulmü şimdi Gazze halkı için yapıyorken Filistin halkının haykırışları nasıl gelecek nesilere aktarılacak? Sanatı kendileri için kullanan bu soykırımcı zihniyet bugün en büyük korkuları, Gazze&#8217;nin bu kahramanca mücadelesinin de dünyaya anlatılmasıdır. Refaat Al-Areer, bu korku yüzünden öldürülmedi mi? Ölmeden önce paylaştığı şiiri ile umudu bir uçurtmaya benzettiği, &#8220;İlla ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın… Hikâyemi anlatmak için…&#8221; dizeleri tüm dünyada yankılandı. Bu da bizlere şunu hatırlatıyor, fikrin öldürülemeyceği gibi şiirlerde yok edilemeyeceğini.</p>



<p><strong>“Eğer bir toplumun şairleri, yazarları yoksa o toplum devam etmiyor demektir”.</strong></p>



<p>Nurullah Genç&#8217;in dediği gibi, &#8220;Şiir bir medeniyet meselesidir.&#8221; İşte İbrahim Nasrallah da Filistin&#8217;de yaşayan halkın var olma mücadelesini ve bu medeniyeti devam ettirmeye çalışan önemli Arap şairlerden biridir. 13 Haziran&#8217;da Sakarya&#8217;da düzenlenen &#8220;24. Uluslararası Sapanca Şiir Akşamları&#8221; programına konuk olan Nasrallah, önemli bir gerçeğin altını çizdi: &#8220;Eğer bir toplumun şairleri, yazarları yoksa o toplum devam etmiyor demektir.&#8221; Bu açıdan şiirin, Filistinlilerin varoluşunun bir göstergesi olduğunu ve Filistinlilerin özgürlük mücadelesini diğer nesillere aktarmak için dizelerin gücüne inandığını dile getirdi. Konuşmasında, bu direniş edebiyatının birkaç yıllık bir mesele olmadığını, 1960&#8217;lı yıllara kadar dayandığını; o dönemlerde televizyon gibi kanalların olmadığını, dolayısıyla tek &#8220;mühimmatlarının&#8221; kalemle yazılan şiirler olduğunu belirtti. Gassan Fayiz Kenefani ve Mahmud Derviş gibi önemli isimlerden bahsetti.</p>



<p><strong>Filistin Direnişin En Önemli Ayağı: Şiir</strong></p>



<p>Şiirin toplumdaki öneminden bahseden Nasrallah&#8217;ın şu sözleri oldukça çarpıcıydı: &#8220;Toplumlar, Allah&#8217;ın bize bahşettiği dünyadaki güzelliğin yansıması olarak yazarlar ve sanatçılar tarafından anlatılıyor. Toplumların ve medeniyetlerin devamı için bu gerekli. Eğer bir toplumun şairleri, yazarları yoksa aslında o toplum devam etmiyor demektir. Dolayısıyla Filistin&#8217;de işgale rağmen edebiyatın, sanatın ve şiirin çokça canlı olması, Filistin halkının Allah&#8217;ın kendine bahşettiği güzelliği ortaya koyduğunu, dünya edebiyatı ve sanatına katkıda bulunduğunu gösteriyor. Bu açıdan şiir, Filistinlilerin varoluşunun göstergesi.&#8221;</p>



<p>Bu sözler, bana Rabbimizin&nbsp;<strong>El-Muhyî</strong>&nbsp;ismini hatırlattı. Hayatı dilediğine veren, ölü kalpleri dirilten ve her şeye can bağışlayan Rabbimiz… Şiir, bir halkın nefesi, bazen bir zulmün ortasında dirilişin&nbsp;işareti olur. Filistin&#8217;de şiirin hâlâ var olması, onların hâlâ yaşadığını, umutla hayata tutunduğunu ve varoluşlarını koruduğunu gösteriyor.&nbsp;</p>



<p>El-Muhyî, sadece bedenlere değil; kelimelere, direnişe ve sanata da hayat veriyor.</p>



<p>&nbsp;Ve işte bu yüzden, şiir yaşadıkça Filistin de yaşamaktadır.&nbsp;Nasrallah&#8217;ın&nbsp;<strong>&#8220;Gazzeli Meryem&#8221;</strong>&nbsp;gibi eserleri ve aldığı uluslararası ödüller, Filistin halkının sesinin evrensel vicdanlarda yankı bulmasının en güçlü kanıtlarındandır. Onun dizeleri, Gazze&#8217;nin yıkıntıları arasından yükselen umudun ve asla boyun eğmeyen cengâver bir ruhun destanıdır. Bu kitapları okumak dünya üzerindeki acıları anlamak ve direnişe şahitlik etmek adına bir sorumluluktur. İbrahim Nasrallah&#8217;ın ve benzeri şairlerin eserlerine yönelmek, Filistin&#8217;in ve zulme uğrayan tüm halkların sesine kulak vermek için atılabilecek en değerli adımlardan biri olabilir sevgili okur.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/travmanin-cagi-siirin-umudu-filistinden-yukselen-dirilis-edebiyati/">Travmanın Çağı, Şiirin Umudu: Filistin&#8217;den Yükselen Diriliş Edebiyatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/travmanin-cagi-siirin-umudu-filistinden-yukselen-dirilis-edebiyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmajın Ötesinde: Türkiye’de Sanat ve Faşizm</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/imajin-otesinde-turkiyede-sanat-ve-fasizm/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/imajin-otesinde-turkiyede-sanat-ve-fasizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 07:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güven ADIGÜZEL ile Röportaj: Havaların ısınmasıyla birlikte doğanın envai renkler ile boyandığı o coşkulu mevsime geldik. İnsanların doğanın bu ritmine ayak uydurduğu, evlerinden çıkıp caddelere yahut da parklara akın ettiği bu günlerde bir araya geliyoruz. Siz de bir Bozcaadalı olarak doğaya yakından şahitlik ettiğiniz ve rüzgar esintisi size mor salkımın ve denizin kokusunu getirdiği bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/imajin-otesinde-turkiyede-sanat-ve-fasizm/">İmajın Ötesinde: Türkiye’de Sanat ve Faşizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Güven ADIGÜZEL ile Röportaj:</strong></p>



<p><strong>Havaların ısınmasıyla birlikte doğanın envai renkler ile boyandığı o coşkulu mevsime geldik. İnsanların doğanın bu ritmine ayak uydurduğu, evlerinden çıkıp caddelere yahut da parklara akın ettiği bu günlerde bir araya geliyoruz.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="400" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/lrroE4yd_400x400.jpg" alt="" class="wp-image-1569" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/lrroE4yd_400x400.jpg 400w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/lrroE4yd_400x400-300x300.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/lrroE4yd_400x400-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>



<p><strong>Siz de bir Bozcaadalı olarak doğaya yakından şahitlik ettiğiniz ve rüzgar esintisi size mor salkımın ve denizin kokusunu getirdiği bir mekandasınız. Bozcaada’da yaşamak sizin için ne anlam ifade ediyor? Biraz kendinizden ve Bozcaada’daki Güven Adıgüzel’den bahseder misiniz?</strong><strong></strong></p>



<p>Denizi, doğayı, günbatımını, uzun yürüyüşleri, yağmurlu havaları falan seviyorum. Galiba herkes sever. Çevreci değilim, tabiata karşı kazanılacak bir zaferin olmadığının farkındayım sadece. Doğaya yakınlık bağlamında, içinde olmayı tercih ettiğim, kasten daraltılmış bir dünya bu.&nbsp;Kaosu da severim bazen, ama dinginliğin işe yarar taraflarını keşfettim.</p>



<p>Bozcaada’da yaşama duygusunu, vaktin nasıl geçtiğini anlamak’la ilgili bir yerden okuyorum, vakit burada bereketli, ilk hissettiğim şey bu. Onun dışında&nbsp;<em>kendine kalmak</em>&nbsp;gibi temel bir ihtiyaca da cevap veriyor. Kendine kalmaktan korkmamak, hatta bazen bunu talep etmek gerekiyor. Hayat dediğimiz şey, beklentilerin belirlediği çatallı bir yol aslında. Tercih ettiğim yol, beni adaya çıkardı. Okuyup, yazıp, üretmek için bahaneler ve anlamlar var burada.&nbsp;&nbsp;Bahaneler ve anlamlar arasındayım.</p>



<p><strong>Bozcaada’da yaşamak birçok sanatçı için içe dönüş ve özgürlükle özdeşleşiyor. Siz de daha önce burayı bir tür “sığınma mekânı” olarak tanımlamıştınız. Bu bağlamda Bozcaada’dan gündemi takip etmek, özellikle Türkiye’deki politik ve kültürel gelişmeleri izlemek nasıl hissettiriyor? Sizdeki yansımaları neler?</strong><strong></strong></p>



<p>Serin durmaya çalışıyorum, kendi gündemlerimle meşgul oluyorum mesela. Sığındığımız yer, büyük ev’imizin dertlerinden uzak kalmaya izin vermiyor, en azından kendi payıma böyle bir talebim de yok zaten. Sıkıştığımız bir toprak parçası olarak, bu sıkışmanın bedeliyle başlayarak çok kendine özgü dertleri var Türkiye’nin. Nihai çözümü siyasette arayarak kısır döngüyü harlıyoruz bence.</p>



<p>Nihayetinde Finlandiya’da yaşamadığımızı biliyoruz, güncel olandan uzak kalmanın imkanı yok. Ki bahse konu gelişmelerin sürekli&nbsp;&#8220;geliştiği&#8221;&nbsp;bir ülkede yaşadığımız için doğuştan şerbetliyiz bu durumlara galiba. Cevaben, herkese yansıdığı kadar, beklenti, kaygı, belirsizlik, öfke gibi şeyler. Ümit hep var ama.</p>



<p><strong>Son dönemde yürüyüşlerde ve sosyal medyada tekrar karşımıza çıkan “faşizme karşı omuz omuza” sloganı üzerine konuşmak istiyorum. Bu pankartta bahsi geçen “faşizm” sizce neyi işaret ediyor? Türkiye’deki faşizm algısı sizce neye tekabül ediyor? Türkiye’de, sizin gözlemleriniz çerçevesinde, faşizme dair bir duyarlılık mı artıyor yoksa tersine bir ilgisizlik mi söz konusu?</strong><strong></strong></p>



<p>Bu kapsamı geniş bir mesele. Türkiye’de kavramların ait oldukları anlam’a nispetle kullanıldıkları pek vaki değildir. İşe yaradıkları ölçüde parlayıp, sönerler. Pankartlarda yazanlar ile halkın gerçekleri de aynı anlamlara tekabül etmez genelde. Ama faşizm algısını, sloganik düzeyde&nbsp;&#8220;sağ&#8221;&nbsp;siyasete karşı söylemlerle ilişkilendirmek mümkün.&nbsp;</p>



<p>Bu yaklaşık yarım asırdır böyle. Söylediğiniz bağlamda ise eğer bugün’den bakarsak, faşizm’den kasıt, elbette aktüel politik konumlandırma. Bunun haklı gerekçeleri olabilir. Kendini baskı altında hissedenlerin bu baskıyı isimlendirme biçimlerine de karşılık gelebilir. Elbette gerçek faşist uygulamaların ne olduğu hususu, yakın siyasi tarihimizin açık sicilinde kayıtlıdır.&nbsp;</p>



<p>Faşizme karşı duyarlılığın ya da ilgisizliğin ne seviyede olduğuna dair sarih gözlemlerim yok. Bizim ilgilendiğimiz/yargı bildirdiğimiz yer, daraltılmış/sıkışmış bir bakışla, ülkeler, partiler, hükümetler ve iktidarlar üzerine zaten. Oysa, dijital diktatörlük, küreselleşme adı altında, insan ve insan’a ait ne varsa ona cepheden saldıran bir taaruzla geliyor.&nbsp;</p>



<p>Salgınlarla yapılan tatbikatların bunun önemli bir parçası olduğunu söylemek de sır değil. Dünya yavaş yavaş büyük bir tımarhaneye dönüşüyor ve insan’dan&nbsp;&#8220;robotik müşteri&#8221;&nbsp;yapmak isteyen başka büyük bir faşizm geliyor, slogan ya da oy atarak yenemeyeceğimiz türden kararlı bir faşizm bu. İnsan kalmaya çabalarsak, faşizme karşı omuz omuza oluruz galiba. Yoksa pankartlar falan güzel. Ayrıca faşizm de kahrolabilir benim açımdan bir sorun yok.</p>



<p><strong>Türkiye’de sanatçılar ve özellikle oyuncular üzerinde bir “faşizm habitatı” oluştuğuna dair düşünceniz nedir? Sizce bu baskı biçimi nasıl tezahür ediyor? Özellikle son yıllarda üretim, ifade ve görünürlük alanlarında ne gibi sınırlandırmalar hissediliyor?</strong></p>



<p>Karmaşık bir konu olmadığı kanısındayım. Çünkü Türkiye’de kültür’ün kendini var ettiği yerin koordinatları aşağı-yukarı belli. Doğru kelime habibat mı emin olamadım. Sanatçının özgürce düşünen-konuşan kişi olarak portresinin -en azından&nbsp;&#8220;ünlü oyuncular&#8221;&nbsp;bağlamında- herhangi bir gerçeklik taşımadığı ortada. Sponsorlar, menejerler, iletişim danışmanları eliyle belirlenen sınırlar içinde imaj’ını yöneten plastik canlılardan söz ediyoruz. Bu kadar ciddiye alarak konuşmak bile anlamsız.</p>



<p><strong>“İmaj kavramı, uygun şartlarda kesinlikle vicdandan büyüktür mesela.”</strong></p>



<p>&nbsp;İmaj kavramı, uygun şartlarda kesinlikle vicdandan büyüktür mesela. Deli muamelesi yapılanlar haricindeki büyük çoğunluk için girilecek-girilmeyecek topların belli olduğunu zaman içinde görüp, tecrübe ettik. Gazze, Disney gibi yasak bölgeler hala varlığını sürdürüyor. Çeşitlendirilebilir elbette. Bu işin bir kısmı. Doğal üyesi olduğun kabileye bağlılığını bildireceğin, koro halinde söyleme mecburiyeti içeren ve hızlı şekilde pozisyon alma zorunluluğu olan o tuhaf zeminin ne’liği de konuşulmayı hak ediyor.&nbsp;</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="511" height="800" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/hayvanlar-kitabi-guven-adiguzel-deneme-ketebe-guven-adiguzel-2512-15-O.jpg" alt="" class="wp-image-1570" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/hayvanlar-kitabi-guven-adiguzel-deneme-ketebe-guven-adiguzel-2512-15-O.jpg 511w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/hayvanlar-kitabi-guven-adiguzel-deneme-ketebe-guven-adiguzel-2512-15-O-192x300.jpg 192w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/hayvanlar-kitabi-guven-adiguzel-deneme-ketebe-guven-adiguzel-2512-15-O-150x235.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/hayvanlar-kitabi-guven-adiguzel-deneme-ketebe-guven-adiguzel-2512-15-O-300x470.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 511px) 100vw, 511px" /></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="900" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/iyilesmenin-tarihi-ya-da-guven-adiguzel-turk-siiri-ketebe-guven-adiguzel-2945-17-B.jpg" alt="" class="wp-image-1571" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/iyilesmenin-tarihi-ya-da-guven-adiguzel-turk-siiri-ketebe-guven-adiguzel-2945-17-B.jpg 576w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/iyilesmenin-tarihi-ya-da-guven-adiguzel-turk-siiri-ketebe-guven-adiguzel-2945-17-B-192x300.jpg 192w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/iyilesmenin-tarihi-ya-da-guven-adiguzel-turk-siiri-ketebe-guven-adiguzel-2945-17-B-150x234.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/05/iyilesmenin-tarihi-ya-da-guven-adiguzel-turk-siiri-ketebe-guven-adiguzel-2945-17-B-300x469.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</div>
</div>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/imajin-otesinde-turkiyede-sanat-ve-fasizm/">İmajın Ötesinde: Türkiye’de Sanat ve Faşizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/imajin-otesinde-turkiyede-sanat-ve-fasizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oscar’da Filistin Direnişi: No Other Land</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/oscarda-filistin-direnisi-no-other-land/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/oscarda-filistin-direnisi-no-other-land/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2025 07:54:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oscar ödülleri sahiplerini buldu. Kırmızı halılar, büyük konuşmalar ile devam eden gece, En İyi Belgesel ödülüyle bir tarih yazdı. Filistinli gazeteci Basel Adra ve İsrailli gazeteci Yuval Abraham’ın ortak çalışması olan No Other Land (Başka Toprak Yok), “En İyi Belgesel” ödülünü kazandı. Böylece ilk kez Filistinli bir yönetmen Oscar ödülü almış oldu. Filmde, birinin yaşadığı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/oscarda-filistin-direnisi-no-other-land/">Oscar’da Filistin Direnişi: No Other Land</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Oscar ödülleri sahiplerini buldu. Kırmızı halılar, büyük konuşmalar ile devam eden gece, En İyi Belgesel ödülüyle bir tarih yazdı. Filistinli gazeteci Basel Adra ve İsrailli gazeteci Yuval Abraham’ın ortak çalışması olan No Other Land (Başka Toprak Yok), “En İyi Belgesel” ödülünü kazandı. Böylece ilk kez Filistinli bir yönetmen Oscar ödülü almış oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="667" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR.jpg" alt="" class="wp-image-1188" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR.jpg 1000w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR-300x200.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR-768x512.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR-150x100.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981255_OSCAR-696x464.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p><strong>Filmde, birinin yaşadığı diğerinin tanıklık ettiği bir hikâyeden oluşuyor.</strong></p>



<p>İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin, siyonistler ve İsrailli askerler tarafından zorla yerlerinden edilmesini güçlü bir dil ile konu alıyor. Filmin en çarpıcı sorulardan biri olan filistinli oyuncunu israilli arkadaşına “Benim yerimde olsan ne yapardın?” sorusunu sormasıdır. Yazgı olarak bir araya gelmesi zor olan iki insanın gözünden bu yıkımı perdeye taşıyor.</p>



<p><strong>Sahnede Aranan Adalet</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="1378" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1.jpg" alt="" class="wp-image-1193" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1.jpg 1000w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-218x300.jpg 218w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-743x1024.jpg 743w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-768x1058.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-150x207.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-300x413.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740981159_no-other-land-1-696x959.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Democracynow’dan edindiğimiz bilgiye göre Basel Adra, ödülü alırken “. Yaklaşık iki ay önce baba oldum ve kızımın benim şu anda yaşadığım hayatı yaşamak zorunda kalmayacağını umuyorum.” dedi. Filmin İsrailli yönetmeni Yuval Abraham, filmin dikkat çekmesi için özellikle Filistin ve İsrail ortak yapımı olarak hazırlandığını, söyledi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-1190" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-1024x682.jpg 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-300x200.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-768x512.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-1536x1024.jpg 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-2048x1365.jpg 2048w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-150x100.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-696x464.jpg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-1068x712.jpg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/other_land-scaled-1-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Abraham konuşmanın devamında Filistinli arkadaşı Basel Adra’yı göstererek “Basel’e baktığımda kardeşimi görüyorum ama biz eşit değiliz. Benim sivil yasalar altında özgür olduğum, Basel&#8217;in ise hayatını mahveden ve kontrol edemediği askeri yasalar altında olduğu bir rejimde yaşıyoruz.” diye eklemede bulundu.</p>



<p>Ödülü aldıkları anOscar gecesinin en dikkat çeken anlarından bir olmasını sağladı. Ancak asıl soru şimdi başlıyor: Sahnede alkışlanan bu hikâye sahneden indikten sonra unutulacak mı? No Other Land, Filistin’in sesi olmak için ödülü aldı, peki bu ses ne kadar etkili olacak?</p>



<p>Basel Adra ve Yuval Abraham&#8217;ın Oscar Konuşması’nın tamamını izlemek için linke tıklayın.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="966" height="1024" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-966x1024.jpg" alt="" class="wp-image-1191" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-966x1024.jpg 966w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-283x300.jpg 283w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-768x814.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-1449x1536.jpg 1449w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-150x159.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-300x318.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-696x738.jpg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-1068x1132.jpg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara-1920x2035.jpg 1920w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/1740982070_oscara.jpg 1932w" sizes="auto, (max-width: 966px) 100vw, 966px" /></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/oscarda-filistin-direnisi-no-other-land/">Oscar’da Filistin Direnişi: No Other Land</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/oscarda-filistin-direnisi-no-other-land/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
