<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhammed Yasin Gidici, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Feb 2026 14:09:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>Muhammed Yasin Gidici, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sahel’de Yeni Bir Egemenlik Metodu: AES ve Batı Sonrası Düzenin İnşası</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/sahelde-yeni-bir-egemenlik-metodu-aes-ve-bati-sonrasi-duzenin-insasi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/sahelde-yeni-bir-egemenlik-metodu-aes-ve-bati-sonrasi-duzenin-insasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 14:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2665</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Eylül 2022’de Burkina Faso’da Thomas Sankara’nın anti-kolonyal mirası ve fikir dünyasına paralel olarak yönetime el konuldu. Yüzbaşı İbrahim Traoré ve destekçilerinin girişimiyle gerçekleşen bu askeri müdahale, sadece bir hükümet değişimi değil; bölgedeki Fransız ve batı egemenliğine karşı radikal bir kopuşun fitilini ateşledi. Traoré’nin millileşme, tam bağımsızlık ve &#8220;güçlü bir Burkina Faso&#8221; vaadiyle şekillenen politikaları, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/sahelde-yeni-bir-egemenlik-metodu-aes-ve-bati-sonrasi-duzenin-insasi/">Sahel’de Yeni Bir Egemenlik Metodu: AES ve Batı Sonrası Düzenin İnşası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>30 Eylül 2022’de Burkina Faso’da Thomas Sankara’nın anti-kolonyal mirası ve fikir dünyasına paralel olarak yönetime el konuldu. Yüzbaşı İbrahim Traoré ve destekçilerinin girişimiyle gerçekleşen bu askeri müdahale, sadece bir hükümet değişimi değil; bölgedeki Fransız ve batı egemenliğine karşı radikal bir kopuşun fitilini ateşledi. Traoré’nin millileşme, tam bağımsızlık ve &#8220;güçlü bir Burkina Faso&#8221; vaadiyle şekillenen politikaları, kısa sürede Fransız askeri ve diplomatik varlığının ülkeden tasfiyesiyle sonuçlandı.</p>



<p>Ancak bu durum Burkina Faso ile sınırlı yerel bir olaydan ziyadedir. Sahel’in diğer kilit devletleri olan Nijer ve Mali’de de benzer süreçlerin yaşanması, bölgede kolektif bir ortaklığa işaret etmektedir. Nitekim 2020 ve 2021 yıllarında Mali’de Assimi Goïta liderliğinde gerçekleşen müdahaleler, bölgedeki &#8220;Fransız sonrası&#8221; dönemin ilk işaret fişeği olmuş; ardından 2023 yılında Nijer’de Abdourahamane Tchiani öncülüğünde yönetimin el değiştirmesiyle bu halka tamamlanmıştır. Tıpkı Traoré gibi, bu liderler de Batı ile olan asimetrik ilişkileri sonlandırarak &#8220;çok kutuplu&#8221; bir dış politika anlayışını benimsemişlerdir. Ardı arkası kesilmeyen askeri müdahalelerin bir sonucu olarak doğan bu geçiş hükümetleri, aslında Sahel devletlerinin kronikleşmiş güvenlik ve idari sorunlarına Batı merkezli çözümlerin cevap veremediğini kanıtlamıştır. Yıllarca süren &#8220;demokrasi inşası&#8221; ve &#8220;terörle mücadele&#8221; söylemlerinin sahada karşılık bulmaması, bu orduların merkezi otoriteyi kendi yöntemleriyle tesis etme iddiasını güçlendirmiştir. Bu bağlamda, Burkina Faso’da başlayan ve tüm bölgeye yayılan bu süreç, bugün Sahel Devletleri Konfederasyonu (AES) üzerinden birlikteliğe ve resmiyete kavuşarak, Afrika’da sömürge sonrası dönemin en ciddi egemenlik çabalarından birine dönüşmektedir.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Kurumsal Bir Başkaldırı: ECOWAS’tan Kopuş ve Egemenliğin İnşası</strong></h5>



<p>AES’in bir savunma paktından konfederal bir yapıya evrilmesindeki en büyük tetikleyici unsur, ironik bir şekilde Batı Afrika’nın en kapsamlı birliği olan ECOWAS’ın tutumu oldu. 2023 yılında Nijer’de gerçekleşen yönetim değişikliği sonrasında ECOWAS’ın, Fransa ve diğer Batılı güçlerin de desteğiyle &#8220;askeri müdahale&#8221; tehdidinde bulunması, bölgedeki diplomatik ilişkilerin neredeyse sıfıra inmesine sebep oldu. Bamako, Vagadugu ve Niamey hattında bu tehdit, sadece bir &#8220;demokrasi koruma&#8221; girişimi olarak değil; neokolonyalizmin, bölgenin bağımsızlık mücadelesine yönelik doğrudan bir müdahale olarak ele alındı.</p>



<p>Bu tehdit karşısında 16 Eylül 2023’te imzalanan Liptako-Gourma Şartı, Sahel’in makus talihini kendisinden olanlarla değiştirme adına en somut belge niteliğindedir. Ortak hareket, birliktelik ilkesiyle kurulan bu ittifak, yıllarca bölgede bulunan lakin beklenen etkiyi gösteremeyen Fransız Barkhane ve BM MINUSMA güçlerinin yarattığı güvenlik boşluğunu, &#8220;yerli ve milli&#8221; orduların koordinasyonuyla doldurmayı hedeflemiştir. Nitekim 2025 yılı başı itibarıyla ECOWAS’tan tamamen ayrılma kararı alan bu üç devlet, sadece askeri bir pakt kurmakla kalmamış; ortak pasaport, yatırım bankası, televizyon kanalı ve hatta ortak bir para birimi arayışı ile dönüşümü her alanda başlatmayı ve Sahel’in sömürgeciler ve sömürge izlerinden kesin olarak kurtarılmasını hedeflemiştir. AES’in kurumsal bir yapıya bürünmesindeki bu arzu, sadece askeri ve siyasi bir tercihin ötesinde; postkolonyalizmin tamamen Sahel’den arınmasını hedefleyen kültürel bir &#8220;ikinci bağımsızlık&#8221; arayışıdır. On yıllarca bölge devletlerinin dört bir yanına empoze edilen ve yerel kimlikleri ikincilleştiren &#8220;Fransızlaştırma&#8221; (Francophonie) politikalarına karşı bugün, radikal ve geri dönülemez adımlar atılmaktadır. Bu bağlamda Mali’nin Fransızca’yı &#8220;resmi dil&#8221; statüsünden çıkarıp yerel dilleri önceleyen bir &#8220;çalışma dili&#8221;ne dönüştürmesi, sadece teknik bir düzenleme değil, sömürgeci dile olan bağımlılıktan kurtulma iradesidir. Burkina Faso ve Nijer’de de eş zamanlı olarak yürütülen; sömürge dönemini anımsatan sokak isimlerinin milli kahramanlarla değiştirilmesi, Fransız bayrağı ve sembollerinin kamusal alandan tasfiyesi ve en önemlisi eğitim müfredatının milli &#8220;Afrika merkezli&#8221; bir perspektifle yeniden yazılması, bu zihinsel devrimin yansımalarıdır. Sankara’nın &#8220;Bize ait olmayan bir kültürü reddetmeliyiz&#8221; fikriyle örtüşen bu hamleler, AES’in toplumsal meşruiyetini de pekiştirmektedir. Zira bu devletler için gerçek egemenlik; sömürgeci devleti sadece ismen topraklarından kovmakla değil aynı zamanda dilini, hukukunu ve eğitim sistemini de millileştirerek mümkündür. Bu süreç, beraberinde AES’in teoriden pratiğe dökülen somut faaliyetlerini de tetikleyerek; askeri, ekonomik ve idari hamlelerin &#8220;ithal bir model&#8221; değil, &#8220;yerli bir metodoloji&#8221; olarak doğmasını sağlamıştır. AES, bu yönüyle Batı merkezli başarısız çözümlere karşı bölgenin gerçek unsurlarının ürettiği metodun kendisidir.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Teoriden Pratiğe ve Somutlaşma: AES</strong></h5>



<p>Yerel ve otonom bir çözüm arayışı olarak ivme kazanan AES, Batı merkezli bölgesel yapılara karşı askeri, ekonomik ve idari hamlelerini üç ülkenin ortak koordinasyonuyla yürütmektedir. Bu bağlamda, bölgesel cihatçı gruplara karşı mücadele hedefiyle kurulan ve konfederasyonun askeri yapısını temsil eden FU-AES (AES Ortak Güçleri); altyapı, çevre ve kalkınma projelerini finanse edecek olan BCID-AES (Konfederal Yatırım Bankası) ve uzay teknolojileri alanındaki ortak uydu girişimi gibi somut adımlar, bu oluşumun teorik bir söylemden ziyade işlevsel bir yapı olduğunu kanıtlamaktadır. AES’in çok kutupluluk stratejisi doğrultusunda Rusya, Çin ve Türkiye gibi küresel ve bölgesel aktörlerle kurduğu kazan-kazan temelli iş birlikleri ise konfederasyonun sadece yerel bir ittifak değil, küresel güç dengesinde Batı’ya karşı yükselen stratejik bir alternatif olduğunu göstermektedir. Bu süreçteki faaliyetler, bölgenin stratejik gelişimini güçlendirmeyi hedefleyen dört ana sütun üzerinde yükselmektedir:</p>



<p>1.Güvenlik Protokolü ve Küresel Birlik</p>



<p>AES’in askeri kanadı olarak yapılandırılan FU-AES (AES Ortak Güçleri), 5.000 kişilik birleşik bir askeri kapasiteyle operasyonel hale getirilmiştir. Bu yapının en kritik özelliği, üç sınır bölgesinde güvenlik açıklarını ortak zeminde karşılamaktır. İstihbarat paylaşımı ve ortak komuta merkezi aracılığıyla, tehditlere karşı yerel bir güvenlik gücü tesis edilmektedir. Özellikle Rusya ve Türkiye’nin iş birlikleri ile birlikte gelişen askeri güvenlik altyapısı bölgede yıllarca politika güden Fransa ve batıya karşı çok kutupluluğu göstermektedir.</p>



<p>2. Finansal Bağımsızlık</p>



<p>Ekonomik bağımsızlığı sağlama adına 500 Milyar CFA (yaklaşık 800 Milyon ABD Doları) ile kurulan BCID-AES (Konfederal Yatırım Bankası), Sahel’in kalkınma projelerini dışa bağımlı olmayan öz kaynaklarla finanse etme stratejisinin merkezinde yer almaktadır. Bankanın öncelikli faaliyet alanları; enerji altyapısı, tarımsal modernizasyon ve stratejik yeraltı kaynaklarının (altın, uranyum) millileştirilmesidir. Bunun yanında, CFA frangının bölgedeki egemenliğinden kurtularak ekonomide de bağımsızlığı hedefleyen AES, banka ile birlikte bu bağımsızlığı hedeflemektedir. Aynı zamanda ortak para birimi üzerine de çalışan BCID-AES, CFA’nın bölgesel ekonomik otoritesine de alternatif olma arayışında.</p>



<p>3. Teknolojik ve Dijital Bağımsızlık</p>



<p>Konfederasyonun teknolojik bağımsızlık hamlesi, uzay ve haberleşme alanındaki stratejik ortaklıklarla şekillenmektedir. Rusya ile imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilmesi planlanan ortak uydu projesi; sınır güvenliği, telekomünikasyon ve doğal kaynakların uzaydan takibi gibi hayati alanlarda veri bağımsızlığı sağlamayı hedeflemektedir. Ayrıca üye ülkeler arası roaming ücretlerinin kaldırılması ve ortak bir televizyon kanalının (AES TV) faaliyete geçmesi, bölgesel entegrasyonun dijital ve sosyal boyutlarını tamamlamaktadır. Böylelikle konfederasyon bölgesel kültürel ve sosyal birliği de pekiştirme adına adımlar atmaktadır.</p>



<p>4. İdari Entegrasyon ve Bölgesel Vatandaşlık</p>



<p>Ocak 2025 itibarıyla dolaşıma giren AES Biyometrik Pasaportu, konfederasyonun idari birliğinin ve ECOWAS’tan kurumsal kopuşunun en net çıktısıdır. Bu uygulama, sadece seyahat kolaylığı sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda ortak bir &#8220;Sahel vatandaşlığı&#8221; kimliğinin inşasına hizmet etmektedir. İdari yapının bir sonraki aşaması olarak planlanan ortak gümrük birliği ve vergi düzenlemeleri, bölgesel pazarın birleştirilmesi hedefine yönelik yapısal adımları teşkil etmektedir.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h5>



<p>Ortak bir zeminde kurulan ve Sahel devletlerinin bağımsızlık arayışının tezahürü olan AES, bugün politikalarına aynı kararlılık ve birlik duygusuyla devam etmektedir. Özellikle diğer ülkelerle geliştirilen ilişkiler, AES’in sadece Mali, Nijer ve Burkina Faso arasında sınırlı kalmayıp, çok daha geniş bir etki alanına hitap edecek jeopolitik bir yapıya dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Tamamen karadan oluşan bu üç ülkenin, stratejik limanlara sahip Gine ve Togo ile ilişkilerini geliştirmesi; ayrıca tıpkı AES ülkeleri gibi daha önce ECOWAS’tan ayrılan Moritanya ile kültürel bağlar yoluyla temaslar kurması, konfederasyonun diplomasideki pragmatik gücünü yansıtmaktadır.</p>



<p>Öte yandan, Fransız karşıtı politikalara paralel olarak küresel güçlere açılan kapılara getirilen eleştiriler de mevcuttur. Fransa’nın bölgedeki yerini Rusya’nın alabilecek olması veya bu devletlerin sadece &#8220;bağımlılığın kaynağını mı değiştirdiği&#8221; sorusu, yapılan eleştirilerin temelini oluşturmaktadır. AES&#8217;in gerçek başarısı, bu yeni müttefiklerle kurduğu ilişkileri bir bağımlılık döngüsüne sokmadan, kendi yerel metodolojisiyle halkın güvenlik ve refah beklentilerini ne ölçüde karşılayabileceğine bağlı olacaktır. Eğer bu konfederasyon otonom yapısını koruyabilirse, Sahel bölgesi Afrika’nın kendi kaderini tayin ettiği bir &#8220;özne&#8221; olarak tarihe geçecektir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/sahelde-yeni-bir-egemenlik-metodu-aes-ve-bati-sonrasi-duzenin-insasi/">Sahel’de Yeni Bir Egemenlik Metodu: AES ve Batı Sonrası Düzenin İnşası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/sahelde-yeni-bir-egemenlik-metodu-aes-ve-bati-sonrasi-duzenin-insasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa’nın %98’i Müslüman Olan Şehri: Mayotte</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/fransanin-%98i-musluman-olan-sehri-mayotte/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/fransanin-%98i-musluman-olan-sehri-mayotte/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 15:13:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<category><![CDATA[KOLONİDE İSLAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hint Okyanusu’nun kalbinde yer alan Mayotte, Fransa’nın 101. ili. Nüfusun %98’i Müslüman olan bu adada ezan sesleri, Fransız yasalarının ve bayrağının gölgesinde yankılanıyor. 1974 ve 1976 referandumları, bölge için tarihi bir dönüm noktasıydı. Komor Takımadaları bağımsızlık için &#8220;evet&#8221; derken, Mayotte halkı şaşırtıcı bir kararla Fransa ile kalmayı seçti. Bu karar, Mayotte’yi komşularından koparan ve &#8220;bağımsızlık&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/fransanin-%98i-musluman-olan-sehri-mayotte/">Fransa’nın %98’i Müslüman Olan Şehri: Mayotte</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hint Okyanusu’nun kalbinde yer alan Mayotte, Fransa’nın 101. ili. Nüfusun %98’i Müslüman olan bu adada ezan sesleri, Fransız yasalarının ve bayrağının gölgesinde yankılanıyor.</p>



<p>1974 ve 1976 referandumları, bölge için tarihi bir dönüm noktasıydı. Komor Takımadaları bağımsızlık için &#8220;evet&#8221; derken, Mayotte halkı şaşırtıcı bir kararla Fransa ile kalmayı seçti. Bu karar, Mayotte’yi komşularından koparan ve &#8220;bağımsızlık&#8221; yerine &#8220;Fransız refahını&#8221; tercih eden aykırı bir yolun başlangıcı oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="960" height="912" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions.webp" alt="Fransa’nın denizaşırı bölgelerini de dahil eden bölgesel haritası." class="wp-image-2654" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions.webp 960w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions-300x285.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions-768x730.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions-150x143.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/france-regions-696x661.webp 696w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fransa’nın denizaşırı bölgelerini de dahil eden bölgesel haritası.</figcaption></figure>



<p>Mayotte, 31 Mart 2011 tarihinde resmen Fransa’nın bir denizaşırı ili oldu. Bu dönüşümle birlikte ada; Euro kullanımına geçti, Fransız eğitim müfredatını benimsedi ve Avrupa Birliği toprağı sayıldı. Ancak bu süreç, yerel Müslüman kimliği ile seküler Fransız yasaları arasında hassas bir dengenin kurulmasını zorunlu kıldı.</p>



<p>2011’e kadar yetkili olan &#8220;Kadılık&#8221; kurumları, il olma süreciyle birlikte yerini tamamen Fransız medeni kanununa bıraktı. Bugün Mayotte, bir yandan İslami değerlerini korurken diğer yandan Fransız hak ve sorumluluklarıyla iç içe yaşıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="698" height="540" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/4.webp" alt="Mayotte’de bulunan bir camii." class="wp-image-2655" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/4.webp 698w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/4-300x232.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/4-150x116.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/4-696x538.webp 696w" sizes="(max-width: 698px) 100vw, 698px" /><figcaption class="wp-element-caption">Mayotte’de bulunan bir camii.</figcaption></figure>



<p>Mayotte’nin statüsü hala tartışmalı. Komorlar Birliği, adayı kendi toprağı olarak görmeye devam ediyor ve BM bu konuda Fransa’ya sık sık eleştiriler yöneltiyor. Bu durum, her yıl binlerce Komorlunun &#8220;Fransız toprağına&#8221; ulaşmak için hayatını riske attığı tehlikeli bir göç rotasını ve insani krizi de beraberinde getiriyor.</p>



<p>Mayotte, sömürge sonrası dönemde &#8220;bağımsızlık&#8221; yerine &#8220;entegrasyonu&#8221; seçen nadir örneklerden biri olarak dikkat çekiyor. Fransa’nın bu en uzak köşesi, hem kültürel dokusu hem de jeopolitik konumuyla duyanları şaşırtıyor.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/fransanin-%98i-musluman-olan-sehri-mayotte/">Fransa’nın %98’i Müslüman Olan Şehri: Mayotte</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/fransanin-%98i-musluman-olan-sehri-mayotte/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Surinam: Güney Amerika&#8217;nın Müslüman Coğrafyası</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kolonide-islam/surinam-guney-amerikanin-musluman-cografyasi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kolonide-islam/surinam-guney-amerikanin-musluman-cografyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 14:13:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<category><![CDATA[KOLONİDE İSLAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Surinam, Güney Amerika&#8217;da Müslüman nüfus oranının en yüksek olduğu ülkedir. Toplam nüfusun yaklaşık %20&#8217;si Müslümandır. Bu demografik ağırlık nedeniyle ülke, 1996 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’na tam üye kabul edilmiştir. Ülkedeki İslami varlık, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şekillenmeye başlamıştır. İslam’ın ülkeye gelişi, sömürgeci Hollanda&#8217;nın iş gücü politikalarının sonucudur. 1863’te köleliğin kaldırılmasının ardından oluşan iş gücü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kolonide-islam/surinam-guney-amerikanin-musluman-cografyasi/">Surinam: Güney Amerika&#8217;nın Müslüman Coğrafyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Surinam, Güney Amerika&#8217;da Müslüman nüfus oranının en yüksek olduğu ülkedir. Toplam nüfusun yaklaşık %20&#8217;si Müslümandır. Bu demografik ağırlık nedeniyle ülke, 1996 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’na tam üye kabul edilmiştir. Ülkedeki İslami varlık, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şekillenmeye başlamıştır.</p>



<p>İslam’ın ülkeye gelişi, sömürgeci Hollanda&#8217;nın iş gücü politikalarının sonucudur. 1863’te köleliğin kaldırılmasının ardından oluşan iş gücü açığını kapatmak için Hindistan ve Endonezya’dan işçiler getirilmiştir. 1873-1916 yılları arasında Hindistan’dan, 1890-1939 yılları arasında ise Endonezya’nın Cava adasından gelen Müslümanlar bugünkü yapının temelini oluşturur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1152" height="896" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd.webp" alt="Hindistan’dan bölgeye getirilen bazı Hindistanlılar." class="wp-image-2648" style="width:748px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd.webp 1152w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-300x233.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-1024x796.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-768x597.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-150x117.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-696x541.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/Gemini_Generated_Image_fisd2xfisd2xfisd-1068x831.webp 1068w" sizes="auto, (max-width: 1152px) 100vw, 1152px" /><figcaption class="wp-element-caption">Hindistan’dan bölgeye getirilen bazı Hindistanlılar.</figcaption></figure>



<p>Etnik yapı, dini pratiklerde de belirleyicidir. Müslüman nüfusun çoğunluğunu Hindistan kökenliler ve Endonezya kökenli &#8220;Cavalılar&#8221; oluşturur. Hint kökenliler genellikle Hanefi mezhebine bağlıyken, Cava kökenliler Şafii geleneğini sürdürmektedir. Az sayıda da olsa Afrika kökenli Müslüman ve Ahmediye mensubu bulunmaktadır.</p>



<p>Başkent Paramaribo’da dini yapılar fiziksel olarak birbirine oldukça yakındır. Şehir merkezindeki &#8220;Keizerstraat Camii&#8221; ile &#8220;Neve Shalom Sinagogu&#8221; yan yana bulunmaktadır. Bu durum, ülkede farklı dini gruplar arasındaki sosyal uyumun ve hukuki statü eşitliğinin bir göstergesi olarak kabul edilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="2560" height="1920" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-scaled.webp" alt="Keizerstraat Camii" class="wp-image-2647" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-scaled.webp 2560w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-300x225.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-1024x768.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-768x576.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-1536x1152.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-2048x1536.webp 2048w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-150x113.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-696x522.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-1068x801.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/camii-1920x1440.webp 1920w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /><figcaption class="wp-element-caption">Keizerstraat Camii</figcaption></figure>



<p>Surinam’da İslam, sadece dini bir kimlik değil, aynı zamanda etnik ve siyasi bir temsil aracıdır. Müslüman toplum, kurdukları siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ülke yönetiminde aktif rol almaktadır. Günümüzde Surinam, hem Latin Amerika kimliğiyle hem de İslam dünyasıyla olan kurumsal bağlarıyla bölgede istisnai bir örnek teşkil eder.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kolonide-islam/surinam-guney-amerikanin-musluman-cografyasi/">Surinam: Güney Amerika&#8217;nın Müslüman Coğrafyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kolonide-islam/surinam-guney-amerikanin-musluman-cografyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Somaliland’ı kim tanıyor?”: İsrail’in Somaliland Kararı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/somalilandi-kim-taniyor-israilin-somaliland-karari/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/somalilandi-kim-taniyor-israilin-somaliland-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 23:13:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş: İsrail’in Somali’nin kuzeyinde yer alan Somaliland’ı resmen tanıması, diplomasi gündeminde sarsıcı bir etki yarattı. İlk defa bir BM üyesinin, 34 yıldır &#8216;hayalet devlet&#8217; statüsünde yaşayan Somaliland’ı tanıması; sadece Doğu Afrika için değil, Kızıldeniz ve Arap Yarımadası arasındaki dengeler için de kritik bir kırılma noktası. İsrail’in bu hamlesi, sadece bir bölgeyi tanımaktan ibaret değil; bölgedeki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/somalilandi-kim-taniyor-israilin-somaliland-karari/">“Somaliland’ı kim tanıyor?”: İsrail’in Somaliland Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading"><strong>Giriş:</strong></h4>



<p>İsrail’in Somali’nin kuzeyinde yer alan Somaliland’ı resmen tanıması, diplomasi gündeminde sarsıcı bir etki yarattı. İlk defa bir BM üyesinin, 34 yıldır &#8216;hayalet devlet&#8217; statüsünde yaşayan Somaliland’ı tanıması; sadece Doğu Afrika için değil, Kızıldeniz ve Arap Yarımadası arasındaki dengeler için de kritik bir kırılma noktası. İsrail’in bu hamlesi, sadece bir bölgeyi tanımaktan ibaret değil; bölgedeki stratejik meşruiyetini tamamlama amacı taşıyor. ABD Başkanı Trump’ın &#8216;Somaliland’ı kim tanıyor?&#8217; şeklindeki kendine has çıkışı ise aslında bir sorudan ziyade, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz eksenindeki yeni güç mücadelesinin fitilini ateşleyen bir işaret fişeği niteliğinde.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Somaliland: ‘’Somaliland’ı Kim Tanıyor?’’</strong></h4>



<p>Afrika kıtası sömürge zincirlerini kırarken, Afrika Boynuzu’nda tarihin garip bir cilvesi yaşanıyordu. Bugün tek bir &#8220;Somali&#8221;den bahsetsek de aslında iki farklı sömürge mirası vardı: Güneyde İtalyan Somalisi, kuzeyde ise İngiliz Somaliland&#8217;ı. 1960 yılına gelindiğinde, bugün tanınma mücadelesi veren Somaliland, bağımsızlığını sadece beş günlüğüne ilan etmiş ve ardından &#8220;büyük bir bölgesel birlik&#8221; hayaliyle güneydeki İtalyan Somalisi ile gönüllü olarak birleşmişti. Ancak bu birleşme, kısa sürede bir hayal kırıklığına dönüştü. Mogadişu merkezli yönetimde kabile dinamikleri ve etnik aidiyetler birliğin önüne geçince, kuzeydeki halk kendini dışlanmış hissetti. 1980’li yıllarda şiddetlenen iç savaş ve merkezi hükümetin uyguladığı baskılar, ipleri kopardı. 1991 yılında, Somali iç savaşın karanlığına gömülürken; Somaliland kendi sınırlarına çekilerek eski Britanya Somalisi topraklarında bağımsızlığını ilan etti. O günden bu yana Somaliland; kendi parasını basan, pasaportu bulunan ve kendi seçimlerini yapan ama dünyanın &#8220;resmen&#8221; görmediği bir ‘’devlet’’ olarak bekleyişini sürdürüyor. Somaliland’ı Somali’den ayıran önemli farklıların başında istikrarlı ve güvenli yapısı geliyor. Keza Somali’yi tehdit eden bölgesel silahlı grupların Somaliland için bir güvenlik meselesi olmaması, demokratik sistemin işlemesi ve ekonomik olarak nispeten istikrara sahip olması Somaliland’ın başkenti Hargeisa’yı Mogadişu’dan farklı kılmakta.</p>



<p>Somali diplomasisinde ise bu ayrılığı görmezden gelerek birliktelikten taviz vermemeye yönelik bir politika izlenmekte. Nitekim bu doktrin Somali’nin kurulurken temelinde yer alan kilit taşlarıyla da örtüşmekte. Mogadişu’nun genel olarak parçalanmış ve tahrip edilmiş bir Somali’ye yeni bir toprak dosyası açması beklenmiyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>İsrail’in Stratejik Hamlesi: Neden Şimdi?</strong></h4>



<p>Mogadişu&#8217;nun yıllardır tavizsiz bir şekilde savunduğu &#8220;katı birliktelik&#8221; doktrini, 26 Aralık 2025&#8217;te İsrail&#8217;in attığı imza ile uluslararası hukuk tarihinde ilk kez bu denli somut bir çatlak verdi. Somali’nin uzun yıllar boyunca kendi &#8220;iç meselesi&#8221; olarak gördüğü ve dünyadan izole tuttuğu Somaliland dosyası, bu hamleyle birlikte bir gecede küresel aktörlerin doğrudan iç meselesine dahil olabilecekleri bir alana dönüştü.</p>



<p>İsrail’in bu adımı, sadece bir taraf tutma refleksi değil; İbrahim Anlaşmaları ile başlayan bölgesel meşruiyet arayışının ve Kızıldeniz’deki varlık mücadelesinin bir sonucudur. İsrail için &#8220;kırmızı çizgi&#8221; olan Kızıldeniz trafiğini, özellikle de Eilat Limanı’nın trafiğini ablukaya alan Husilere karşı, Somaliland sahil şeridi oldukça önemli bir stratejik alan sunuyor. Öte yandan, İsrail&#8217;in bölgedeki tarihi müttefiki olan ve denize açılmak için Somaliland ile geçtiğimiz aylarda tartışmalı bir protokol imzalayan Etiyopya ile kurulacak o &#8220;karasal köprü&#8221;, Tel Aviv&#8217;in elini her zamankinden daha güçlü kılıyor.</p>



<p>Bu perde arkası dinamiklerin en dikkat çekici tarafı ise İsrail’in &#8220;diaspora siyaseti&#8221;nde gizli. İsrail’in geçmişte Suriye Dürzilerine veya Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarındaki azınlık gruplara verdiği desteğin temelindeki mantık, bugün Somaliland krizinde yeniden sahneye çıkıyor. Bulundukları devlet yapısı içinde dışlanmış veya azınlık durumuna düşmüş aktörlere bir &#8220;zeytin dalı&#8221; uzatmak, İsrail dış politikasının en etkili silahlarından biri haline gelmiş durumda. Somaliland, bu &#8220;çevreleme&#8221; politikasının en taze ve başarılı örneği olarak kayıtlara geçiyor. Bu tanıma süreciyle birlikte, düne kadar sadece de facto bir varlık sürdüren Somaliland, artık uluslararası kapsamda tanınmış bir devlet oluyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Dünya Ne Dedi: Türkiye’nin Doğu Afrika Sınavı</strong></h4>



<p>İsrail’in bu hamlesinden sonra uluslararası arenadan yükselen sesler, bölgedeki kutuplaşmanın derinliğini gözler önüne serdi. Pek çok ülke ve uluslararası kuruluş, kararın uluslararası hukuka ve Somali’nin toprak bütünlüğüne aykırı olduğunu savunurken; ABD cephesinden gelen destek açıklaması dengeleri tamamen değiştirdi. Trump yönetiminin bu kararı desteklemesi, Washington’ın da Somaliland’ı tanıma noktasında İsrail’i takip eden ikinci büyük güç olabileceği sinyalini verdi. Durum Türkiye açısından ise oldukça kritik bir eşiği temsil ediyor. İsrail’in bu hamlesine kadar, Doğu Afrika ve Somali sahasında &#8220;en etkin oyun kurucu&#8221; ve &#8220;vazgeçilmez müttefik&#8221; sıfatı neredeyse tamamen Türkiye’ye aitti. Türkiye’nin Afrika’daki en büyük askeri üssüne (TURKSOM) ev sahipliği yapan ve Ankara’nın &#8220;Afrika Açılımı&#8221;nın en önemli başlığı olan Somali’nin böyle bir konflikt içine alınması, Türkiye için bir dış politika krizinden fazlası; stratejik bir dönüm noktasıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölgedeki liman yatırımlarıyla başlayan hareketlilik, İsrail’in resmi tanıma kararıyla birleşince; Türkiye’nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz eksenindeki hareket alanı ciddi bir sınırlama riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ankara için artık mesele sadece Mogadişu ile ilişkileri korumak değil, bölgede yükselen bu yeni &#8220;çok uluslu eksene&#8221; karşı &#8220;Mavi Vatan&#8221;ın Afrika hattını savunma meselesidir.</p>



<p>&#8220;Donald Trump’ın &#8216;Somaliland’ı kim tanıyor?&#8217; sorusuyla başlayan bu yeni dönemde, görünen o ki artık herkes tanıyor; ancak herkesin &#8216;tanıma&#8217; motivasyonu farklı. Afrika Boynuzu’nda kurulan bu yeni masa, Ankara’nın kıtadaki yoğun emeğini bir stratejik sınavla baş başa bırakıyor.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/somalilandi-kim-taniyor-israilin-somaliland-karari/">“Somaliland’ı kim tanıyor?”: İsrail’in Somaliland Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/somalilandi-kim-taniyor-israilin-somaliland-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sudan’da Neler Oluyor? Beşir Yönetiminin Bugüne Etkisi</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/sudanda-neler-oluyor-besir-yonetiminin-bugune-etkisi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/sudanda-neler-oluyor-besir-yonetiminin-bugune-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 20:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<category><![CDATA[beşir]]></category>
		<category><![CDATA[burhan hemedti]]></category>
		<category><![CDATA[hdknın doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[sudanda neler oluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sudan, 1956&#8217;da bağımsızlığını kazandığından bu yana darbeler, iç savaşlar ve siyasi istikrarsızlık döngüsünden kurtulamamıştır. Ülkenin mevcut kriz ve çatışmalarının temelini oluşturan ise 1989’da başlayan ve 30 yıl boyunca ülke iktidarını elinde tutan Ömer el-Beşir dönemidir. 1989 yılında tuğgeneral rütbesiyle gerçekleştirdiği kansız darbe sonucunda yönetime orduyla birlikte el koyan Beşir, darbenin hemen ardından Ulusal İslami Cephe [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/sudanda-neler-oluyor-besir-yonetiminin-bugune-etkisi/">Sudan’da Neler Oluyor? Beşir Yönetiminin Bugüne Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sudan, 1956&#8217;da bağımsızlığını kazandığından bu yana darbeler, iç savaşlar ve siyasi istikrarsızlık döngüsünden kurtulamamıştır. Ülkenin mevcut kriz ve çatışmalarının temelini oluşturan ise 1989’da başlayan ve 30 yıl boyunca ülke iktidarını elinde tutan Ömer el-Beşir dönemidir. 1989 yılında tuğgeneral rütbesiyle gerçekleştirdiği kansız darbe sonucunda yönetime orduyla birlikte el koyan Beşir, darbenin hemen ardından Ulusal İslami Cephe (NIF) lideri Hasan el-Turabi gibi güçlü siyasi isimlerin desteği ile de konumunu konsolide etti. Akabinde Hristiyan ve Animist nüfusun yoğun varlığına rağmen ülkede şeriat kanunlarını yeniden yürürlüğe koydu, parlamentoyu feshetti ve siyasi partileri yasakladı. Sudan, bu dönemde radikal İslamcı bir yönetim anlayışına yöneldi. Öyle ki ülke bu dönemde terörü destekleyen devletler listesine girdi ve Batı’dan gelen yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.</p>



<p>Çalkantılı ve karmaşık geçen Ömer el-Beşir dönemi, bugün Sudan’da yaşanan ve küresel tepkilere maruz kalan katliamların temelini oluşturmaktadır. Zira bu dönem, Beşir&#8217;in iktidarını korumak için, daha sonra Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) olarak resmileşecek olan paramiliter milisleri Darfur krizinde sahaya sürmesiyle sonuçlanmıştır.</p>



<p><strong>Kriz Süreci ve HDK’nın Doğuşu</strong></p>



<p>Temelinde merkezi ihmal ve kaynak eşitsizliği yatan Darfur Krizi, 2003 yılında başlayarak bugün Sudan’ın mevcut iç savaşının en kritik tarihsel ve sosyo-politik zeminini oluşturmaktadır. Ülkenin batısında yer alan Darfur bölgesinde, merkezî yönetimin Arap kökenli elitleriyle, Arap olmayan yerel topluluklar arasında gerilim yaşanıyordu. Krizin temelinde yer alan etnik ayrımcılık, adil olmayan hak paylaşımları ve hükümetin bölgeyi ihmali düşünceleri, bölge halkının silahlı şekilde ayaklanması ile sonuçlandı. Beşir hükümeti, kendi varlığına karşı gerçekleştirilen bu isyanı yatıştırma adına, geleneksel ordu SAF’dan (Sudan Armed Forces) ziyade yerel Arap milisleri kullandı. Hartum’un, Arapça “silahlı süvari” anlamına gelen Cancavidler’i paramiliter kuvvet olarak kullanmasının temel sebebi ise, geleneksel ordunun Beşir üzerindeki baskısına karşı alternatif bir güç merkezi oluşturması amacı taşımaktaydı. Nitekim gün geçtikçe ivme kazanan protestolara karşılık olarak baskısını artıran Hartum, Cancavidler’in jeopolitik hâkimiyet ve etkin hareket avantajlarını da kullanarak isyanı kitlesel zulüm ve kanla bastırma yoluna gitti. BM raporlarına göre Darfur Krizi sonucunda 200 binden fazla insan öldürüldü, kitlesel soykırım suçları işlendi ve 2 milyondan fazla insan yerlerinden edildi. Cancavidler’in ana aktör olduğu bu soykırım suçlarının yürütmesinde ise Hartuma bağlı isim Muhammed Hamdan Dagalo yani Hemedti vardı.</p>



<p><strong>Paramiliter Gücün Evrilmesi: HDK ve Hemedti&#8217;nin Yükselişi</strong></p>



<p>Darfur’da kanlı müdahalelerle sonuçlanan protestoların ardından etkisinin kaybedilmesi beklenirken aksine güç ve nüfuzunun arttığı Cancavid milisleri ve liderleri Hemedti, Cumhurbaşkanı Beşir tarafından 2013 yılında resmileştirilerek ordudan bağımsız bir askeri güç haline getirildi. Temelinde Beşir’e bağlı alternatif bir güç merkezi oluşturmanın yattığı bu hamle, aynı zamanda Ordu’nun geleneksel askeri vesayetine karşı bir denge mekanizması işlevi görüyordu. Cancavidler, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK)’ne evrildi ve bu dönemde ordudan bağımsız bir güç ve otorite merkezi haline gelerek Beşir tarafından aktif bir şekilde denge unsuru olarak kullanıldı. HDK lideri Hemedti ise ordudan ziyade paralel hareket eden HDK ile güç kazandı ve geleneksel askeri hiyerarşinin dışından gelerek ülkenin neredeyse en güçlü ikinci adamı konumuna yükseldi. Öyle ki, kişisel etki alanı ile kabileler üzerinde söz hakkına sahip olan Hemedti, böylelikle resmi olarak da ismini meşrulaştırdı. Sudan ülke ekonomisinin lokomotifi denilebilecek altın rezervlerinin birçoğu da yine Hemedti’ye ait. Bu da reelpolitik anlamında Hemedti’nin Sudan içerisindeki rolünü hem askeri hem içtimai hem de ekonomik olarak açıklıyor.</p>



<p><strong>Darbeye Giden Yol ve Burhan-Hemedti Krizi:</strong></p>



<p>HDK ve Hemedti’nin yıllar içerisinde artan etki çapı; sadece Sudan içerisinde değil, aynı zamanda Yemen ve Libya iç savaşlarında da görülmüştür. Öte yandan Hartum tarafından paralı asker olarak işbu bölgesel çatışmalara gönderilen HDK, aynı zamanda önemli döviz getirisi de sağlamıştır. Kâğıt üzerinde HDK-Hartum ilişkileri kazan-kazan şeklinde okunuyor olsa da Ömer el-Beşir’in on yılları aşmış hükümetine karşı halktan yükselen tepkiler taraflar arasındaki dengeyi etkiliyor. Derin ekonomik kriz (özellikle ekmek ve yakıt fiyatlarındaki artış) ve yaygın yolsuzluk iddiaları, protestoların artmasına ve rejim içi dengelerin bozulmasına sebep olurken, sonucunda HDK bu tepkilere karşı koyamadı ve Nisan 2019’da Ordu Komutanı Abdülfettah el-Burhan ve HDK lideri Hemedti, güçlerini birleştirerek Beşir’i darbeyle görevden aldı. Bu ortak hareket, askerî vesayetin devamı anlamına gelse de halk ayaklanması sonucu gerçekleştiği için &#8220;devrim&#8221; olarak adlandırıldı ve sivil yönetime geçiş umudunu doğurdu. Akabinde sivil yönetime geçiş amacıyla kurulan Geçici Egemenlik Konseyi’nin başına geleneksel ordu vesayetini temsilen Abdülfettah el-Burhan getirilirken, yardımcılığına ise darbedeki kritik ve stratejik desteği ile Hemedti getirildi. HDK’nın artık ülke siyasetinde resmi olarak söz sahibi olduğu bu dönemde sivil hayata geçiş sözlerinin yerine, iki liderin iktidar mücadelesine tanıklık edildi.</p>



<p><strong>Generaller Arasındaki Anlaşmazlık ve Yeni bir İç Savaş:</strong></p>



<p>Ordu ve HDK arasındaki bu siyasi gerilimler, Geçici Egemenlik Konseyi&#8217;nin kuruluşundan itibaren süreklilik gösterdi. İki lider arasındaki iktidar mücadelesi, Geçici Egemenlik Konseyi&#8217;nin sonucunda kurulan sivil yönetime karşı Ekim 2021’de yaptıkları ortak bir darbe ile zirveye ulaştı. Ancak bu ortaklık da uzun sürmedi. HDK’nın darbe sonrası artık yönetim kanatlarında hissedilen gücüne karşın Burhan, HDK’yı 2 yıl içerisinde meşru orduya entegre etme ve ordu komuta zincirinin korunması gerektiğini savunuyordu. HDK tarafında ise bu sürenin 10 yıla çıkarılması ve entegrasyonun mevcut rütbelerin korunması dâhilinde gerçekleştirilmesi istenmekteydi. Bu temel anlaşmazlık, Sudan’ın askerî kontrolünün kimin elinde kalacağı sorununun bir yansımasıydı. Uluslararası arabuluculuk çabaları ve son sivil geçiş anlaşması girişimleri bu uzlaşmazlık nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Nihayetinde; bu yapısal, siyasi ve dış müdahale/etkilerle beslenen tıkanıklık, 15 Nisan 2023&#8217;te HDK&#8217;nın Hartum&#8217;daki stratejik noktalara saldırısıyla birlikte Sudan&#8217;ı yeni bir yıkıcı iç savaşa sürükledi. Ülke yönetiminin tamamına talip olan HDK, paramiliter esnekliği ve coğrafi yetkinlikleri ile gerilla tipi savaş stratejisiyle kısa sürede Hartum’a kadar ilerledi. HDK’nın ekonomik olarak bu denli güçlü olmasının ana sebeplerinden olan kontrolleri altında olan altın rezervleri, aynı zamanda dış politikasında Doğu Afrika ve Kızıldeniz’de egemenlik doktrini olan ülkeleri de kendi lehlerine desteğe sürüklüyordu. Öyle ki yaşanan krizde atılan adımların kaynağı taraflardan değil, dış aktörlerin geliyordu.</p>



<p>Sudan’ın hem Kızıldeniz’e olan sınırı hem de Doğu Afrika’da yer aldığı önemli jeopolitik konum; ülkenin içinde bulunduğu siyasal iktidarsızlıklar ve süre gelen iç savaşların da etkisiyle dış müdahalelere uygun bir zemin oluşturmakta. Öyle ki Doğu Afrika’da izlediği etkin ve kapsamlı dış politikasıyla Birleşik Arap Emirlikleri, uluslararası diplomaside çeşitli yollarla meşruiyetini artırmaya çalışan ve Afrika’da bu meşruiyet arayışını paramiliter gücü Wagner’le sağlayan Rusya, HDK’nın askeri ve finansal olarak destekçileri konumunda. Öte yandan bölgede yumuşak güç, arabuluculuk ve kolaylaştırıcı politikaları ile yer alan Türkiye ise merkezi Sudan ordusunu teknolojik ve ekonomik anlamda desteklemekte.</p>



<p><strong>Sonuç:</strong></p>



<p>Geçmişinden bu yana süregelen iç sorunlarıyla boğuşan Sudan, bugün de aynı sorunları yaşamaya devam etmekte. Ülke içerisinde verilen iktidar ve vekalet savaşları, dış müdahalelerle de birlikte çözümü ve uzlaşıyı daha da çatışmalı bir hale getirtiyor. Ömer- El Beşir’in iktidarını koruma amacıyla ortaya çıkardığı Cancavid hareketinin kurumsallaşması, HDK’ya altın ve paralı askerlik yoluyla kazandırdığı mali ve askerî özerklik; onu Ordu’nun geleneksel vesayetine karşı durabilen, hatta meydan okuyabilen bir güce dönüştürmüştür. Akabinde gelen Burhan ve Hemedti arasındaki entegrasyon anlaşmazlığı, Sudan&#8217;ın askerî kontrolünün kimin elinde kalacağı sorununun bir yansımasıydı ve bu durum, bölgesel ve küresel güçlerin finansal ve lojistik müdahaleleriyle birlikte iç savaşa dönüşmüştür.</p>



<p>Bugün Sudan’da savaş taraflar arasında sürmeye devam ederken yaşananların en ağır sonucunu ise Sudan halkı ödüyor. Sivil katliamların had safhada gerçekleştiği Sudan; dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinden birini yaşarken, milyonlarca insan açlık, salgın hastalıklar ve kitlesel insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalıyor.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/sudanda-neler-oluyor-besir-yonetiminin-bugune-etkisi/">Sudan’da Neler Oluyor? Beşir Yönetiminin Bugüne Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/sudanda-neler-oluyor-besir-yonetiminin-bugune-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Afrika’nın BRICS Stratejisi: Ubuntu İlkeleri Çerçevesinde Küresel Adalet Vizyonu</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/guney-afrikanin-brics-stratejisi-ubuntu-ilkeleri-cercevesinde-kuresel-adalet-vizyonu/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/guney-afrikanin-brics-stratejisi-ubuntu-ilkeleri-cercevesinde-kuresel-adalet-vizyonu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Yasin Gidici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 12:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[UBUNTU İLKELERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2138</guid>

					<description><![CDATA[<p>2006’da temelleri atılan ve 2009’da Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC) öncülüğünde kurulan birlik, gelişmekte olan ekonomilerin Batı merkezli düzene karşı daha dengeli bir güç oluşturma hedefiyle doğmuştur. 2010 yılı sonunda Cumhurbaşkanı Jacob Zuma döneminde birliğe davet edilen Güney Afrika, 2011 itibarıyla BRICS’in (S harfi ile) Afrika kıtasındaki ilk resmî üyesi olmuştur. Bu katılım, ülkenin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/guney-afrikanin-brics-stratejisi-ubuntu-ilkeleri-cercevesinde-kuresel-adalet-vizyonu/">Güney Afrika’nın BRICS Stratejisi: Ubuntu İlkeleri Çerçevesinde Küresel Adalet Vizyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2006’da temelleri atılan ve 2009’da Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC) öncülüğünde kurulan birlik, gelişmekte olan ekonomilerin Batı merkezli düzene karşı daha dengeli bir güç oluşturma hedefiyle doğmuştur. 2010 yılı sonunda Cumhurbaşkanı Jacob Zuma döneminde birliğe davet edilen Güney Afrika, 2011 itibarıyla BRICS’in (S harfi ile) Afrika kıtasındaki ilk resmî üyesi olmuştur. Bu katılım, ülkenin hem Afrika kıtasındaki en büyük ekonomilerden biri olma hem de bölgesel siyasetteki etkin rolü nedeniyle birliğin küresel meşruiyetini güçlendiren stratejik bir hamle olarak değerlendirilmiştir.</p>



<p>Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, dış politikanın geleneksel çizgisinde bir kayma olarak görülse de bu durum ülkenin apartheid sonrası dönemde Nelson Mandela’nın mirasıyla şekillenen Ubuntu diplomasisi ile olan ilişkisi bağlamında kritik bir öneme sahiptir. Ubuntu, uzlaşma, arabuluculuk ve diyalog temelli bir dış politikayı esas alırken; BRICS üyeliği, Pretoria’nın Batı merkezli çok taraflılıktan, Güney-Güney iş birliği eksenine geçişini ifade etmektedir. Bu süreç, Güney Afrika dış politikasının idealist değerlerinin, jeopolitik realiteler ve küresel güç dengeleri karşısında nasıl bir sınava tabi tutulacağını göstermektedir.</p>



<p>Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, dış politikasının temeli olan <em>Ubuntu</em> ilkelerinden bir kopuş değil; aksine bu ilkelerin küresel düzeyde “adil küresel çözümler” ve “Afrika’nın temsili” hedefleri doğrultusunda bir yansımasıdır.</p>



<p><strong>Ubuntu Diplomasisinin Teorik Çerçevesi</strong></p>



<p>Ubuntu felsefesi, Nguni dillerinde yer alan &#8220;umuntu ngumuntu ngabantu&#8221; (kişi, ancak diğer kişiler aracılığıyla kişidir) ifadesiyle özetlenir. Bu; birlik, karşılıklı fayda, dayanışma, beraberlik ve ortak refah gibi değerleri merkeze koyan bir etik sistemidir. Apartheid sonrası Güney Afrika dış politikasında bu felsefe, normatif bir güç olarak benimsenmiş ve uluslararası alanda uzlaştırıcı, kapsayıcı ve arabulucu bir rol üstlenmenin temelini oluşturmuştur.</p>



<p>Güney Afrika’nın dış politikasında Ubuntu’nun somutlaşmış hali, genellikle üç ana alana odaklanır:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Arabuluculuk ve Çatışma Çözümü: Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve Sudan gibi Afrika ülkelerindeki krizlerde üstlenilen kolaylaştırıcı roller.</li>



<li>Kapsayıcılık ve Çok Taraflılık: Uluslararası kurumların demokratikleştirilmesi ve küresel karar alma mekanizmalarına gelişmekte olan ülkelerin dahil edilmesi talebi.</li>



<li>Adalet ve Eşitlik: Ticaret, kalkınma ve insan hakları konularında uluslararası eşitliği sağlama çabaları.</li>
</ol>



<p>Bu maddelerle birlikte BRICS’e katılım, bu değerlerin coğrafi sınırları aşarak küresel Güney’in en önemli jeopolitik konuma taşınması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, Ubuntu; birliği sadece ekonomik bir blok olmaktan çıkarıp, çok kutuplu dünyada alternatif, değer temelli bir yönetişim sunma iddiasının temelini oluşturur.</p>



<p><strong>BRICS İçinde Rol ve Ubuntu’nun Kanıtları</strong></p>



<p>Güney Afrika, BRICS içinde ekonomik büyüklük açısından en küçük üye olmasına rağmen, Afrika kıtasının sesi olma ve küresel anlamda dengeleyici bir rol üstlenme misyonuyla benzersiz bir normatif ağırlık kazanmıştır. Bu ağırlık, Ubuntu diplomasisinin BRICS içerisindeki somut yansımalarıdır:</p>



<p>1. Afrika Kalkınmasında Önemli Rolü: Yeni Kalkınma Bankası (NDB)</p>



<p>Güney Afrika’nın BRICS’e katılımının en büyük diplomatik başarısı, BRICS ülkelerinin kurduğu Yeni Kalkınma Bankası&#8217;nın (NDB) önceliklerinin Afrika kıtasına yönlendirilmesidir. Pretoria, NDB’nin Afrika’nın altyapı ve sürdürülebilir kalkınma projelerine finansman sağlamasını sağlamıştır. Bu, Ubuntu’nun dayanışma ve ortak refah ilkesinin bölgesel bir yansımasıdır. Somut bir örnekle NDB, 2024 itibarıyla Afrika&#8217;daki enerji, ulaşım ve su projelerine milyarlarca dolarlık finansman taahhüt etmiştir. Örneğin, Güney Afrika’daki enerji iletim hattı projeleri veya diğer Afrika ülkelerindeki altyapı yatırımları, Pretoria’nın BRICS’e kattığı bölgesel kalkınma vizyonunu göstermektedir.</p>



<p>Aynı zamanda Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı BRICS zirvelerinde (Örn: 2023 Johannesburg) geleneksel olarak BRICS-Afrika Dışa Açılım (Outreach) Toplantıları düzenlenmiştir. Bu kaplayıcılık mekanizması, BRICS kararlarını Afrika Birliği (AfB) gündemiyle senkronize etme çabasıdır ve Ubuntu’nun kapsayıcılık ilkesini yansıtır.</p>



<p>2. Çok Kutuplulukta Dengeleyici Güç ve Arabuluculuk</p>



<p>Güney Afrika’nın dış politikası, uluslararası krizlere yaklaşımında da Ubuntu’nun orta yol bulma ve diyalog prensibini uygulamıştır.</p>



<p>Uluslararası Finansal Kurumlarda Reform: Güney Afrika, her BRICS zirvesinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi Batı merkezli kurumlarda reform yapılması talebini kararlılıkla dile getirerek, küresel karar alma mekanizmalarında gelişmekte olan ülkelerin adaletli temsilini savunmuştur. Örneğin Rusya-Ukrayna Çatışması konusunda tarafsız kalma politikası, Batı tarafından eleştirilse de, Pretoria bu durumu bir arabuluculuk potansiyeli olarak görmüştür. Cyril Ramaphosa öncülüğünde yürütülen Afrika Barış Misyonu, BRICS’in tek Afrika üyesi olarak taraflar arasında diyalog kurma ve insani çözümler önerme çabası, Ubuntu’nun küresel ölçekte arabulucu rolünün bir izdüşümüdür.</p>



<p><strong>Eleştirel Değerlendirme</strong></p>



<p>Güney Afrika’nın Ubuntu temelli BRICS diplomasisi önemli başarılar sunsa da pratik jeopolitik ve ekonomik sınırlamalarla karşı karşıyadır. Bu durum, idealizm ile realpolitik arasındaki gerilimi ortaya koyar. Öyle ki Güney Afrika, BRICS’in ekonomik olarak en küçük oyuncusudur ve GSYİH&#8217;si diğer üyelerle (özellikle Çin) karşılaştırıldığında düşüktür. Bu ekonomik asimetri, Pretoria’nın BRICS içindeki stratejik etkisini ve müzakere gücünü teorik olarak sınırlamaktadır. Bir diğer yandan birlik içinde Güney Afrika politikaları adına bazı çelişkiler mevcuttur. Örneğin BRICS içinde insan hakları, şeffaflık veya uluslararası hukuka saygı gibi konularda bazı üyelerle yaşanan anlaşmazlıklar, Ubuntu’nun idealist prensipleri ile çelişebilmektedir. Eleştirmenler, Batı ile ilişkileri dengeleme çabası uğruna, bazen insan hakları konularında net bir duruş sergilenemediğini iddia etmektedir. Bu eleştiriler, Güney Afrika’nın BRICS içindeki rolünün salt idealist değil, aynı zamanda ulusal çıkar ve jeopolitik dengeleme çabası olduğunun da altını çizmektedir.</p>



<p><strong>Sonuç</strong></p>



<p>Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, ilk bakışta sadece ekonomik ve stratejik bir yönelim değişikliği gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde Ubuntu diplomasisinin küresel düzeyde yeniden şekillenişi ve pratik bir sınaması olarak okunmalıdır. Pretoria, BRICS platformu aracılığıyla; değer temelli uzlaşı, dayanışma ve çok taraflılık ilkelerini yalnızca Afrika kıtasında değil, küresel yönetişimde de yaşatma çabası içindedir.</p>



<p>Güney Afrika, ekonomik olarak BRICS içinde küçük bir oyuncu olsa da, normatif ve ahlaki güç olarak önemli bir misyon üstlenmiştir. Afrika&#8217;nın kalkınma gündemini küresel finansal reform talepleriyle birleştirmesi, BRICS’i salt bir ticaret birliğinden çıkarıp, küresel Güney’in adalet arayışının bir platformu haline getirmiştir.</p>



<p>BRICS’in son genişleme dalgası (BRICS-10) ve küresel düzlemdeki artan siyasi gerilimler göz önüne alındığında, Güney Afrika’nın Ubuntu ruhunu kullanarak birliği dengeleme ve Afrika’nın sesini etkinleştirme rolü, hem sınanmaya hem de pekiştirilmeye devam edecektir. Bu denge, Güney Afrika’nın dış politikasının geleceğini belirleyecek kritik bir faktör olacaktır.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Muhammed Yasin Gidici' src='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=100&#038;d=mm&#038;r=g' srcset='https://secure.gravatar.com/avatar/4cb4858150e48d3fc28252b35a0534df4faa7e6a6f792648e08339e043a5b684?s=200&#038;d=mm&#038;r=g 2x' class='avatar avatar-100 photo' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/muhammed-yasin-gidici/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Yasin Gidici</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Muhammed Yasin Gidici 2004 yılında İzmir’de doğdu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Dış politikada Doğu Afrika ve kriz, çatışma bölgelerine yoğunlaşarak çalışmalar yapmaktadır. İngilizce bilmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/guney-afrikanin-brics-stratejisi-ubuntu-ilkeleri-cercevesinde-kuresel-adalet-vizyonu/">Güney Afrika’nın BRICS Stratejisi: Ubuntu İlkeleri Çerçevesinde Küresel Adalet Vizyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/guney-afrikanin-brics-stratejisi-ubuntu-ilkeleri-cercevesinde-kuresel-adalet-vizyonu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
