<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şeyda Karabatak, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/seyda-karabatak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Dec 2025 12:51:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>Şeyda Karabatak, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Devrimin Birinci Yılında Suriyeli Göçmenlerin Geri Dönüş Paradoksu</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/devrimin-birinci-yilinda-suriyeli-gocmenlerin-geri-donus-paradoksu/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/devrimin-birinci-yilinda-suriyeli-gocmenlerin-geri-donus-paradoksu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyda Karabatak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 12:44:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[esad]]></category>
		<category><![CDATA[paradoks]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeli gçömenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Esad rejiminin devrilmesinin yıldönümünde Suriyelilerin geri dönüşüne yönelik söylemlerin yeni bir boyut kazandığına ve Suriyeli sığınmacıların yoğun olduğu ülkelerde yeni politika ve yaptırımların gündeme geldiğine şahit oluyoruz. Görünürde oldukça empatik ve barışçıl bu hareketlenmeler gerçekte uygulanabilirliği tartışmalı olan bir şeyi normalleştirmeye çalışıyor: gönüllü ve güvenli geri dönüş. Esad rejiminin düşmesinin hemen ardından, hem Türkiye’de hem [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/devrimin-birinci-yilinda-suriyeli-gocmenlerin-geri-donus-paradoksu/">Devrimin Birinci Yılında Suriyeli Göçmenlerin Geri Dönüş Paradoksu</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Esad rejiminin devrilmesinin yıldönümünde Suriyelilerin geri dönüşüne yönelik söylemlerin yeni bir boyut kazandığına ve Suriyeli sığınmacıların yoğun olduğu ülkelerde yeni politika ve yaptırımların gündeme geldiğine şahit oluyoruz. <strong>Görünürde oldukça empatik ve barışçıl bu hareketlenmeler gerçekte uygulanabilirliği tartışmalı olan bir şeyi normalleştirmeye çalışıyor: gönüllü ve güvenli geri dönüş.</strong></p>



<p>Esad rejiminin düşmesinin hemen ardından, hem Türkiye’de hem de dünyada Suriyelilere yönelik yükselişte olan mülteci karşıtlığının yeni bir söyleme büründüğüne şahit olduk. Önceden açıkça ‘‘geri gönderelim’’ söylemi hakimken, Esad zulmünün son bulmasıyla bu ifade daha yumuşatılmış bir biçimde ‘‘geri dönüşe zorlamayalım ama destekleyelim’’ şeklinde dile getirildi. Elbetteki bu dönüşüm dildeki bir incelmeden ibaret değil; ulus-devletlerin göç baskısını azaltma çabaları, politik aktörlerin seçim stratejileri ve kamuoyunun yönlendirilmesi çabaları ve geri dönüşü hızlandırmayı hedefleyen bir dizi yeni politikayla yakından ilgili.</p>



<p>Suriye iç savaşının başladığı 2011’den bu yana 14 milyonun üzerinde Suriyeli’nin yerinden edildiği ve yaklaşık 7 milyonunun farklı ülkelere iltica ettiği kaydediliyor. UNHCR’ın 2025 verilerine göre Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler 4 milyonun üzerinde Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, Avrupa ülkeleri ise, çoğunluğu Almanya’da yoğunlaşan bir dağılımla, bir milyona yakın Suriyeliyi barındırıyor. <a href="https://data.unhcr.org/en/situations/syria">(UNHCR, 2025).</a></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="472" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-1024x472.png" alt="" class="wp-image-2283" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-1024x472.png 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-300x138.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-768x354.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-150x69.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-696x321.png 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi-1068x492.png 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/1-komsu-ulkeler-kayitli-Suriyeli-multeci-dagilimi.png 1126w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Türkiye ise 3 milyona yakın bir sayıyla dünyada en geniş Suriyeli sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olarak ön plana çıkıyor. 2021 yılında bu sayı en üst seviye olan, 3 milyon 737 bine ulaşmış, bu tarihten sonraysa giderek azalmıştı. Göç İdaresi Başkanlığı’nın 27 Kasım 2025’te güncellemiş olduğu verilere göre şuanda Türkiye’de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin sayısı 2 milyon 370 bine düşmüş durumda <a href="https://www.goc.gov.tr/gecici-koruma5638">(Göç İdaresi Başkanlığı, 2025)</a>.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="582" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-1024x582.png" alt="" class="wp-image-2284" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-1024x582.png 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-300x171.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-768x437.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-150x85.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-696x396.png 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik-1068x607.png 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/2-guncel_TR_Istatistik.png 1532w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>8 Aralık 2024’te Esad rejiminin düşüşü büyük bir heyecan yaratmakla birlikte, gündeme gelen ilk konulardan birisi Suriyeli mültecilerin geri dönüşü olmuştu. İlk birkaç aylık süreçte yayınlanan medya ve haber içerikleri hem çok ilgi çekti, hem de yeni bir algı yarattı: ‘‘Savaş bitti, Suriyelilerin geri dönüşü başladı.’’ Çoşkulu kutlama kareleri, kameraya el sallayan, gülen yüzler ve heyecanlı çocukların bulunduğu video içeriklerine, ilk kez ne zaman ülkelerinden ayrıldıklarından ve geri dönüş planlarından bahseden göçmenlerin anlatıları eşlik etti. ‘‘İlk fırsatta ülkeme geri döneceğim’’ ‘‘her şey çok iyi olacak, umutluyum’’ ‘‘Türkiye’ye teşekkür ederiz, artık dönüyoruz’’ diyen insanların coşkulu anlatıları içerisinde umut, sevinç ve geri dönüş heyecanı özellikle parlatıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-1024x576.png" alt="" class="wp-image-2285" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-1024x576.png 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-300x169.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-768x432.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-1536x864.png 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-150x84.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-696x392.png 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus-1068x601.png 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/3-gunullu-guvenli-onurlu-ve-duzenli-geri-donus.png 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Göç İdaresi Başkanlığı bu süreçte titiz bir çalışma yürüttü. Bir yandan Suriyeli göçmenlerin yoğunluklu olduğu illerde gönüllü geri dönüş için koordinasyon noktaları ve sınır kapılarında kapasite artırımları yaparken, diğer yandan bu süreci ‘‘Gönüllü, onurlu, güvenli ve düzenli geri dönüş’’ söylemi etrafında kurgulayan bir kampanya ile destekledi. Son bir yılda geri dönüşlerin hızlandığı ve sınır kapılarında büyük yoğunlukların yaşandığını vurgulayan video içerikler ve veriler yayınlandı. ‘’13 yılın ardından binlerce insan Türkiye’nin ev sahipliğinde geri dönüyor’’ ‘’Kayıttan ulaşıma her detay insan onuruna uygun şekilde planlanıyor’’ ‘‘Gönüllü, onurlu, güvenli ve düzenli bir geri dönüş başlıyor’’ ‘‘Aynı gökyüzü, yeni umutlar’’ gibi retorik ifadeler kullanıldı.</p>



<p><strong>Peki böyle bir geri dönüş gerçekten var mı veya mümkün mü?</strong></p>



<p>Kampanyalar akın akın bir geri dönüş yaşandığı imajı yaratırken, sahaya baktığımızda bu söylemin büyük ölçüde sembolik kaldığını görüyoruz. <strong>Ortaya konan görüntüler bir geri dönüş dalgası algısı yaratıyor ancak gerçekte yaşananlar çok daha sınırlı, parçalı ve belirsiz bir manzaraya işaret ediyor.</strong></p>



<p>Öncelikle Suriye’ye geri döndüğü kaydedilen göçmenlerin bir kısmının ülkelerine yaptıkları ziyaretten sonra tekrar Türkiye’ye döndükleri ve bu şekildeki dönüşlerin sayısının tam olarak bilinemeyeceği kaydediliyor. Zira geri dönen göçmenlerin ne kadarının kalıcı olarak Suriye’de kalmak niyetiyle hareket ettiğini takip etmek kolay değil.</p>



<p>Diğer yandan bu alandaki çalışmalar, geri dönüşlerin savaş ve kriz durumları sonrasında ülkelerin yeniden inşası için çok elzem olmakla birlikte, bireysel olarak geri dönüş kararlarının sadece köken ülkenin çağrısına ya da ev sahibi ülkelerin geri dönüşleri teşvikine bağlı olmadığını gösteriyor. Özellikle, ev sahibi ülkeye yakın bir tarihte göç etmiş, uyum konusunda umut taşımayan ve geride bıraktıklarına duydukları özlem baskın olan göçmenler, savaşın sona ermesinin hemen ardından geri dönüş eğilimi gösterirken; savaşın bitmiş olmasına rağmen belirsizliklerin devam etmesi, ciddi altyapı sorunları, ekonomik krizler ve toplumsal güvenliğin tam olarak sağlanamaması gibi baskılar büyük bir göçmen nüfusunu daha rasyonel bir karar vermeye; bekleyip gidişatı gözlemeye yöneltiyor. (Algül, 2019; Bilecen, 2022; Küçükakbulut, 2025)</p>



<p>Türkiye’de Göç İdaresi Başkanlığı’nın Kasım ayı başında açıkladığı verilere göre devrimden sonraki ilk bir senede 550 bin Suriyeli göçmenin geri dönüş yaptığı kaydedilmiş durumda (Göç İdaresi Başkanlığı, 2025). Komşu ülkelerden vatanlarına geri dönüş yapan Suriyelilerin toplam sayısı ise 1,2 milyonu aşıyor <a href="https://www.unhcr.org/tr/news/press-releases/unhcr-historic-return-displaced-syrians-presents-opportunity-and-urgent">(UNHRC, 2025)</a>. Elbette geri dönüşlerin sürmesi ve bu sayıların artması bekleniyor. Henüz dönmek konusunda somut bir adım atmamış olsa da kısa ve uzun vadede vatanına dönme niyeti taşıyan Suriyeli göçmenlerin sayısında Aralık 2024 itibariyle keskin bir artış gözlemlenmişti. Devrim öncesinde dönmeyi düşünenlerin sayısı %2 iken, 2025 Ocak ayında bu veri %27 olarak ölçülmüştü <a href="https://data.unhcr.org/en/documents/details/118532">(UNCHR, 2025)</a>.</p>



<p><strong>Zorunlu Gönüllülük</strong></p>



<p>Suriye’deki mevcut durumun belirsizliği, ekonomik koşullar, aile ve vatan özlemi, ev sahibi ülkelerde maruz kalınan ayrımcılık ve şiddet gibi birçok faktörü birlikte değerlendirip makul bir karar vermeye çalışan Suriyeli göçmenleri endişeye sürükleyen politika ve yaptırımlar da sürece farklı bir açıdan dahil oluyor. Dünya genelinde yükselen ‘‘Suriyeliler için geri dönüş vakti geldi’’ algısına otoriteler yeni yaptırım ve politikalarla katkı sağlıyor.</p>



<p>19 Eylül 2025’te Department of Homeland Security (DHS) ABD’de yaşayan Suriyeli göçmenlerin geçici koruma statüsünün kaldırılmasına ilişkin bir karar almış ve bunun 21 Kasım 2025 itibariyle yürürlüğe konulmasını planlamıştı. Manhattan’daki federal mahkemenin itirazı sonrası karar askıya alınmış olmakla birlikte, yürürlüğe konması durumunda 6000’in üzerinde Suriyeli göçmeni etkileyeceği konuşuluyor.</p>



<p>Türkiye’de de uygulamada olan geçici koruma programı (Temporary Protection Status-TPS) savaş, iç çatışma veya büyük afetler nedeniyle kendi ülkelerine döndüklerinde ciddi tehlike altında olacak bireylerin, vize şartı aranmaksızın ev sahibi ülkede kalabilmelerine, çalışma imkânına erişmelerine ve belirli temel haklardan yararlanmalarına olanak tanıyan bir göçmen programı. Suriyelilere yönelik Geçici Koruma Statüsü ABD’de ilk kez 2012 yılında Barack Obama tarafından yürürlüğe konulmuştu. Ocak ayından bu yana, Donald Trump&#8217;ın yönetimi TPS&#8217;yi hedef almış almış durumda. Venezuela, Afganistan, Kamerun, Nepal, Honduras, Nikaragua’dan sonra, şimdi de Suriye&#8217;den gelen göçmenlerin koruma statüsünü iptal etmeye çalışıyor. Bu girişimlerin gerekçeleri arasında ‘’olağanüstü koşulların ortadan kalktığı’’ ‘’geçici koruma statüsündeki göçmenlerin ülke genelinde huzursuzluk yarattığı’’ ‘‘suça karıştığı’’ gibi iddialar yer alıyor.</p>



<p>Avrupa’da da durum farklı değil. Geçici koruma programlarıyla ilgili henüz somut bir adım atılmamış olmakta birlikte Almanya gibi yoğun göçmen nüfusu barındıran ülkelerde geçen bir yıllık süre içerisinde geri dönüşü teşvik etme dilinin yerini tehditvari söylemlere ve sınırdışı politikalarına bıraktığı görülüyor. Özellikle Almanya’da hükümet ülkede ikamet eden Suriyeli göçmenlere yönelik baskıyı ve sınırdışıları artırmayı istiyor. Almanya başbakanı Friedrich Meertz’in ‘‘Suriye&#8217;deki iç savaş sona erdi. Artık Almanya&#8217;da sığınma için hiçbir sebep yok. Bu nedenle sınır dışı etmelere de başlayabiliriz’’ şeklindeki çıkışı parti içerisinde tartışmalara sebep olmuş, Dışişleri Bakanı Johann Wadephul yaptığı Suriye ziyaretinden sonra geri dönüş sürecinin hızlandırılmasının zor olduğunu, henüz geri dönüşleri karşılayacak bir altyapının bulunmadığını söylemişti.</p>



<p>Buna karşın Mertz, Suriyelilerin ülkelerini ayağa kaldırmak için dönmeye gönüllü olduklarını, Almanya’nın da bu konuda onları destekleyeceğini, hatta Ahmed Şara’yı ‘’Almanya-Suriye ilişkilerini’’ ve ‘’Suriyelilerin geri dönüşünü’’ konuşmak için Almanya’ya davet ettiğini söylemişti. Hükümet öncelikli olarak suça karışmış ve aşırılıkçı davranışlarda bulunduğu tespit edilen Suriyelilerin sınırdışı edilmesini planlıyor. Bu kapsamda Suriye ile bir mutakabatın imzalanması da gündemde. Yeni iltica başvurusu almayı zaten durdurmuş olan Almanya, geçtiğimiz bir yılda başvuruların yalnızca %0.8’ine onay vermiş. <a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/crl2ye8n21yo">(BBC Türkçe, 2025)</a></p>



<p>Türkiye’de ise gönüllülük esasına dayandırılan geri dönüş kampanyaları devam ederken geçtiğimiz günlerde geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli göçmenlerin sağlık hizmetinden ücretsiz yararlanma hakkının kaldırıldığıyla ilgili yeni bir karar yayınlandı. Sağlık hizmetinden yararlanmak isteyen tüm Suriyeli sığınmacıların SGK’ya ödeme yapmasını gerektirecek olan yeni düzenlemede ödeme gücü bulunmayan sığınmacıların yaptıkları ödemelerin geri iade edileceği bir sistem kurulmuş durumda. Geçici koruma statüsünde bulunan 2 milyonun üzerindeki Suriyeli göçmeni ilgilendirecek olan bu karar göçmenler üzerinde dolaylı bir geri gönüş baskısı kurma potansiyeli taşıyor.</p>



<p>Sonuç olarak geçtiğimiz bir yıl içerisinde Suriyeliler için geri dönüş bir paradokstan öteye gidemedi. Suriye’nin ayaklanması, yeniden inşası için ciddi bir insan gücüne, dolayısıyla, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan vatandaşlarının geri dönüşününe ihtiyacı var. Diğer yandan bu geri dönüşleri karşılayacak altyapıya sahip değil, halihazırda yapılan geri dönüşler var olan kapasiteyi doldurmuş durumda. Ülkede ciddi bir konut ve kira krizi yaşanıyor, yaşam maaliyetleri çok yüksek, alım gücü ise düşük. Diğer yandan İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları ve yaşanan mezhep kaynaklı çatışmalar şiddet ortamını devam ettiriyor.</p>



<p>Böylece geri dönüş, Suriye’nin yeniden inşası için kaçınılmaz bir ihtiyaç hâline gelirken; ev sahibi ülkelerde güçlenen dönüş söylemi ve politikalarla birlikte, Suriyeliler için geri dönüş kararı umut ve korku arasında sıkışıp kalıyor.</p>



<p><strong>Kaynaklar</strong></p>



<p>Algül, Ö. (2019). Pursuing peace: The return of Bosnian war refugees from “paradise lands” to “home” (Master’s thesis, Utrecht University, International Development Studies).</p>



<p>Küçükakbulut, E. (2025). Suriye Türkmenlerinin iç savaş sonrası geri dönüş eğilimleri. <em>UPA Strategic Affairs</em>, 6(2), 3–26.</p>



<p>Bilecen, T. (2022). To stay or to return? A review on return migration literature. <em>Migration Letters</em>, 19(4), 367–385. <a href="https://doi.org/10.33182/ml.v19i4.2092">https://doi.org/10.33182/ml.v19i4.2092</a></p>



<p>BBC Türkçe. (2025, November 17). <em>Almanya Suriyelileri geri göndermeye mi başlıyor? </em>BBC News Türkçe. <a href="https://www.bbc.com/turkce">https://www.bbc.com/turkce</a></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Şeyda Karabatak' src='https://secure.gravatar.com/avatar/c463a8ca3708d7bd956fefdc1a1f639827c126d668de84f62538e2a5268739ba?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/c463a8ca3708d7bd956fefdc1a1f639827c126d668de84f62538e2a5268739ba?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/seyda-karabatak/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Şeyda Karabatak</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Şeyda Karabatak Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümünden 2020’de mezun olmuş ve İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji bölümünde “Changing Experiences of Marriage and Masculinity in Turkey: Turkish Men’s  Transnational Marriages to Indonesian Women in the Black Sea Region” başlıklı tezini 2023 yılında tamamlamıştır. Şuanda Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsünde Ortadoğu Sosyolojisi ve Antropolojisi Doktora Programında çalışmalarını sürdürmektedir. Akademik ilgi alanları sosyal antropoloji, toplumsal cinsiyet ve erkeklik, Ortadoğu sosyolojisi, post-kolonyal teori ve etnografik araştırma yöntemleri üzerine yoğunlaşmıştır. </p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/devrimin-birinci-yilinda-suriyeli-gocmenlerin-geri-donus-paradoksu/">Devrimin Birinci Yılında Suriyeli Göçmenlerin Geri Dönüş Paradoksu</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/devrimin-birinci-yilinda-suriyeli-gocmenlerin-geri-donus-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jeffrey Epstein’in İsrail Dosyası</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/jeffrey-epsteinin-israil-dosyasi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/jeffrey-epsteinin-israil-dosyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyda Karabatak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 18:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jeffrey Epstein ile İsrail arasındaki ilginç bağlantıları gün yüzüne gösterir nitelikle belgeler ve yazışmalar ortaya çıkmaya devam ediyor. Yakın zamanda Drop Site News isimli bir haber sitesi tarafından analiz edilen e-mail yazışmaları Yoni Koren isimli bir İsrail ajanının, eski Savunma Bakanı Ehud Barak’ın baş danışmanı olduğu bir dönemde, Epstein’in Manhattan’daki evinde haftalarca kaldığı ortaya çıktı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/jeffrey-epsteinin-israil-dosyasi/">Jeffrey Epstein’in İsrail Dosyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Jeffrey Epstein ile İsrail arasındaki ilginç bağlantıları gün yüzüne gösterir nitelikle belgeler ve yazışmalar ortaya çıkmaya devam ediyor.</strong></p>



<p>Yakın zamanda <a href="https://www.dropsitenews.com/"><em>Drop Site News</em></a> isimli bir haber sitesi tarafından analiz edilen e-mail yazışmaları Yoni Koren isimli bir İsrail ajanının, eski Savunma Bakanı Ehud Barak’ın baş danışmanı olduğu bir dönemde, Epstein’in Manhattan’daki evinde haftalarca kaldığı ortaya çıktı.</p>



<p>Yoni Koren uzun yıllar İsrail askeri istihbarat servisi AMAN’da görev almış, Ehud Barak’ın savunma bakanı olarak görev yaptığı 2007-2013 yılları arasında ise kendisine baş danışmanlık yapmıştı. Görevi boyunca hem Barak’la AMAN arasında bilgi akışını sağladığı hem de Barak’ın İsrail’in savunma teknolojileri ve siber güvenlik kapasitesinin geliştirilmesine yönelik temas ve müzakerelerde Barak adına sahada aktif rol oynadığı kaydediliyor. Bununla birlikte, Ehud Barak’ın kabineden ayrılmasının ardından da bu görevine devam ettiği tahmin edilmektedir. Koren, 2023’te kanser sebebiyle hayatını kaybetmiş, Barak ise onun için “rolüne, IDF&#8217;ye ve devlete sonsuz sadakatle bağlı, yetenekli bir istihbarat subayı” demişti.</p>



<p>Epstein’in kişisel takvim kayıtlarından anlaşıldığı üzere, Koren’in 2013–2015 yılları arasında Epstein’e ait mülklerde farklı sürelerle, en az üç kez kaldığı görülmektedir. Sızdırılan e-postalar ise bu ziyaretlerin büyük bölümünde Koren’in Epstein ile doğrudan temas hâlinde olduğunu ve söz konusu temasların çoğunun Barak’ın yönlendirmesiyle gerçekleştiği gösteriyor. Handala isimli Filistin yanlısı hacktivist bir örgüt tarafından hacklenerek ortaya çıkarılan ve bir sızıntı arşivi olarak çalışan Distributed Denials of Secrets tarafından yayınlanan e-postaların, oldukça kısa ve bağlamdan yoksun olduğu, şifreli detaylar içerdiği görülüyor. Buna rağmen Epstein’in İsrail devlet kurumları ve aktörleriyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna dair önemli bulgular içeriyor.</p>



<p>2015 yılı Şubat-Mart ayları arasında yapılan bir dizi yazışma bu üç isim arasında çeşitli görüşmelerin ayarlandığını, bir paket teslimi yapıldığını ve belirsiz bir para transferi girişiminde bulunulduğunu göstermekte. 14 Şubat’ta Barak’la Epstein arasındaki bir yazışma ikisinin yüzyüze görüşme çabasıyla ilgiliyken, muhtemelen gerçekleşen bu görüşmenin ardından, 23 Şubat’ta Barak, Epstein’e Yoni Koren’e ait Citibank hesabının transfer bilgilerini iletiyor. Muhtemel bir para transferi için iletilen hesap bilgileriyle birlikte içeriğe ya da amaca dair herhangi bir açıklama yer almıyor. Dolayısıyla bu transferin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ya da ne amaçla planlandığı bilinmiyor. Bildiğimiz bir şey ise Koren’in bu süreçte emekli olmasına rağmen Barak adına çalışmaya devam ediyor olması ve New York’a yaptığı ziyaretlerde Epstein’in evinde kalıyor olması&#8230;</p>



<p>Birkaç gün sonra, Barak’ın Koren’e gönderdiği bir başka e-posta, içerisinde kulaklık ve bir banka kartı bulunan bir paketin belirli bir adresten alınarak iade edilmesini ve işlemin tamamlandığına dair kendisine bilgi verilmesini talep ediyor. Koren, istenen işlemi tamamladıktan sonra Barak’a bunu bildiriyor ve kendisinden kartı bir süre daha saklaması isteniyor. Tüm bunlar pek de sansasyonel bilgi içermeyen, normal bir akış gibi görünse de, gerek Jeffrey ve Barak arasındaki para transferi konusunun, gerekse Koren’in Barak adına yaptığı ayak işlerinin pek alışılageldik olduğunu söyleyemeyiz. Muhtevasını ileri belge veya kanıtlar ortaya çıkmadan asla bilemeyeceğimiz bu yazışmaların taraflar arasında bir tür kodlu iletişim olma olasılığının oldukça yüksek olduğu kaydediliyor. Nitekim, 2013’te Edward Snowden tarafından sızdırılan ABD İstihbarat belgeleri hem Ehud Barak’ın hem de <em><strong>“yüksek öneme sahip hedef”</strong></em> olarak tanımlanan Yoni Koren’in ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından izlendiğini ortaya koymuştu. Normalde birçok yazışmalarını İbranice gerçekleştiren Koren ve Barak’ın bu alışveriş konusunu İngilizce konuşuyor olmaları ayrıca bir soru işareti olarak durmakta…</p>



<p>Her ne kadar bu belgeler tam bir bağlam sunmasa da yazışmalar, Epstein’in takvim kayıtları, içeriği tam olarak anlaşılmayan para transferleri ve paket teslimleri daha geniş bir perspektifte, Epstein–Barak–Koren arasındaki istihbarat, diplomasi ve güvenlik boyutları olan çok katmanlı bir ilişki ağına işaret etmektedir.</p>



<p>Koren’e dair bu e-postalardan önce de Barak’ın 2013–2016 yılları arasında Epstein’le sürekli temas hâlinde olduğunu gösteren yazışmaları kamuoyuna yansımış, Barak bu belgelerin ortaya çıkmasından Başbakan Netanyahu’yu sorumlu tutmuş ve durumu bir “komplo” olarak nitelendirmişti. Ancak sızdırılan materyaller, bu ilişkinin komplo iddialarıyla sınırlandırılamayacak kadar somut ve derin olduğunu göstermektedir. E-postalar, Epstein’in adeta gayriresmî bir irtibat görevlisi gibi hareket ederek Suriye, Rusya ve İsrail eksenindeki diplomatik temasları organize ettiğini; Rus siyasi çevrelerinden Barak’a bilgi aktardığını, İsrail’in Moğolistan ve Fildişi Sahiliyle yapacak olduğu siber güvenlik anlaşmalarının şekillenmesinde rol oynadığını; hatta Barak’ın dış politika girişimlerine dair stratejik tavsiyelerde bulunduğu ve kendisine finansal destek sağladığını ortaya koymaktadır.</p>



<p><strong>Moğolistan örneği bu ilişkinin en somut ayağıdır.</strong></p>



<p>2013 yılından itibaren Epstein ile Barak arasında Moğolistan’daki enerji ve maden yatırımları ve daha sonrası için planlanan bir güvenlik iş birliği hakkında yoğun bir yazışma trafiği başlamış; Epstein hem görüşmeleri organize etmiş hem de Barak’ın Moğolistan’daki ekonomik girişimlerine doğrudan finansman sağlamıştır. Ortaya çıkan e-postalarda ikisinin arasında günlük ve oldukça samimi yazışmaların yapıldığı, Barak’ın Moğolistan’daki bir toplantısından önce Epstein’den acil bir telefon beklediği, Barak’ın bir ödeme için Epstein’den destek talep ettiği ve Esptein’in hem yapılan görüşmeleri koordine ettiği hem de Barak’a yapmakta olduğu yatırımlarla ilgili tavsiyelerde bulunduğu anlaşılıyor. İki isim arasındaki iletişim 2016 Nisan’ında, Epstein’in yakın çevresindeki Ghislaine Maxwell’in yargılandığı haftaya kadar devam etmiş olduğu görülüyor. Bu olayın hemen ardından yazışmaların kesilmesi dikkat çekiyor. Ancak bu ikilinin attığı temeller üzerine 2017 yılında İsrail ile Moğolistan arasında resmî bir siber güvenlik iş birliği anlaşmasının yapıldığı kaydediliyor.</p>



<p>Benzer bir hikâye ise 2011-14 yılları arasında yaşanan bir siyasi kriz sonrasında Fildişi Sahili’nde gerçekleşmiş, Ehud Barak’ın savunma bakanı olduğu dönemde Fildişi Sahili’ndeki yeni yönetimle gizli bir güvenlik-istihbarat anlaşması yapılmıştır. Sızdırılan belgeler, Epstein’ın bu süreçte Barak’a yalnızca devlet yetkilileriyle perde arkasından görüşmeler ayarlamakla kalmadığını; Barak’ın Başkan Alassane Ouattara’nın aile üyeleriyle bağlantı kurmasını kolaylaştırdığını ve ülkede kurulması planlanan İsrail menşeili bir siber güvenlik ağının finansmanı ile operasyonel detaylarının şekillenmesine de katkıda bulunduğunu göstermektedir.</p>



<p>Son olarak değinilmesi gereken önemli bir mesele de Epstein’in Barak’ın Ortadoğu politikaları için yürüttüğü bir arka kapı diplomasisidir. Sızan e-postalar Epstein ve Barak’ın Suriye iç savaşının özellikle kızıştığı bir dönemde, 2013-2016 yılları arasında, Rusya’yı belli politikalara ikna etmek için sürekli olarak yazıştıklarını ve Putin’le görüşme sağlamak amacıyla arka kanallar aradıklarını ortaya çıkarıyor.</p>



<p><strong>Ehud Barak, bu dönemde Esad&#8217;ın devrileceğine dair güçlü bir inanç taşımaktaydı.</strong></p>



<p>Hatta Münih&#8217;te katıldığı bir konferansta, İsrail&#8217;in Suriye&#8217;ye saldırısı üzerine (Ocak 2013) yaptığı değerlendirmede, &#8220;Esad&#8217;ın düşüşünün yakın&#8221; olduğunu, &#8220;Söylediğimiz şeyin arkasında dururuz&#8221; sözleriyle vurgulamış ve bu gerçekleştiğinde hem İran&#8217;a hem de Hizbullah&#8217;a büyük bir darbe vurulacağını söylemişti. Tarihin bu noktasına geldiğimizde bunun 2024 Aralık’ına kadar gerçekleşemediğini görüyoruz ancak, o dönem için İsrail güvenliğindeki başat isimler Suriye’yi istiktarsızlaştıracağı düşüncesiyle Esad’ın devrilmesini istemekteydi. Bu açıdan Barak’ın Putin ile kapalı kapılar ardında görüşme çabası ve Epstein’le yaptığı iş birliği daha anlamlı hale geliyor.</p>



<p>19 Mayıs 2013’te gönderilen bir e-postada Barak’ın, “Anahtarları Kremlin Tutuyor” başlıklı bir köşe yazısı taslağını Epstein’e ilettiği ve bir gün sonra yorumlarla dolu bir geri dönüt aldığı görülüyor. İkilinin birlikte hazırlamış olduğu yazının detaylarında, “Esad rejiminin meşruiyetini kalıcı olarak kaybettiğinin kabul edilmesi ve Rusya’nın savaşı hızla bitirmek için liderliği üstlenmesi gerektiği’’; aksi takdirde Suriye’nin ‘‘kanlı katliamlarla dolu yıllar’’ göreceği” yer alıyor. İkili asıl meselenin Rusya&#8217;nın Esad&#8217;ı ayrılmaya ikna edip etmeyeceği olarak gördüğü anlaşılıyor.</p>



<p>Yine ortaya çıkan e-postalarda Epstein&#8217;in, Barak’ın Suriye ile ilgili gündemini kapalı kapılar ardında Rusya ile görüşebilmesi için Avrupa ve ABD’deki ağı üzerinden Barak’ı ilgili kişilerle bir araya getirmeye çalıştığı görülmekte. Ayrıca Epstein’in, Putin&#8217;in yakın çevresinden Barak’a bilgi sızdırdığı ve Barak’ı nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda sıklıkla yönlendirdiği anlaşılıyor. 9 Mayıs 2013 sabahında Barak Epstein’e, &#8220;Uyanık mısın? Eğer öyleyse, lütfen ara,&#8221; diye yazmış, muhtemel bir telefon görüşmesinin ardından ise &#8220;Jeff, lütfen bu bilgiyi arkadaşlarımızla paylaşma&#8221; şeklinde ayrı bir e-posta göndermiş. Epstein’in cevabı ise oldukça ilginç: &#8220;Tabii ki paylaşmam. Putin&#8217;e Moskova&#8217;ya geleceğini söylemelisin. Özel bir görüşme isteyip istemediğini sor.&#8221;</p>



<p>Ehud Barak, 2013 yılı mart ayında resmî olarak görevinden ayrılmasına rağmen, ortaya çıkan tüm bu yazışmalardan anlaşıldığı üzere, sakin bir emeklilik hayatı yerine kapalı kapılar ardında diplomasi yürütmeye devam etmiş gibi görünüyor. Bu süreçteki en yakın temasının, bir pedofili suçlusu ve insan kaçakçısı olarak yargılanmış olan Jeffrey Epstein olması, durumun çarpıklığını gözler önüne sermekte. Epstein&#8217;in, kendisini apolitik bir finansçı olarak tanımlamasının aksine; derin siyasî bağlantılara, anlaşma yapma, sorun çözme ve ülkelerin dış politikalarına küçük dokunuşlar yapabilme potansiyeline sahip bir suçlu olması ise meseleyi iyiden iyiye trajikomik bir hale getirmektedir.</p>



<p>Epstein davasıyla ilgili yeni iddialar, beklenmedik fotoğraf kareleri ve yargılama sürecinden sızan belgeler sürekli yenilenen bir gündem olarak önümüze düşmektedir ve düşmeye devam edecektir. Nitekim ABD eski başkanı Bill Clinton, Donald Trump, İngiltere kraliyet ailesi üyesi Prens Andrew ve kritik birçok isim daha dosyalarda adının geçmesiyle gündeme gelmektedir. Soruşturmanın hâlâ nihai bir sonuca ulaşmamış olması ve önemli belgelerin kamuoyuyla tam olarak paylaşılmaması ise dosyanın bir komplo teorisi edasında varlığını sürdürmesine yol açmaktadır. Buna rağmen, sızıntı e-postalar, hacklenen dosyalar, kamuoyuna yayılan fotoğraflar ve US House Oversight Commitee’nin yayınlamış olduğu verilerden oluşan bu uzak resim bile Epstein meselesinin alelade bir suç dosyası olmadığını dünya siyasetinin çarpık, tiksinç ve sürpizlerle dolu bir parçası olduğunu bizlere göstermektedir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Şeyda Karabatak' src='https://secure.gravatar.com/avatar/c463a8ca3708d7bd956fefdc1a1f639827c126d668de84f62538e2a5268739ba?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/c463a8ca3708d7bd956fefdc1a1f639827c126d668de84f62538e2a5268739ba?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/seyda-karabatak/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Şeyda Karabatak</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Şeyda Karabatak Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümünden 2020’de mezun olmuş ve İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji bölümünde “Changing Experiences of Marriage and Masculinity in Turkey: Turkish Men’s  Transnational Marriages to Indonesian Women in the Black Sea Region” başlıklı tezini 2023 yılında tamamlamıştır. Şuanda Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsünde Ortadoğu Sosyolojisi ve Antropolojisi Doktora Programında çalışmalarını sürdürmektedir. Akademik ilgi alanları sosyal antropoloji, toplumsal cinsiyet ve erkeklik, Ortadoğu sosyolojisi, post-kolonyal teori ve etnografik araştırma yöntemleri üzerine yoğunlaşmıştır. </p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/jeffrey-epsteinin-israil-dosyasi/">Jeffrey Epstein’in İsrail Dosyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/jeffrey-epsteinin-israil-dosyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
