<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadriye Sınmaz, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/kadriye-sinmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Dec 2025 14:46:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>Kadriye Sınmaz, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsrail’de Radikalizmin Merkezileşmesi</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/israil-radikalizm-ben-gvir-ve-asiri-sagin-yukselisi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/israil-radikalizm-ben-gvir-ve-asiri-sagin-yukselisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadriye Sınmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 14:44:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2261</guid>

					<description><![CDATA[<p>1995 sonbaharında Kudüs sokaklarında yaklaşan büyük bir kırılmanın havası esiyordu. Oslo Anlaşmaları, İsrail toplumunu derin bir şekilde ikiye bölmüş, barış ihtimali bir kesim için “umut”, bir kesim için ise “ulusal bir tehdit” olarak görülmeye başlanmıştı. Bir sene evvel Yaser Arafat ve Şimon Peres’le birlikte Nobel Barış Ödülü’nü alan Başbakan İzak Rabin, artık sokakta yükselen öfkenin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/israil-radikalizm-ben-gvir-ve-asiri-sagin-yukselisi/">İsrail’de Radikalizmin Merkezileşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1995 sonbaharında Kudüs sokaklarında yaklaşan büyük bir kırılmanın havası esiyordu. Oslo Anlaşmaları, İsrail toplumunu derin bir şekilde ikiye bölmüş, barış ihtimali bir kesim için “umut”, bir kesim için ise “ulusal bir tehdit” olarak görülmeye başlanmıştı. Bir sene evvel Yaser Arafat ve Şimon Peres’le birlikte Nobel Barış Ödülü’nü alan Başbakan İzak Rabin, artık sokakta yükselen öfkenin doğrudan hedefi haline gelmişti. Sağ grupların tehditleri artmış, protestolar sertleşmiş, siyasi dil olağanüstü bir radikalleşme sürecine girmişti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/sddefault.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="640" height="480" data-id="2264" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/sddefault.jpg" alt="Itamar Ben Gvir, Ekim 1995'te verdiği bir röportajda Başbakan Yitzhak Rabin'in arabasından bir süs eşyasını tutarken görülüyor. (Ekran görüntüsü: YouTube/IBA)" class="wp-image-2264" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/sddefault.jpg 640w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/sddefault-300x225.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/sddefault-150x113.jpg 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><figcaption class="wp-element-caption">Itamar Ben Gvir, Ekim 1995&#8217;te verdiği bir röportajda Başbakan Yitzhak Rabin&#8217;in arabasından bir süs eşyasını tutarken görülüyor. (Ekran görüntüsü: YouTube/IBA)</figcaption></figure>
</figure>



<p>O günlerde kameralara yansıyan 19 yaşındaki bir genç, Rabin’in Cadillac marka aracından çalınan bir süsü göstererek şöyle söylüyordu: “Arabasına ulaştığımız gibi ona da ulaşacağız.” Bundan sadece birkaç hafta sonra Başbakan Rabin, Tel Aviv’deki barış yanlısı protestodan ayrılırken 25 yaşındaki aşırı sağcı Yigal Amir tarafından öldürüldü. Arabasındaki süsle kameralar karşısında Rabin’e canlı yayında tehditler savuran genç, bizzat tetiği çekmese de suikastın beslendiği nefret ikliminin ve radikal tutumun sembol figürlerinden biri olarak tarihe geçti. O günlerde marjinal olarak görülen bu kişi, yıllar sonra İsrail hükümetinin merkezi unsurlarından biri haline gelecek olan Itamar Ben-Gvir’di.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Uçtan Gelen Bir İdeoloji: Ben-Gvir’in Siyasal Profili</strong></h5>



<p>Itamar Ben-Gvir, ideolojik köklerini Meir Kahane’nin kurduğu ve İsrail’de terör örgütü ilan edilen Kach hareketinden almaktadır. Bu çizgi, Yahudi üstünlüğünü merkeze alan, Arapların ülkeden sürülmesini açıkça savunan, demokrasiyi ikincil hatta gereksiz gören bir ideolojik yapılanmadır. Ben-Gvir uzun yıllar boyunca bu ideolojiyi yalnızca savunmakla kalmamış, sokakta bizzat uygulayan figürlerden biri olmuştur.</p>



<p>Gençliğinde defalarca “ırkçılığa teşvik”, “kamu düzenini bozma” ve “şiddeti yüceltme” gibi suçlamalarla yargılanmış, uzun süre askeri hizmete dahi uygun görülmemiştir. Filistinlilerin vatandaşlıktan çıkarılması, toplu sürgünler, yerleşimci şiddetinin meşrulaştırılması gibi öneriler onun siyasal söyleminin temelini oluşturmuştur. Bu eylemleri gerçekleştirenlerin avukatlığını üstlenmesiyle tanınmıştır. Uzun bir dönem boyunca İsrail siyasal sistemi, Ben-Gvir gibileri “marjinal radikaller” olarak tanımlamış; onları tolere etmiş ama merkeze taşımamıştır.</p>



<p>Ta ki Binyamin Netanyahu’nun bitmek bilmeyen iktidar mücadelesi, bu radikalleri sistemin vazgeçilmez unsurlarına dönüştürene kadar!</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-style-default"><img decoding="async" width="1024" height="640" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1.webp" alt="Itamar Ben Gvir, Ekim 1995'te verdiği bir röportajda Başbakan Yitzhak Rabin'in arabasından bir süs eşyasını tutarken görülüyor. (Ekran görüntüsü: YouTube/IBA)
" class="wp-image-2265" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1-300x188.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1-768x480.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1-150x94.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/F210506OF20-e1620379373610-1024x640-1-696x435.webp 696w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Netanyahu ve Sağ Popülizmin Normalleşmesi</strong></h5>



<p>Rabin suikastı sonrası gerçekleşen 1996 seçimleri, İsrail siyasetinde bir kırılma noktasıydı. Netanyahu’nun ilk başbakanlığı (1996-1999), “güvenlik” söyleminin barış söylemini tamamen bastırdığı bir dönemin başlangıcı oldu. Oslo süreci fiilen donduruldu, yerleşim politikaları hız kazandı ve İsrail kamuoyunda “askeri caydırıcılık” siyasal meşruiyetin ana ölçütü haline geldi. Akabinde gerçekleşen İkinci İntifada’ya çok sert bir şekilde cevap verilmesi ve Ayrım Duvarı’nın inşası gerilimi daha da tırmandırdı.</p>



<p>Netanyahu’nun 2009’da başbakan seçilmesiyle başlayan ve (çok kısa bir kesinti dışında)günümüze kadar devam eden ikinci döneminde İsrail, merkez-liberal çizgiden bütünüyle uzaklaştı ve muhafazakar sağ, hükümete yerleşti. Hukuk sistemi, eğitim, askerlik gibi birçok konuda ultra-Ortodoks etkisi kurumsallaştı. Son tahlilde ultra-Ortodoks partiler, aşırı milliyetçi bloklar ve dindar-siyonist yapılar, koalisyon matematiğinin vazgeçilmez aktörleri haline geldi.</p>



<p>Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimler, bu süreçte sistem dışı ve marjinal olmaktan çıkıp devletin doğrudan karar alıcıları arasına yerleşti. Netanyahu, bu figürlerle ideolojik bir yakınlıktan ziyade, iktidarda kalma zorunluluğu temelinde ittifak kurdu. Fakat bu ittifak, zaman içinde güç dengesini tersine çevirdi. Bu isimler aldıkları oyla örtüşmeyecek şekilde yasama ve yürütme üzerinde orantısız bir etkiye sahip oldu ve bir zamanlar iktidara eklemlenen radikaller, bugün iktidarın yönünü tayin eden aktörler haline geldi.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Peki, Bu Radikalizmin Sonu Nereye Gidiyor?</strong></h5>



<p>Radikalleşmenin artması, İsrail toplumunun iç dengelerini de sarsıyor. Laik kesimler, yargı bağımsızlığının tahrip edilmesine ve güvenlik aygıtının radikal sağın ideolojik önceliklerine göre şekillenmesinden rahatsız oluyor. Laik-dindar, Yahudi-Arap gibi toplumsal kırılma hatları dramatik şekilde derinleşiyor. Devletin meşruiyeti, artık demokrasi ve hukukla değil, Ben-Gvir’in temsil ettiği “güvenlik” ve “üstünlük” söylemiyle ölçülüyor. Bu da İsrail’de devletin geleceği ile ilgili soruları gündeme getiriyor.</p>



<p>Diğer taraftan, İsrail’de yükselen radikalizmin en ağır bedelini ödeyenler tartışmasız biçimde Filistinlilerdir. Ben-Gvir’in siyasal çizgisi, 1967 sonrası statükonun “istisna” değil, kalıcı bir düzen olarak kabul edilmesini talep ediyor. Onun gözünde Oslo, işgali sınırlayan değil, Yahudi egemenliğini tamamlama sürecini geciktiren bir sapmaydı. Bugün Ulusal Güvenlik Bakanı olarak polis teşkilatı üzerinde kurduğu nüfuz, yerleşimci şiddetine tanınan fiili dokunulmazlık ve Filistinlilere karşı giderek sertleşen güvenlik politikaları, güvenlik aygıtını ideolojik bir savaş makinesine dönüştürüyor. Batı Şeria’da fiili ilhakın gizlenmesine artık gerek duyulmuyor; yerleşimlerin yayılması, köylerin kuşatılması ve demografik mühendislik, açık siyasal hedefler olarak savunuluyor. Gazze’ye yönelik soykırım ise bu paradigmanın en uç örneği! Böylece mevcut durum, Filistinliler açısından yalnızca daha sert bir güvenlik politikasını değil, yaşamın bütünüyle militarize bir rejim altında şekillenmesini ifade ediyor.</p>



<p>1995’te Rabin’in aracından çalınan bir süsü kameraya gösterip “Arabasına ulaştığımız gibi ona da ulaşacağız” diyen 19 yaşındaki genç, bugün hem İsrail’in iç yönetim sisteminde hem de Filistin şehirlerinin üzerinde hissedilen askeri bir rejimin yüzü haline gelmiş durumda. Bu süreç, Filistinliler için Ben-Gvir’in gençlik yıllarında sloganlarını attığı şiddet siyasetinin artık sokak kenarlarından çıkıp devlet politikasına dönüşmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla Ben-Gvir’in temsil ettiği bu radikal çizginin nereye kadar gideceğine dair her tartışma, Filistinlilerin bu süreçte nasıl bir varoluş mücadelesi verebileceği sorusunu beraberinde getiriyor.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/kadin-icon.png" width="100"  height="100" alt="Kadriye Sınmaz" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/kadriye-sinmaz/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Kadriye Sınmaz</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>İstanbul Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2018-2023 yılları arasında İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nde (İNSAMER) Ortadoğu araştırmacısı olarak çalıştı. Ardından bir yıl Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nde araştırmacı olarak çalıştı. Marmara Üniversitesi, Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü’nde doktora çalışmasına devam etmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/israil-radikalizm-ben-gvir-ve-asiri-sagin-yukselisi/">İsrail’de Radikalizmin Merkezileşmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/israil-radikalizm-ben-gvir-ve-asiri-sagin-yukselisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazze’nin Gölgesinde Batı Şeria: Planlı Bir İlhakın Sessiz İnşası</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/gazzenin-golgesinde-bati-seria-planli-bir-ilhakin-sessiz-insasi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/gazzenin-golgesinde-bati-seria-planli-bir-ilhakin-sessiz-insasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadriye Sınmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 17:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[batı şeria]]></category>
		<category><![CDATA[bm]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[ilhak]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2060</guid>

					<description><![CDATA[<p>7 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan gelişmeler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının gölgesinde Batı Şeria’da sessiz ama derin bir dönüşüm yarattı. Dünya kamuoyu Gazze’deki yıkıma odaklanırken, Batı Şeria’da işgal fiilen genişledi, yerleşimci şiddeti arttı, idari kontrol güçlendi ve İsrail bölge üzerindeki hakimiyetini kalıcı hale getirme yönünde somut adımlar attı. Bu tablo, yalnızca işgalin derinleşmesi anlamına gelmiyor; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/gazzenin-golgesinde-bati-seria-planli-bir-ilhakin-sessiz-insasi/">Gazze’nin Gölgesinde Batı Şeria: Planlı Bir İlhakın Sessiz İnşası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>7 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan gelişmeler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının gölgesinde Batı Şeria’da sessiz ama derin bir dönüşüm yarattı. Dünya kamuoyu Gazze’deki yıkıma odaklanırken, Batı Şeria’da işgal fiilen genişledi, yerleşimci şiddeti arttı, idari kontrol güçlendi ve İsrail bölge üzerindeki hakimiyetini kalıcı hale getirme yönünde somut adımlar attı. Bu tablo, yalnızca işgalin derinleşmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda Batı Şeria’nın fiili ilhak sürecinin hızlandığını gösteriyor.</p>



<p>İsrail uzun süredir Batı Şeria’daki varlığını “güvenlik” gerekçesiyle meşrulaştırıyor. Ancak 7 Ekim sonrasında bu gerekçe yerini daha kalıcı bir genişleme politikasına bıraktı. Uluslararası raporlara göre, son iki yılda İsrail hükümeti 49 yeni yerleşim biriminin inşasını onayladı; bunların 22’si 2025 Mayıs’ında açıklandı. Ayrıca 121 yeni gayriresmi yerleşim (<em>outpost</em>) kuruldu ve bu rakam toplam <em>outpost</em> sayısının yaklaşık yüzde kırkına karşılık geliyor. Bu gelişmeler, işgalin artık “geçici güvenlik tedbiri” olmanın çok ötesine geçtiğini, kalıcı bir toprak hâkimiyeti planının uygulandığını gösteriyor.</p>



<p><strong>Batı Şeria’daki genişleme, yalnızca yeni yerleşimlerin inşasıyla sınırlı değil.</strong></p>



<p>2024 yılında 23,7 kilometrekare Filistin toprağına el konuldu, yüzlerce yapı yıkıldı, binlerce insan yerinden edildi. Filistinlilerin tarım arazilerine, su kaynaklarına ve hareket özgürlüklerine yönelik kısıtlamalar yoğunlaştırıldı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, bu dönemde bölgede 86 yeni kontrol noktası ve bariyer kuruldu. Aynı süreçte yerleşimciler arasında silahlanma arttı ve 1.800’ün üzerinde yerleşimci saldırısı kaydedildi; köyler, tarlalar ve evler hedef alındı. Bu saldırılar çoğu zaman İsrail ordusunun koruması altında gerçekleşti. Yüzlerce Filistinli öldürüldü, binlercesi gözaltına alındı. Batı Şeria artık büyük ölçüde askeri ve idari bir abluka altında.</p>



<p>Bu tablo, İsrail’in Batı Şeria’yı resmen ilhak etmese de sahada ilhak etmiş gibi fiili bir durumun var olduğunu gösteriyor. Böylece İsrail, hem uluslararası kamuoyunun tepkisini sınırlıyor hem de olası bir ilhakı her an masaya koyabileceği siyasi bir koz olarak elinde tutuyor. Resmî bir ilhak diplomatik kriz yaratabilir; fakat fiili kontrolü sürdürmek, aynı sonucu düşük maliyetle elde tutmanın bir yolu haline gelmiş durumda.</p>



<p>Son aylarda birçok ülke Filistin’i resmen tanıdı. Avrupa’da, Latin Amerika’da ve Afrika’da ardı ardına gelen bu tanıma dalgası Filistin’in uluslararası meşruiyetini güçlendirdi. Ancak bu diplomatik adımların sahadaki karşılığı oldukça sınırlı. Bir yönetim kendi topraklarında egemenliğini kuramıyor, halkının yaşamını koruyamıyorsa, uluslararası tanınma sembolik bir anlam taşır. İsrail’in Batı Şeria’daki fiili genişlemesi ve Filistin yönetiminin sınırlı kapasitesi bu tanıma adımlarını gölgede bırakıyor. Filistin devleti kağıt üzerinde güçlenirken, toprak üzerinde zayıflıyor.</p>



<p>Gazze’de ilan edilen ateşkes, bu büyük resim içinde kısa bir duraklama anlamına geliyor. Henüz kalıcı bir uzlaşıdan söz etmek mümkün değil. İsrail ateşkesi delme eğiliminde olabilir, ateşkesin başarılı olması durumunda da Netanyahu açısından yeni bir yönelim zorunlu görünmektedir. Zira İsrail, Ekim 2026’da seçime gidecek. Yaklaşık üç buçuk yılda (2019-2022) hükümet kurulamaması sebebiyle ardı ardına yapılan beş seçim İsrail’deki siyasi sistemin zaten kırılgan olduğunu ve istikrarsızlığın derinliğini gösteriyor. Üstelik Netanyahu iç siyasette meşruiyet krizi yaşamakta ve savaş sebebiyle ertelenen yargılamalar kendisini beklemektedir. Dışarıda tansiyonun düşmesi Netanyahu’yu ülke içindeki sorunlarla yüzleşmek zorunda bırakır. Netanyahu, iç politikada biriken öfkeyi bastırmak, yolsuzluk yargılamalarından doğan baskıyı azaltmak ve koalisyon ortaklarının desteğini korumak için güvenlik ve toprak politikalarını daha da sertleştirebilir. Bu ortamda Batı Şeria üzerindeki kontrol, hem iç siyasette birleştirici bir “ulusal dava” hem de dış politikada dikkat dağıtıcı bir araç haline getirilebilir. Ayrıca İsrail’in “düşman ülkeleri” Lübnan, İran ve Yemen gibi bölge ülkeleri de İsrail’in yeni ve yine hedefi olmaya aday.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-1024x576.webp" alt="" class="wp-image-2062" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-1024x576.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-768x432.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-1536x864.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-696x392.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة-1068x601.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/ضفة.webp 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Bu noktada hükümetin bileşenleri de belirleyici bir rol oynuyor.</strong></p>



<p>2024’te yetkileri artırılan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’nın doğrudan İsrail idaresine alınmasını öngören ayrıntılı bir ilhak planı hazırladı. Smotrich’in planı, altı büyük Filistin kenti hariç neredeyse bölgenin tamamını İsrail egemenliği altına almayı hedefliyor. Planın özünde “maksimum toprak, minimum Arap nüfus” ilkesi bulunuyor. Bu kapsamda Filistin nüfus merkezleri izole edilerek dışarıda bırakılacak, Yahudi yerleşimlerinin bulunduğu alanlar İsrail hukukuna entegre edilecektir. Smotrich ayrıca E1 bölgesi projesini yeniden canlandırarak Ma’ale Adumim yerleşimi ile Doğu Kudüs’ü bağlamayı ve Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölmeyi hedefliyor. Bu proje kapsamında 3.401 yeni konut inşası onaylandı. Smotrich bu kararı açıkça “Filistin Devleti düşüncesini gömmek” olarak nitelendirdi.</p>



<p>Savunma Bakanlığı’na bağlı Sivil Yönetim birimlerinin birçok yetkisinin Smotrich’in denetimine verilmesi Batı Şeria üzerindeki baskıyı arttıran önemli unsurlardan biri oldu. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir ise güvenlik aygıtı üzerindeki etkisiyle bu sürecin tamamlayıcı unsuruna dönüşmüş durumda. Smotrich ve Ben Gvir, ideolojik söylemleriyle Batı Şeria’nın ilhakını savunmanın ötesine geçerek, sahada ve bürokrasi içinde bu sürecin mimarı haline gelmiş bulunuyorlar.</p>



<p>Smotrich’in hazırladığı plan, İsrail’in gelecekteki yönelimini de açık biçimde ortaya koyuyor. Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 80’inin İsrail egemenliğine geçirilmesi, Filistin Yönetimi’nin ise yalnızca özerk idari görevlerle sınırlandırılması öngörülüyor. Bu model, Filistin’in devletleşme sürecini tamamen işlevsiz kılarken, İsrail için düşük maliyetli bir ilhak formülü yaratıyor.</p>



<p>Sonuçta ortaya çıkan tablo, Batı Şeria’daki işgalin artık sadece askeri değil, ideolojik, idari ve stratejik bir ilhak projesine dönüştüğünü gösteriyor. İsrail hükümetinin politik vizyonu ile sahadaki fiili uygulamalar birbirini tamamlayan bir strateji oluşturmuş durumda.</p>



<p>Ateşkesin sağladığı/sağlayacağı görece sessizlik içinde Batı Şeria’nın tamamen kuşatılması önemli bir tehdittir. Alınan her yeni imar kararı, kurulan her yeni kontrol noktası, yıkılan her ev, bu fiili ilhakın bir tuğlasını oluşturmaktadır. Eğer dünya kamuoyu Gazze’deki insani felakete gösterdiği duyarlılığı Batı Şeria’daki bu “sessiz ilhaka” da göstermezse, yakın gelecekte Filistin yalnızca bir halkın değil, artık toprağını da yitirmiş bir kimliğin adı haline gelebilir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/10/kadin-icon.png" width="100"  height="100" alt="Kadriye Sınmaz" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/kadriye-sinmaz/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Kadriye Sınmaz</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>İstanbul Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2018-2023 yılları arasında İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nde (İNSAMER) Ortadoğu araştırmacısı olarak çalıştı. Ardından bir yıl Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nde araştırmacı olarak çalıştı. Marmara Üniversitesi, Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü’nde doktora çalışmasına devam etmektedir.</p>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
<div class="host-lopnbnfpjmgpbppclhclehhgafnifija" style="position: relative;z-index: 2147483647"></div>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/gazzenin-golgesinde-bati-seria-planli-bir-ilhakin-sessiz-insasi/">Gazze’nin Gölgesinde Batı Şeria: Planlı Bir İlhakın Sessiz İnşası</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/gazzenin-golgesinde-bati-seria-planli-bir-ilhakin-sessiz-insasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
