<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2026 07:31:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Dünya ve İslam sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dunyaveislam.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Veri Kendini Yemeye Başlarsa: Yapay Zeka Çağında Dezenformasyon Döngüsü</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/veri-kendini-yemeye-baslarsa-yapay-zeka-caginda-dezenformasyon-dongusu/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/veri-kendini-yemeye-baslarsa-yapay-zeka-caginda-dezenformasyon-dongusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahrefs’in 2025’te yaklaşık 900 bin web sayfasını analiz ederek yaptığı araştırmaya göre, çevrim içi içeriklerin %74,2’si tamamen ya da kısmen yapay zeka tarafından üretiliyor; peki yapay zekanın yine yapay zeka verilerinden beslendiği bu yeni ekosistemde bilginin doğruluğu neye göre ölçülecek? Yapay zeka hayatımıza hızlı bir giriş yaptı. Öyle ki kısa sürede eğitimden medyaya, iş dünyasından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/veri-kendini-yemeye-baslarsa-yapay-zeka-caginda-dezenformasyon-dongusu/">Veri Kendini Yemeye Başlarsa: Yapay Zeka Çağında Dezenformasyon Döngüsü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Ahrefs’in 2025’te yaklaşık 900 bin web sayfasını analiz ederek yaptığı araştırmaya göre, çevrim içi içeriklerin %74,2’si tamamen ya da kısmen yapay zeka tarafından üretiliyor; peki yapay zekanın yine yapay zeka verilerinden beslendiği bu yeni ekosistemde bilginin doğruluğu neye göre ölçülecek?</strong></p>



<p>Yapay zeka hayatımıza hızlı bir giriş yaptı. Öyle ki kısa sürede eğitimden medyaya, iş dünyasından günlük hayatımıza kadar pek çok alanda kendine yer buldu. Bir öğrenci ödev hazırlarken, bir gazeteci haber yazarken, bir şirket çalışanı rapor hazırlarken artık yapay zeka araçlarını kullanabiliyor.</p>



<p>Bir süre sonra karşılaştığımız tüm metinler acaba mı dedirtmeye başladı. Metinlerle de sınırlı kalmadı; görseller, videolar kısacası tüm dijital materyaller artık şüphe uyandırıyor. Peki tüm bunları mümkün kılan yapay zeka sistemleri nasıl eğitiliyor? Bunun için önce, bugüne dek yapay zekanın geçirdiği gelişim sürecine kısa bir göz atmakta fayda var.</p>



<p><strong>1950’den 2026’ya Yapay Zeka Nasıl Gelişti?</strong></p>



<p>Yapay zeka araştırmaları aslında yeni değil; geçmişi 1950’lere kadar uzanıyor. Ancak uzun süre bu alan daha çok akademisyenlerin ve büyük teknoloji şirketlerinin çalıştığı bir alan olarak kaldı.</p>



<p>2010’lu yıllarda yapay zeka hızla gelişti; görüntü tanıma, veri analizi ve otomasyon gibi alanlarda önemli ilerlemeler yaşandı. Asıl dönüm noktası ise 2022’de ChatGPT’nin kamuya açılmasıyla geldi.</p>



<p>Ardından Google Gemini, Claude ve Microsoft Copilot gibi araçların ortaya çıkmasıyla yapay zeka kısa sürede eğitimden medyaya kadar pek çok alanda kullanılan yaygın bir araca dönüştü.</p>



<p><strong>Peki Bu Sistemler Nasıl Eğitiliyor?</strong></p>



<p>Bugün “büyük dil modeli” denilen yapay zekalar genellikle üç aşamada eğitiliyor. Önce devasa metinlerle dilin yapısı öğreniliyor: kelimeler nasıl bir araya gelir, cümleler nasıl kurulur vb. Sonra insanlar modelin cevaplarını örneklerle ince ayarlıyor, böylece daha doğru ve güvenli yanıtlar üretmesi sağlanıyor. Son aşamada ise insan geri bildirimi devreye giriyor; model, hangi cevapların daha iyi olduğunu öğrenerek kendini geliştiriyor.</p>



<p>Mesela ChatGPT 2024’te, 2023’e kadar olan bilgilerle eğitildiği için 2024’te olan olayları bilmiyordu. Kısa süre sonra bu sorun çözüldü ve güncel verilerle metin oluşturmaya devam etti.</p>



<p>Buraya kadar yapay zekanın kendini nasıl eğittiğini öğrendik: İnternetten metinleri derliyor ve kullanıcı geri bildirimleriyle yönlendiriliyor. Ancak işler artık biraz daha karmaşık. Ahrefs’in 2025’te yaklaşık 900 bin web sayfasını analiz ettiği araştırmaya göre, çevrim içi içeriklerin yüzde 74,2’si tamamen ya da kısmen yapay zeka tarafından üretiliyor. Yani 2024’ten sonra ortaya çıkan metinlerin büyük çoğunluğu yapay zeka tarafından üretilmiş durumda ve bu da yapay zeka tarafından üretilmiş bu metinlerin yeni içeriklerin kaynağı olduğunu gösteriyor.</p>



<p><strong>Yapay Zeka Kendi Kendini Besleyen Bir Modele Dönüştüğünde Bizi Neler Bekliyor?</strong></p>



<p>Bugün karşı karşıya olduğumuz sorun yalnızca “yanlış bilgi” değil; yanlış bilginin tekrar tekrar üretilerek doğruymuş gibi yerleşme ihtimali. Yapay zeka tam da bu noktada bir hızlandırıcı işlevi görüyor: Ne üretirse üretsin, benzerleri yeniden çoğalıyor. Böylece bilgi, doğrulukla değil tekrar sıklığıyla ölçülmeye başlıyor.</p>



<p>Yapay zekanın kendi ürettiği verilerle tekrar tekrar eğitilmesi sonucunda ortaya çıkan olguya teknik literatürde <strong>“model çöküşü”</strong> deniyor. Bu süreçte nadir ama kritik bilgiler kayboluyor; geriye ise sürekli tekrar eden, pürüzsüz ama sığ metinler kalıyor.</p>



<p>Sorun burada da bitmiyor. Yapay zeka modelleri devasa miktarda veri tüketiyor, internetteki nitelikli insan yapımı içerikler ise hızla tükeniyor. Bu noktada geliştiriciler, modelleri kendi ürettikleri içeriklerle beslemek zorunda kalıyor. Literatürde buna <strong>“özyinelemeli eğitim” </strong>ya da <em>self-consuming loop</em> deniyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-1024x683.webp" alt="" class="wp-image-2800" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-1024x683.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ChatGPT-Image-9-Mar-2026-13_05_5.webp 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Risk Senaryosu</strong></p>



<p>Farz edelim bir haber editörü, Türkiye’de evlilik oranlarıyla ilgili bir yazı hazırlıyor. Hız kazanmak için yapay zekadan yararlanıyor ve metnin bir yerine şöyle bir cümle ekleniyor:</p>



<p>“TÜİK verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de evlilik oranları yüzde 20 düştü.”</p>



<p>Editör ifadeyi ayrıntılı biçimde kontrol etmiyor ve haber bu haliyle yayımlanıyor. Ardından başka bir araştırmacı, konuyla ilgili çalışırken birincil kaynağa gitmek yerine bu haberi güvenilir görüp ikincil kaynak olarak kullanıyor. Verinin doğruluğunu sorgulamıyor.</p>



<p>Bir süre sonra aynı bilgi farklı yazılarda, raporlarda ve analizlerde tekrar edilmeye başlıyor. Sonuçta TÜİK böyle bir araştırma yapmamış olsa da, internet üzerinde var olmayan bu veri “gerçek” haline geliyor.</p>



<p>İşte bu, model çöküşünün ve özyinelemeli eğitim döngüsünün günlük hayatta yarattığı görünmez ama tehlikeli etkilerin bir örneği.</p>



<p>Sadece insanlar da değil modeller de verinin doğruluğunu kontrol etmek de başarısız. Yapay zekanın kendi ürettiği veriyi büyüterek devam ettirmesi olgusu insanlarınkinden daha tehlikeli ve hızlı. Yapay zeka bu döngünün içerisinde gerçeklikle bağını kaybederek kendi paralel gerçekliğinde yaşamaya başlıyor. Buna<strong> “yapay zeka halüsinasyonu”</strong> deniyor.</p>



<p>Araştırmalar, bu sürecin yapay zekanın öğrenme biçimini üç temel noktada zayıflattığını gösteriyor:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>İstatistiksel hata:</strong> Model nadir olanı önemsiz sayıyor, istisnaları siliyor ve sadece en yaygın olanı seçiyor. Oysa bilim ve toplum çoğu zaman istisnalardan beslenir.<br><br></li>



<li><strong>Kapasite sınırı:</strong> Yapay zeka her şeyi eksiksiz hatırlayamaz. Veriyi sıkıştırırken detayları çarpıtır ve bu çarpıtma sentetik verilerle pekişir.<br><br></li>



<li><strong>Hataların birikmesi:</strong> İlk modelde küçük bir yanlış tolere edilir, ikinci modelde normalleşir, onuncuda ise standart haline gelir. Yanlış artık istisna değil, normdur.</li>
</ol>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-1024x576.webp" alt="" class="wp-image-2799" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-1024x576.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-768x432.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-1536x864.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-696x392.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900-1068x601.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/03/ER22_1603_HeaderArt_1600x900.webp 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Model çöküşünü önlemenin tek yolu, sisteme düzenli ve bilinçli biçimde gerçek insan deneyimini, doğrulanmış veriyi ve eleştirel çeşitliliği eklemektir. Dijital çağda en kritik mesele yalnızca bilgiye erişmek değil; bilginin kaynağını sorgulayabilen bir bilinç geliştirmek olacaktır.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/veri-kendini-yemeye-baslarsa-yapay-zeka-caginda-dezenformasyon-dongusu/">Veri Kendini Yemeye Başlarsa: Yapay Zeka Çağında Dezenformasyon Döngüsü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/veri-kendini-yemeye-baslarsa-yapay-zeka-caginda-dezenformasyon-dongusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025 Tanıtıldı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/istanbulda-dogu-turkistan-insan-haklari-ihlalleri-endeksi-2025-tanitildi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/istanbulda-dogu-turkistan-insan-haklari-ihlalleri-endeksi-2025-tanitildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025”, İstanbul’da düzenlenen programla kamuoyuna sunuldu. Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, çalışmanın metodolojisi ve öne çıkan bulguları paylaşıldı. Programda konuşan MAZLUMDER Genel Başkanı Kaya Kartal, endeksin tarihe not düşecek bir çalışma olduğunu söylerken bu çalışmaların uluslararası hukuk bağlamında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/istanbulda-dogu-turkistan-insan-haklari-ihlalleri-endeksi-2025-tanitildi/">İstanbul’da Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025 Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan <strong>“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025”</strong>, İstanbul’da düzenlenen programla kamuoyuna sunuldu. Neslişah Sultan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, çalışmanın metodolojisi ve öne çıkan bulguları paylaşıldı.</p>



<p>Programda konuşan MAZLUMDER Genel Başkanı Kaya Kartal, endeksin tarihe not düşecek bir çalışma olduğunu söylerken bu çalışmaların uluslararası hukuk bağlamında bir yaptırıma kaynaklık etmesini umut ettiklerini dile getirdi.</p>



<p>Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Ertekin de yapılan çalışmanın uzun vadede resmi kayıt oluşturması nedeniyle çok kıymetli bir belge olduğunu ifade etti.</p>



<p>Yeryüzü Avukatları Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Dişli konuşmasında, Doğu Türkistan meselesinin diğer mazlum coğrafyalardan ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. “Biz Filistin, Gazze, Yemen ve Arakan konusunda hangi hassasiyete sahipsek Doğu Türkistan için de aynı yerdeyiz. Bu davayı kompartımanlara ayırmadan, bir bütün olarak görmeliyiz. Bu meselenin ‘Batı bloğuna mahsus bir skor kazanma hamlesi’ olarak sunulmasını reddediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>



<p>ETHR’nin bir yıl boyunca yürüttüğü sistematik haber taramaları ve kamuya açık uluslararası raporların karşılaştırmalı analiziyle hazırlanan Endeks 2025, doğrudan saha erişiminin mümkün olmadığı şartlarda dahi ihlallerin izlenebilir ve kayıt altına alınabilir olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, bölgedeki baskı politikalarının özellikle iş gücü transferi uygulamaları üzerinden derinleştiği vurgulanırken; çalışmanın, ulusal ve uluslararası insan hakları savunuculuğu için veriye dayalı güçlü bir referans sunduğu ifade ediliyor.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/istanbulda-dogu-turkistan-insan-haklari-ihlalleri-endeksi-2025-tanitildi/">İstanbul’da Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025 Tanıtıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/istanbulda-dogu-turkistan-insan-haklari-ihlalleri-endeksi-2025-tanitildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Japonya’da Tarihi Seçim: İlk Kadın Başbakan Takaiçi Rekor Zaferle Gücünü Pekiştirdi</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/japonyada-tarihi-secim-ilk-kadin-basbakan-takaici-rekor-zaferle-gucunu-pekistirdi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/japonyada-tarihi-secim-ilk-kadin-basbakan-takaici-rekor-zaferle-gucunu-pekistirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 10:51:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Japonya, erken genel seçimlerle birlikte siyasi tarihinde bir dönüm noktasına tanıklık etti. Ülkenin ilk kadın başbakanı Sanae Takaiçi liderliğindeki Liberal Demokratik Parti (LDP), Temsilciler Meclisi seçimlerinden savaş sonrası dönemin en büyük zaferiyle çıktı. Devlet televizyonu NHK’nin sandık sayım sonuçlarına dayandırdığı verilere göre LDP, 465 sandalyeli mecliste 316 milletvekilliği kazanarak üçte iki çoğunluk sınırını aştı. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/japonyada-tarihi-secim-ilk-kadin-basbakan-takaici-rekor-zaferle-gucunu-pekistirdi/">Japonya’da Tarihi Seçim: İlk Kadın Başbakan Takaiçi Rekor Zaferle Gücünü Pekiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Japonya, erken genel seçimlerle birlikte siyasi tarihinde bir dönüm noktasına tanıklık etti. Ülkenin ilk kadın başbakanı Sanae Takaiçi liderliğindeki Liberal Demokratik Parti (LDP), Temsilciler Meclisi seçimlerinden savaş sonrası dönemin en büyük zaferiyle çıktı. Devlet televizyonu NHK’nin sandık sayım sonuçlarına dayandırdığı verilere göre LDP, 465 sandalyeli mecliste 316 milletvekilliği kazanarak üçte iki çoğunluk sınırını aştı.</p>



<p>Bu sonuçla LDP, sandalye sayısını önceki döneme kıyasla 198’den 316’ya yükseltti ve Japonya’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu ölçekte bir başarıya ulaşan ilk parti oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-1024x576.webp" alt="" class="wp-image-2638" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-1024x576.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-768x432.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-696x392.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166-1068x601.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/1536x864_cmsv2_a9b855bf-ac7f-538e-8adc-bb4ac7b8bc2a-9643166.webp 1536w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Anayasa Değişikliği Yolda</strong></h3>



<p>Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından konuşan Başbakan Takaiçi, “Seçmenlerin bize yüklediği sorumluluk son derece ağır. Verdiğimiz sözleri yerine getirmek zorundayız” ifadelerini kullandı. Kabinede büyük bir revizyona gitmeyeceğini belirten Takaiçi, anayasa değişikliği konusunun ise parlamentoda somut biçimde tartışılmasını arzu ettiğini dile getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Muhalefette Çöküş</strong></h3>



<p>Seçimlerin en dikkat çekici başlıklarından biri de muhalefetin tarihi yenilgisi oldu. Ana muhalefet Anayasal Demokrat Parti (CDP) öncülüğünde kurulan Merkezci Reform İttifakı, sandalye sayısını 172’den 49’a düşürdü. Güncel tablo, muhalefet blokunda liderlik tartışmalarını beraberinde getirirken, bazı parti liderleri istifa sinyali verdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Takaiçi’nin Çin ve Doğu Türkistan Politikası</strong></h3>



<p>Takaiçi’nin seçim zaferi, yalnızca iç politika dengeleri açısından değil, Japonya’nın dış politika yönelimi bakımından da yakından takip ediliyor. Özellikle Çin’e yaklaşımı ve Doğu Türkistan konusundaki tutumu, Takaiçi’yi seleflerinden ayıran başlıklar arasında yer alıyor.</p>



<p>Takaiçi, siyasi kariyeri boyunca Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerini açık biçimde gündeme getiren Japon siyasetçilerden biri oldu. Çin ile ekonomik ve stratejik ilişkilerin tamamen koparılmasına sıcak bakmamakla birlikte, bu ilişkilerin insan hakları ihlallerini görmezden gelen bir sessizlik üzerine kurulamayacağını savundu.</p>



<p>Japonya-Uygur parlamenter temaslarında yer alan Takaiçi, uluslararası platformlarda Çin’e yönelik eleştirilerinde “sessiz diplomasi” yerine ilkesel ve görünür bir duruşu tercih ediyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="720" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-1024x720.webp" alt="" class="wp-image-2639" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-1024x720.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-300x211.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-768x540.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-150x106.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-696x490.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min-1068x751.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/02/arfiya-eri_social_media-min.webp 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Uygur Türkü Siyasetçi Arfiya Eri Üçüncü Kez Milletvekili Seçildi</strong></p>



<p>2026 erken genel seçimlerinin dikkat çeken sonuçlarından biri de Uygur Türkü siyasetçi Arfiya Eri’nin üçüncü kez milletvekili seçilmesi oldu. Liberal Demokrat Parti (LDP) adayı ve hâlen Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Eri, Temsilciler Meclisi’ne yeniden girerek Takaiçi liderliğindeki hükümetin dış politika kadrosundaki etkisini pekiştirdi. Uygur kökenli kimliği ve insan hakları odaklı çalışmalarıyla tanınan Eri’nin parlamentodaki varlığı, Japonya’da azınlık temsili açısından sembolik bir önem taşırken, Doğu Türkistan başta olmak üzere insan hakları dosyalarının Tokyo’nun dış politika gündeminde daha görünür hâle gelebileceği yorumlarına yol açtı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Yeni Dönemin Şifreleri</strong></h3>



<p>Siyasi gözlemcilere göre Takaiçi’nin tarihi zaferi, Japonya’da güçlü liderlik, güvenlik odaklı politika ve değer temelli dış politika arayışının bir yansıması. Önümüzdeki dönemde anayasa tartışmaları, Çin ile ilişkiler ve Doğu Türkistan başta olmak üzere insan hakları dosyaları, Takaiçi hükümetinin performansını belirleyecek temel başlıklar arasında yer alacak.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/japonyada-tarihi-secim-ilk-kadin-basbakan-takaici-rekor-zaferle-gucunu-pekistirdi/">Japonya’da Tarihi Seçim: İlk Kadın Başbakan Takaiçi Rekor Zaferle Gücünü Pekiştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/japonyada-tarihi-secim-ilk-kadin-basbakan-takaici-rekor-zaferle-gucunu-pekistirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıç ve Kalem: Ebu Ubeyde’nin Teziyle Filistin’in Akidevi Kökenleri</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kilic-ve-kalem-ebu-ubeydenin-teziyle-filistinin-akidevi-kokenleri/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kilic-ve-kalem-ebu-ubeydenin-teziyle-filistinin-akidevi-kokenleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 18:36:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2625</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Musa kavmine dedi ki: Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır; kullarından dilediğine onu miras verir. Sonuç muttakilerindir.” (A’râf, 128) Dünya onu kararlı hitabeti ve sembolleşmiş sesiyle direnişin yüzü olarak tanıdı. Ancak şehadetinin ardından geriye sadece askerî bir başarı değil, davasının teolojik ve tarihî köklerini titizlikle inşa ettiği akademik bir miras kaldı. Şehid Huzeyfe [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kilic-ve-kalem-ebu-ubeydenin-teziyle-filistinin-akidevi-kokenleri/">Kılıç ve Kalem: Ebu Ubeyde’nin Teziyle Filistin’in Akidevi Kökenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Musa kavmine dedi ki: Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır; kullarından dilediğine onu miras verir. Sonuç muttakilerindir.”</p>



<p>(A’râf, 128)</p>



<p>Dünya onu kararlı hitabeti ve sembolleşmiş sesiyle direnişin yüzü olarak tanıdı. Ancak şehadetinin ardından geriye sadece askerî bir başarı değil, davasının teolojik ve tarihî köklerini titizlikle inşa ettiği akademik bir miras kaldı. Şehid Huzeyfe Kahlout (Ebu Ubeyde) tarafından 2013 yılında tamamlanan 760 sayfalık devasa yüksek lisans tezi, bu fikri derinliğin en somut kanıtı.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Sözünü Eylemiyle Mühürleyen Bir Savaşçı</strong></h4>



<p>Ebu Ubeyde’nin <strong>“</strong><strong>Siyonizm, Hıristiyanlık ve İslâm&#8217;a Göre Mukaddes Topraklar</strong><strong>”</strong> başlıklı çalışması, Filistin davasının yalnızca askerî değil, aynı zamanda epistemik ve ideolojik bir mücadele alanı olduğunu ortaya koyar. O, Filistin meselesini modern siyasetin dar çerçevesine hapsetmeden, asıl kavganın temellerinin inanç, kimlik ve kutsallık üzerinden yürüdüğünü ortaya koymuştur:</p>



<p>“<em>Bugün yaşanan mücadele; toprak, devlet veya egemenlik mücadelesinden önce, hak ile batıl arasında inanç temelli bir mücadeledir.”</em></p>



<p>Sahada cüretkâr ve savaşçı bir ses olarak tanıdığımız Ebu Ubeyde, akademide ilmin tevazusunu kuşanır; tezine son derece mütevazı bir dille başlar:</p>



<p>“<em>Bu çalışmanın tamamlanmasını nasip eden Yüce Allah’a hamd ederim.<br>Bu mütevazı çalışmada hiçbir üstünlük iddiam yoktur; bu yalnızca bir öğrencinin gayretidir.<br>Peygamberimizin şu sözüyle başlarım:<br>‘İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmiş olmaz.’”</em></p>



<p>Eser, Orta Doğu jeopolitiğinin merkezinde yer alan &#8220;Kutsal Toprak&#8221; (Arz-ı Mev&#8217;ud / Filistin) kavramını sadece siyasi değil, teolojik bir temelde inceler. Üç semavi dinin bu topraklara yüklediği anlamları karşılaştırmalı olarak ele alması, bölgedeki çatışmaların dini kökenlerini anlamak adına akademik bir veri sunar.</p>



<p>Çalışmanın daha giriş bölümünden itibaren yazarın temel iddiası açıktır: Filistin meselesi, modern ulus-devlet sınırlarıyla açıklanamayacak kadar derindir:</p>



<p>“<em>Mukaddes topraklar meselesi yalnızca siyasi bir mesele değildir.</em></p>



<p><em>Bu mesele, tarihsel, inançsal ve medeniyet temelli bir çatışmanın ürünüdür.</em></p>



<p><em>Yeryüzünde ilk defa insanlığın mukaddes kabul ettiği yerlerden biri olan bu topraklar, tarih boyunca istilalara, kutsallık iddialarına ve sahte meşrulaştırmalara konu edilmiştir.</em></p>



<p><em>Bugün yaşanan mücadele;</em></p>



<p><em>toprak, devlet veya egemenlik mücadelesinden önce,</em></p>



<p><em>hak ile batıl arasında, inanç temelli bir mücadeledir.</em></p>



<p><em>Bu nedenle Müslüman nesillerin,</em></p>



<p><em>bu meselenin yalnızca politik değil,</em></p>



<p><em>akidevi bir mesele olduğunu idrak etmesi gerekir.”</em></p>



<h4 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Tezin Üç Temel Sütunu</strong></h4>



<p>Eser, Filistin topraklarına yüklenen anlamları üç semavi din üzerinden mukayeseli bir teraziye çıkarır:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yahudilik ve Siyonizm:</strong> Siyonizm’in sadece politik bir proje değil, tahrif edilmiş dinî referanslarla beslenen bir ideoloji olduğu akademik bir dille deşifre edilir.</li>



<li><strong>Hristiyanlık ve Batı Paradigması:</strong> Haçlı Seferleri’nden modern &#8220;Hristiyan Siyonizmi&#8221;ne uzanan süreçte, Batı’nın bölgeye ilgisindeki teolojik süreklilik analiz edilir.</li>



<li><strong>İslam ve Ümmet Bilinci:</strong> Filistin’in bir vakıf toprağı olduğu vurgulanarak, meselenin her Müslüman için kaçınılmaz bir akide davası olduğu temellendirilir.</li>
</ol>



<p>Bu yapı, çalışmanın sıradan bir tarih anlatısı olmadığını; karşılaştırmalı dinler tarihi, akide ve siyasal bilinç alanlarını birleştiren disiplinlerarası bir tez olduğunu gösterir. Bu noktada Ebu Ubeyde’nin kişisel profili ayrı bir anlam kazanır. Sahada askerî direnişi temsil eden bir figürün, akademide meseleyi akide ve medeniyet perspektifinden temellendirmesi, silahla yürütülen mücadelenin düşünsel zeminini inşa etme çabası olarak okunabilir. Savaşçı yönü ve ilmi yönü birbirini tamamlayan iki yüz gibidir: biri fiilen savaşırken, diğeri mücadelenin meşruluğunu kanıtlar. Kalem ile direniş hattı arasında kurulan bu bağ, çağımızda fikir ile eylemin nasıl iç içe geçtiğini gösteren dikkat çekici bir örnek.</p>



<p>Çalışma, Dua Yayınları tarafından Türkçeye çevrilmiş ve üç cilt halinde yayımlanmıştır.</p>



<p>Sonuç olarak bu tez, Filistin meselesinin neden yalnızca bir toprak ihtilafı değil, inançlar arası kutsallık rekabeti olduğunu anlamak isteyenler için güçlü bir kavramsal çerçeve sunar. Yahudilikteki “vadedilmiş toprak” fikri, Hristiyan dünyasında özellikle Evanjelik teolojiyle yeniden üretilen kutsal yurt anlayışı ve İslam’daki mukaddes belde tasavvurunun aynı coğrafyada nasıl bir dinler arası çatışma alanı oluşturduğunu ortaya çıkarıyor. Meseleyi, sınırlar ve devletler düzeyinin ötesinde, vahiy yorumları ve kutsallık iddiaları üzerinden yeniden okumak isteyenler için eser gerçekten güçlü bir kaynak niteliğinde.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kilic-ve-kalem-ebu-ubeydenin-teziyle-filistinin-akidevi-kokenleri/">Kılıç ve Kalem: Ebu Ubeyde’nin Teziyle Filistin’in Akidevi Kökenleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/kilic-ve-kalem-ebu-ubeydenin-teziyle-filistinin-akidevi-kokenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Satürn’ün Devleti: İran Devrimi Kendi Evlatlarını Nasıl Yedi</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/saturnun-devleti-iran-devrimi-kendi-evlatlarini-nasil-yedi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/saturnun-devleti-iran-devrimi-kendi-evlatlarini-nasil-yedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 11:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2590</guid>

					<description><![CDATA[<p>1789 Fransız Devrimi’nin simge isimlerinden Georges Danton, devrim sonrası ortaya çıkan fikir ayrılıkları nedeniyle, bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiği yol arkadaşları tarafından yargılanmış ve idam edilmiştir. Danton’un hayatını konu alan bir eserde ona atfedilen şu söz, devrimlerin iç mantığını çarpıcı biçimde özetler: “İhtilal Satürn gibidir; kendi evlatlarını yer.” Bu ifade zamanla “Her devrim kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/saturnun-devleti-iran-devrimi-kendi-evlatlarini-nasil-yedi/">Satürn’ün Devleti: İran Devrimi Kendi Evlatlarını Nasıl Yedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1789 Fransız Devrimi’nin simge isimlerinden Georges Danton, devrim sonrası ortaya çıkan fikir ayrılıkları nedeniyle, bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiği yol arkadaşları tarafından yargılanmış ve idam edilmiştir. Danton’un hayatını konu alan bir eserde ona atfedilen şu söz, devrimlerin iç mantığını çarpıcı biçimde özetler: “İhtilal Satürn gibidir; kendi evlatlarını yer.”</p>



<p>Bu ifade zamanla “Her devrim kendi çocuklarını yer” deyişine dönüşmüş ve modern siyasal tarih literatüründe devrim-sonrası iktidar mücadelelerinin sembolik anlatımı hâline gelmiştir. Zira devrim süreçlerinde birlikte yürüyen aktörler, yeni düzen yerleştikçe farklı gelecek tasavvurları nedeniyle karşı saflarda konumlanabilir; dünün müttefiki, yarının tasfiye edilenine dönüşebilir. İran İslam Devrimi de bu tarihsel yasadan muaf değil.</p>



<p>1979’da adalet, bağımsızlık ve halk egemenliği iddiasıyla doğan devrim, zamanla bir devlet düzenine dönüştü; bu dönüşümle birlikte en temel önceliği kendi bekasını güvence altına almak hâline geldi. Ve her beka rejiminde olduğu gibi, sistem giderek kendi içinden doğan en güçlü figürleri tasfiye ederek varlığını tahkim etmeye yöneldi.</p>



<p>Bugün İran’da görünür hâle gelen toplumsal gerilimler, bu düzenin artık kendi doğurduğu kuşaklarla tarihsel bir yüzleşme evresine girdiğini gösteriyor.Tam da bu noktada Francisco Goya’nın <em>“Çocuklarını Yiyen Satürn”</em> tablosu güçlü bir siyasi metafora dönüşüyor: İran siyasetinin son kırk yılı, bu metaforun neredeyse kronolojik bir karşılığı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-1024x576.webp" alt="" class="wp-image-2591" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-1024x576.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-768x432.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-696x392.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr-1068x601.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/beni-sadr.webp 1440w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Devrimin İlk Çocuğu: Sivil Yüzün Tasfiyesi</strong></h4>



<p>Beni Sadr, Paris yıllarında Humeyni’nin en yakın çevresinde yer alan, Batı’da eğitim görmüş, ekonomi ve siyaset teorisine hâkim bir isimdi. Devrimden sonra halkın gözünde yeni düzenin daha modern, daha akılcı ve dışa açık yüzünü temsil ediyordu. 1980’de güçlü bir destekle cumhurbaşkanı seçildi.</p>



<p>Ancak Beni Sadr’ın asıl misyonu, devrimin ruhban sınıfının mutlak tahakkümüne dönüşmesini engellemekti. Ordunun sivil otoriteye bağlı olmasını istedi, Devrim Muhafızları’nın ayrı bir güç hâline gelmesine karşı çıktı ve liderlik makamının sınırsız yetkilerine sınır getirmeye çalıştı. Bu tavır, Humeyni çevresindeki ruhban kadrolarla doğrudan çatışma yarattı.</p>



<p>1981’de “İslam’a aykırı davrandığı” gerekçesiyle görevden alındı. Kısa süre sonra hayatından endişe ederek ülkeyi gizlice terk etti. Böylece devrimin baştaki çoğulculuk ve halk iradesi vaadi, daha ilk yıllarında sahneden çekilmiş oldu.</p>



<p><strong>Satürn ilk lokmasını aldı:</strong> Devrimin çoğulcu ve sivil iddiası sistemin bünyesinde fazla geldi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="465" height="279" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/montazeri.webp" alt="" class="wp-image-2592" style="width:748px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/montazeri.webp 465w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/montazeri-300x180.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/montazeri-150x90.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 465px) 100vw, 465px" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Montazeri Vakası</strong></h4>



<p>Ayetullah Montazeri, Humeyni’nin en yakın öğrencilerinden biriydi. Devrimin fikir dünyasını şekillendiren isimler arasında yer aldı ve liderlik makamının temellerinin atılmasında önemli rol oynadı. 1980’lerin ortasında Humeyni sonrası dönemin en güçlü adaylarından biri hâline geldi.</p>



<p>Ancak savaşın son yılında cezaevlerinde binlerce siyasi mahkûmun gizlice idam edilmesine karşı çıktı. Bunun ne dine ne de devrimin adalet iddiasına sığdığını söyledi. Humeyni’ye yazdığı ünlü mektubunda, “Bu yapılanlar devrimi tarih önünde mahkûm edecektir” diyerek açıkça itiraz etti.</p>



<p>Bu itiraz, sistem için kabul edilemezdi. Çünkü Montazeri, içerden gelen ilk büyük ahlaki itirazdı. Montazeri önce haleflikten alındı, ardından yıllarca ev hapsinde tutuldu. İsmi ders kitaplarından silindi, medyada anılması yasaklandı.</p>



<p><strong>Satürn ikinci lokmasını aldı:</strong> Sistemin kendi iç ahlaki freni yok edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="572" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--1024x572.webp" alt="" class="wp-image-2594" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--1024x572.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--300x168.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--768x429.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--696x389.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi--1068x597.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/mussevi-ve-kerrubi-.webp 1500w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Reformist Çıkışın Boğulması: 2009 &#8211; Musevi ve Kerrubi</strong></h4>



<p>2000’lere gelindiğinde devrim sonrası doğan kuşaklar siyasi alanı genişletmek istiyordu. Mir Hüseyin Musevi, devrimin ilk yıllarında başbakanlık yapmış, sistem içinden gelen bir figürdü. Mehdi Kerrubi ise devrimci geçmişi olan bir din adamıydı. Yani ikisi de “dış muhalif” değil, rejimin çocuklarıydı.</p>



<p>2009 seçimlerinde Ahmedinejad’a karşı yürüttükleri kampanya, gençler ve kentli orta sınıf için bir umut alanı açtı. Seçimlerin hileyle sonuçlandığı iddiası sokaklara taşınca sistem bir tercih yaptı: Reform ihtimalini içeriden güncellemek yerine, onu varoluşsal tehdit ilan etti.</p>



<p>Musevi ve Kerrubi 2011’den beri yargılanmadan ev hapsinde tutuluyor. Ne serbest bırakıldılar ne de resmen cezalandırıldılar. Hukukun devre dışı kaldığı bu durum, sistemin artık kendi içinden gelen değişim isteğini bile tehdit olarak gördüğünü gösteriyor.</p>



<p><strong>Satürn üçüncü lokmasını aldı:</strong> Sistemin kendini yenileme kabiliyeti yok edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="349" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/Ali-Ekber-Hasimi-Rafsancani.webp" alt="" class="wp-image-2595" style="width:748px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/Ali-Ekber-Hasimi-Rafsancani.webp 620w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/Ali-Ekber-Hasimi-Rafsancani-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/Ali-Ekber-Hasimi-Rafsancani-150x84.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Pragmatist Akıl: Rafsancani’nin Sessiz Tasfiyesi</strong></h4>



<p>Ali Ekber Haşimi Rafsancani, devrimin en güçlü organizatörlerinden biriydi. Savaş yıllarında fiili komutanlık yaptı. Ekonomik yeniden inşayı yönetti. Ve en kritik hamle olarak Humeyni sonrası dönemde Hamaney’i “rehber” makamına taşıyan siyasi mühendisliğin mimarıydı.</p>



<p>Fakat Rafsancani’nin gücü, zamanla sistem için güvence olmaktan çıkıp potansiyel tehdit haline geldi. Çünkü hem ruhban sınıfı hem güvenlik aygıtı üzerinde denge kurabilen tek figürdü. Ayrıca Çin modeli benzeri ekonomik açılım ve sınırlı toplumsal rahatlama öneriyordu.</p>



<p>2009 sonrası reformistlere yakın durması, onu açık hedef haline getirdi. Devlet medyasında itibarsızlaştırıldı. Adaylıkları veto edildi. Nihayet 2017’de bir yüzme havuzunda “kalp kriziyle” öldü. Şüpheli ölümü hala aydınlatılamadı.</p>



<p><strong>Satürn dördüncü lokmasını aldı:</strong> Sistemi kuran stratejik akıl devre dışı bırakıldı.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Sadakat Artık Yetmez Hale Geldiğinde &#8211; Güvenlikçi Kadroların Tasfiyesi</strong></h4>



<p>Son yıllarda tasfiyeler artık reformist ya da pragmatist değil, doğrudan güvenlikçi ve “en sadık” kadrolara yöneldi. Casusluk suçlamaları, idamlar ve ağır iç hesaplaşmalar, sistemin artık kendi sert çekirdeğini bile tüketmeye başladığını gösteriyor.</p>



<p><strong>Satürn artık aç:</strong> Yiyecek yalnız muhalif değil; bizzat kendi korumaları.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="862" height="485" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar.webp" alt="" class="wp-image-2596" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar.webp 862w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar-300x169.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar-768x432.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar-150x84.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2026/01/protetolar-696x392.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 862px) 100vw, 862px" /></figure>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Satürn’ün Torunları</strong></h4>



<p>Bugünkü protestoların taşıyıcısı, devrimi hiç yaşamamış nesil. Ne Humeyni karizmasına tanık oldular, ne savaş mobilizasyonuna. Onlar için devlet kutsal değil; gündelik hayatı sınırlayan bir aygıt.</p>



<p>Bu nedenle yükselen itiraz dalgası yalnızca ekonomik hoşnutsuzluk değil; aynı zamanda devletin meşruiyet anlatısıyla yeni kuşak arasındaki tarihsel kopuşu görünür kılıyor. Fakat bu kopuşun siyasi sonucu, reform üretmekten çok, sistemin istikrarını zorlayan bir basınca dönüşüyor. Sokak hareketliklerinin büyümesi olağanüstü yönetim pratiklerinin kalıcılaşmasına ve devlet-toplum ilişkisinin daha sert olmasına yol açabilir.</p>



<p>Bu süreçte dış faktörlerin etkisi de görünür hâle geliyor. ABD’nin İran’a yönelik baskı politikaları ve protestolarda zaman zaman ortaya çıkan İsrail yanlısı gruplar, hareketin yalnızca iç bir tepki olmadığını açıkça gösteriyor.</p>



<p>Dış etkiler ve ABD tehdidi de göz önüne alındığında devlet tarihsel bir tercih ile karşı karşıya:</p>



<p>• İç talepleri sınırlı reformlarla yumuşatarak dış müdahale alanını daraltmak</p>



<p>• Ya da dış tehdidi önceleyip güvenlikçi çizgiyi sertleştirmek.</p>



<p>İkinci yol seçilirse ortaya çıkan tablo artık basit bir meşruiyet sorunu değil; sürekli kriz üreten bir yönetim biçimi olur. Ve bu, yalnız sokaktaki insanlar için değil, devletin kendi geleceği için de riskli bir eşiktir.</p>



<p><strong>Satürn döngüsü böylece yeni bir evreye girer:</strong></p>



<p>İkinci yol seçilirse, artık yenilecek “çocuk” kalmadığında geriye tek ihtimal kalır:<br>Satürn’ün kendi kendini yemesi.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/saturnun-devleti-iran-devrimi-kendi-evlatlarini-nasil-yedi/">Satürn’ün Devleti: İran Devrimi Kendi Evlatlarını Nasıl Yedi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/saturnun-devleti-iran-devrimi-kendi-evlatlarini-nasil-yedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar Soykırım Davasını Görüşecek</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/uluslararasi-adalet-divani-myanmar-soykirim-davasini-gorusecek/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/uluslararasi-adalet-divani-myanmar-soykirim-davasini-gorusecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 16:08:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSLAM DÜNYASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Myanmar’ın Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım suçlamalarını 12–29 Ocak tarihleri arasında esastan görüşecek. Gambiya’nın, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın desteğiyle 2019’da açtığı dava, UAD’nin son on yılı aşkın sürede ele aldığı ilk soykırım davası olması bakımından tarihsel önem taşıyor. Duruşmalar kapsamında Gambiya iddialarını sunarken, Myanmar suçlamaları reddederek askeri operasyonların “isyancılara karşı yürütüldüğünü” savunacak. Dava [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/uluslararasi-adalet-divani-myanmar-soykirim-davasini-gorusecek/">Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar Soykırım Davasını Görüşecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Myanmar’ın Rohingya Müslümanlarına yönelik soykırım suçlamalarını 12–29 Ocak tarihleri arasında esastan görüşecek. Gambiya’nın, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın desteğiyle 2019’da açtığı dava, UAD’nin son on yılı aşkın sürede ele aldığı ilk soykırım davası olması bakımından tarihsel önem taşıyor. Duruşmalar kapsamında Gambiya iddialarını sunarken, Myanmar suçlamaları reddederek askeri operasyonların “isyancılara karşı yürütüldüğünü” savunacak.</p>



<p>Dava dosyasında, 2017 yılında Myanmar ordusunun yürüttüğü operasyonlar sonucunda yaklaşık 730 bin Rohingya’nın Bangladeş’e zorla göç etmek zorunda bırakılması merkezi bir yer tutuyor. Birleşmiş Milletler araştırma heyeti bu süreci “soykırım eylemleri” içeren bir kampanya olarak nitelendirirken, Myanmar bu raporları önyargılı olmakla eleştiriyor.</p>



<p>Mahkemenin, nadir görülen bir uygulamayla kapalı oturumda tanık dinlemeye karar vermesi, delillerin ağırlığına ve davanın ciddiyetine işaret ediyor.</p>



<p>Uluslararası Adalet Divanı’nın Myanmar davasında ortaya koyacağı hukuki değerlendirme, soykırımın yalnızca kitlesel öldürmelerle sınırlı olmadığına dair uluslararası hukuk anlayışını daha da belirginleştirebilir. Mahkemenin zorla yerinden edilme, çocuklara ve kadınlara yönelik sistematik ihlaller, yaşam koşullarının bilinçli biçimde yok edici hale getirilmesi ile kültürel ve dini varlığın tasfiyesini soykırım niyetinin göstergeleri arasında değerlendirmesi halinde, bu yaklaşım gelecekteki davalar açısından önemli bir eşik oluşturacaktır.</p>



<p>Bu çerçevenin kabul görmesi, Filistin ve Doğu Türkistan gibi uzun süreli ve yapısal baskı politikalarının uygulandığı dosyalar bakımından da hukuki alanı genişletebilir. Zira bu örneklerde, soykırım iddiaları yalnızca can kayıplarına değil; bir topluluğun fiziksel, sosyal ve kültürel varlığını sürdürülemez kılan, zamana yayılan yok etme stratejilerine dayanmaktadır. Bu yönüyle Rohingya davası, yalnızca belirli bir halkın adalet arayışı değil, uluslararası hukukun soykırımı nasıl tanımladığına dair küresel bir sınav niteliği taşımaktadır.</p>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/uluslararasi-adalet-divani-myanmar-soykirim-davasini-gorusecek/">Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar Soykırım Davasını Görüşecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/islam-dunyasi/uluslararasi-adalet-divani-myanmar-soykirim-davasini-gorusecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistinli yönetmen ve senarist Annemarie Jacir, yeni filmi *“Palestine 36”*nın, Filistin’de yaşanan acıların gölgesinde ve “yüzlerce kırılmış kalple” çekildiğini söyledi. Jacir, Doha Film Festivali kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, Gazze’de süren vahşetin sosyal medyada görünürlüğünün sistematik biçimde engellendiğini belirterek, “Bu görüntülerin yayılmasını durdurmak için gerçek bir savaş var.” dedi. “Şikâyet etmeye hakkımız yok; çalışabilme ayrıcalığımız var” [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/">‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Filistinli yönetmen ve senarist <strong>Annemarie Jacir</strong>, yeni filmi *“Palestine 36”*nın, Filistin’de yaşanan acıların gölgesinde ve “yüzlerce kırılmış kalple” çekildiğini söyledi. Jacir, Doha Film Festivali kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, Gazze’de süren vahşetin sosyal medyada görünürlüğünün sistematik biçimde engellendiğini belirterek, “Bu görüntülerin yayılmasını durdurmak için gerçek bir savaş var.” dedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Şikâyet etmeye hakkımız yok; çalışabilme ayrıcalığımız var”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistin’den gelen yoğun şiddet görüntülerinin izleyicilerde duyarsızlaşmaya yol açtığına dikkat çekti. Filistinli olarak her gün yeni bir acıyla uyandıklarını söyleyen Jacir, buna rağmen üretmeye devam etmenin bir sorumluluk olduğunu ifade etti:</p>



<p>“<strong>Gazze’de olmadığımız için ayrıcalıklıyız. Çalışabilmek bile bir sorumluluk; çünkü oradaki insanlar yaşam haklarını savunmaya devam ediyor. Bu yüzden şikâyet etmeye hakkımız yok.”</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Gölge yasağı: “Avrupa’daki arkadaşlarım hiçbir görüntüyü göremiyor”</strong></h3>



<p>Jacir, sosyal medya platformlarında Filistin’e dair gerçek görüntülerin kullanıcıya ulaşmadığını, algoritmalar ve görünmez filtrelemeler nedeniyle yayılımın engellendiğini söyledi. Avrupa’daki arkadaşlarının bu görüntüleri hiç görmediğini aktaran Jacir, bunun açık bir gölge yasağı olduğunu vurguladı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Şiddeti her gün yaşıyoruz, bu yüzden üretmeye devam etmek sorumluluk”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistin ve Gazze’den gelen şiddet görüntülerine sürekli maruz kalmanın toplumda şefkat yorgunluğu ve duyarsızlaşma oluşturduğunu belirtti. Hikâye anlatımının insanileştirici gücü sayesinde seyircinin daha derin bağ kurabildiğini söyledi.</p>



<p>Aşırı şiddet görüntülerinin izleyiciyi kapattığını vurgulayan yönetmen, duygusal şiddet hissi içeren sahnelerin daha etkili olduğunun altını çizdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Kim olduğumuzu görmüyorlar”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistinlilerin her biçimde şiddeti deneyimlediğini hatırlatarak şöyle konuştu:</p>



<p>“<strong>Gazze’de olmadığımızı düşünüyoruz ama bu bile bir ayrıcalık. Çalışmaya devam edebilmek sorumluluk. Çünkü onlar bütün yıkıma rağmen hayatlarına tutunuyor, umut ediyor, mücadele ediyorlar. Bizim şikâyet etmeye hakkımız yok.”</strong></p>



<p>Jacir’e göre sosyal medyada Filistinlilerin yaşadığı acıya dair görüntüler ya engelleniyor ya da görünmez kılınıyor:</p>



<p>“<strong>Filistin’in güzelliğini, kim olduğumuzu görmüyorlar. Bizim bölgemizde birçok kadın güvenlik gerekçesiyle sahte isimlerle gazetecilik yapmak zorunda kaldı. Sosyal medyada soykırımı canlı yayınlayanlar oldu fakat görüntülerin çoğu Avrupa’da görülmedi. ‘Shadow ban’ çok açık. Bu görüntülerin yayılmasını engellemek için organize bir savaş yürütülüyor.”</strong></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/">‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 00:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brian Gilbert’ın yönettiği ve Betty Mahmoody’nin otobiyografik kitabından uyarlanan 1991 yapımı Not Without My Daughter (Kızım Olmadan Asla), Batı popüler kültüründe Orta Doğu ve İslami toplumların en tartışmalı sinemasal temsil örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, kocasının memleketi İran’da hapsedilen Amerikalı bir kadının ülkeyi terk etmeye ve çocuğunu kurtarmaya çalıştığı kişisel bir dram olarak sunuluyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/">“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Brian Gilbert’ın yönettiği ve Betty Mahmoody’nin otobiyografik kitabından uyarlanan 1991 yapımı <em>Not Without My Daughter</em> (Kızım Olmadan Asla), Batı popüler kültüründe Orta Doğu ve İslami toplumların en tartışmalı sinemasal temsil örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, kocasının memleketi İran’da hapsedilen Amerikalı bir kadının ülkeyi terk etmeye ve çocuğunu kurtarmaya çalıştığı kişisel bir dram olarak sunuluyor. Ancak anlatı yapısı, karakter kurgusu ve tekrar eden görsel motifler daha derin bir ideolojik yön barındırıyor. Film yalnızca bir hayatta kalma hikâyesi değil; klasik Oryantalist söylemleri yeniden üreten, Orta Doğu’ya dair jeopolitik kaygıları pekiştiren ve Batı’nın ahlaki üstünlüğünü “şeytanlaştırılmış” Doğu’ya karşı konumlandıran sosyolojik bir anlatı olarak işlev görüyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Dönemin Koşulları ve Politik Bağlam</strong></h3>



<p><em>Not Without My Daughter</em>’ın gösterime girdiği dönem, ABD–İran ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir zamana denk gelir. İran Devrimi (1979), ABD büyükelçiliği rehine krizi ve diplomatik izolasyon gibi olaylar Amerikan kamuoyunu şekillendirmiştir. Bu bağlamda İran, siyasi aşırılığın ve Batı karşıtlığının bir sembolüne dönüşmüştür. Üstelik bu algı yalnızca İran’a değil, genel olarak tüm Doğu’ya atfedilmiştir. Dönemin Hollywood yapımları da bu kaygıları yansıtmış; Orta Doğu’yu dinî fanatizmin ve ataerkil vahşetin hâkim olduğu tehlikeli bir bölge olarak tasvir etmiştir.</p>



<p>Bu nedenlerle film yalnızca bir otobiyografi değil, aynı zamanda politik bir projeye dönüşür. Film boyunca İran; geri kalmış, baskıcı, kadın haklarından yoksun ve sürekli savaş hâlinde bir ülke olarak betimleniyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Oryantalist Temsiller</strong></h3>



<p>Filmin ideolojik yapısını besleyen unsurlardan biri de oryantalist ikilemdir. Batı; akılcılığı, bireyciliği ve refahı temsil ederken, Doğu irrasyonellik, kolektivizm ve şiddet ile ilişkilendirilir. Bu ikilik, özellikle ABD ve İran’ın karşıt temsillerinde belirginleşir. Betty’nin Amerika’daki yaşamı düzenli, varlıklı ve huzurlu bir aile ortamı olarak gösterilir. Buna karşılık, Tahran’a adım attıkları andan itibaren İran; kaotik, korkutucu ve düşmanca bir mekân olarak sunulur. Kalabalık sokaklar, devrimci posterler, sert sesler, ahlak polisleri ve sürekli gözetim hissi, seyircide İran’a yönelik artan bir korku duygusu yaratır. Bu görsel seçimler tesadüfi değil, İran’ı kötüleştiren bir anlatıyı besleyecek şekilde özenle kurgulanmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="990" height="604" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2.jpeg" alt="" class="wp-image-2250" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2.jpeg 990w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-300x183.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-768x469.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-150x92.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-696x425.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 990px) 100vw, 990px" /></figure>



<p>Ayrıca İranlı karakterler büyük ölçüde stereotipik biçimde sunulur. Erkek karakterler otoriter veya şiddetle ilişkilidir; kadınlar ise itaatkâr, korkmuş ya da kaderine razı edilmiş figürlerdir. Betty’nin film boyunca gerçek anlamda bir dostunun olmaması ve neredeyse herkes tarafından ihanete uğraması da bu temsilin bir parçasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Toplumsal Cinsiyet, Ataerki ve Ahlaki Üstünlük</strong></h3>



<p>Filmin temel ideolojik işlevlerinden biri, Batı’nın ahlaki üstünlüğünü toplumsal cinsiyet politikaları üzerinden inşa etmektir. <em>Not Without My Daughter</em>, kadın ve çocukların korunmasını Batı uygarlığının ayırt edici bir özelliği olarak sunar. Amerikalı bir kadın olan Betty kahramanlaştırılır. Baskı öylesine yoğundur ki Betty bazen eve hapsedilir, zaman zaman şiddete maruz kalır ve ailesiyle iletişim kurmasına bile izin verilmez. Tüm bunlara rağmen annelik ve kızına duyduğu sevgi uğruna herkese karşı mücadele eden bir figür hâline gelir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1024x682.webp" alt="" class="wp-image-2248" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1024x682.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1536x1024.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-2048x1365.webp 2048w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1920x1279.webp 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Öte yandan İranlı eşi Moody, Amerika’da sevecen bir doktor iken İran’a döndükten sonra ataerkil normları acımasızca uygulayan bir karaktere dönüşür. Moody; aldatıcılığın, şiddetin, ataerkiliğin ve bağnazlığın temsilidir. Betty ise medeniyetin, şefkatin ve kahramanlığın sembolüdür. Böylece “tehlikeli ve güvenilmez İslami toplum” imgesi Moody üzerinden somutlaştırılır.</p>



<p>Bu, kültürel determinizmin bir yansımasıdır: İranlı bir erkeğin şiddeti bireysel bir sorun olarak değil, kültürünün doğal sonucu olarak sunulur. Filmin kurgusunda Moody’nin temsil ettiği bu ‘tehlike’, aslında bütün İran toplumuna ve daha geniş ölçekte tüm İslami toplumlara atfedilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="676" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1024x676.jpeg" alt="" class="wp-image-2249" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1024x676.jpeg 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-300x198.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-768x507.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1536x1013.jpeg 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-150x99.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-696x459.jpeg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1068x705.jpeg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1920x1267.jpeg 1920w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4.jpeg 2046w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Betty’nin kaçış mücadelesinin tüm bir kültüre karşı verilen savaş gibi sunulması, Batılı kadınların Doğulu erkeklerden korunması gerektiği yönündeki eski kolonyal metaforu yeniden üretir. Bu söylem tarih boyunca “geri kalmış toplumlara medeniyet götürme” iddiasıyla müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanılmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>1980’lerde Amerika’da Yükselen İslamofobi ve Filmin Bu Sürece Katkısı</strong></h3>



<p><em>Not Without My Daughter</em>, ABD’de İslamofobinin hızla yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı. 1979 İran Devrimi, rehine krizi, İran-Irak Savaşı ve bölgede artan anti-Amerikancı söylemler, Müslüman toplulukları giderek marjinalleştirmişti. Medya Orta Doğu’yu sık sık yanan bayraklar, bağıran kalabalıklar, peçeli kadınlar ve silahlı milisler üzerinden temsil eder hâle gelmiş; İslam bir din olmaktan ziyade siyasi bir tehdit olarak sunulmuştu.</p>



<p>Bu ortamda film, yalnızca kişisel bir hikâye değil, mevcut anti-Müslüman önyargıları kültürel olarak pekiştiren bir araç hâline geldi. Betty’nin deneyimleri istisnai bir durum olarak değil, “Müslüman toplumun tuzağına düşmek” olarak yorumlandı.</p>



<p>Dönemin politik atmosferinde İslam; demokrasi karşıtı, geri kalmış toplumları terörizme ve istikrarsızlığa sürükleyen bir olgu olarak algılanırken, film bu söylemleri duygusal bir anlatıyla doğrulamıştı. İran’ı veya İslam kültürünü tanımayan izleyiciler, filmdeki her sahneyi sistematik bir baskının, fanatizmin ve kültürel katılığın doğal sonucu olarak görmüştür. Böylece film, 20. yüzyıl sonlarında Amerika’da İslamofobiyi normalleştiren kültürel mekanizmanın bir parçasına dönüştü. Final sahnesinde Amerikan bayrağının neredeyse efsanevi bir biçimde dalgalanması da bu ideolojik yapının tamamlayıcı öğesiydi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Sonuç</strong></h3>



<p>Sonuç olarak <em>Not Without My Daughter</em> filmi, ideolojik olarak İslamofobiyi güçlendiren ve Oryantalist söylemi yeniden üreten; çekildiği dönemin ABD–İran gerilimiyle tamamen paralel, önyargılı bir anlatı sunmaktadır. Film, Müslüman ve Batılı izleyiciler üzerinde farklı etkiler yaratmış; Batı kamuoyunun o dönemde Orta Doğu’ya dair taşıdığı endişeleri pekiştirmiştir. Kültürel farklılıklar geri kalmışlık olarak sunulmuş; medeniyet–gerilik ikiliği film boyunca sürekli vurgulanarak ideolojik motivasyonlar açıkça ortaya konmuştur.</p>



<p><strong>Film:</strong> <a href="https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE293534T7V22" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE29</a><a href="https://www.primevideo.com/Not-Without-My-Daughter/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">3534T7V</a><a href="https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE293534T7V22" target="_blank" rel="noreferrer noopener">22</a></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/">“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karadeniz–Doğu Akdeniz Hattı: Türk Suları Küresel Güçlerin Yeni Çatışma Alanı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/analiz/karadeniz-dogu-akdeniz-cinin-jeo-ekonomik-kusatmasi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/analiz/karadeniz-dogu-akdeniz-cinin-jeo-ekonomik-kusatmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 13:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel güç rekabetinin Atlantik’ten Pasifik’e kaydığı bir dönemde, Çin sessiz ama derin bir jeopolitik hat inşa ediyor: Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan bir lojistik ve enerji koridoru. Bu hat sadece ticaret değil; jeopolitik erişim ve etki alanı anlamına geliyor. Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi, artık Orta Asya ve Orta Doğu’yu aşarak Avrupa’nın kalbine denizden ulaşan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/karadeniz-dogu-akdeniz-cinin-jeo-ekonomik-kusatmasi/">Karadeniz–Doğu Akdeniz Hattı: Türk Suları Küresel Güçlerin Yeni Çatışma Alanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Küresel güç rekabetinin Atlantik’ten Pasifik’e kaydığı bir dönemde, Çin sessiz ama derin bir jeopolitik hat inşa ediyor: Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan bir lojistik ve enerji koridoru.</p>



<p>Bu hat sadece ticaret değil; jeopolitik erişim ve etki alanı anlamına geliyor. Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi, artık Orta Asya ve Orta Doğu’yu aşarak Avrupa’nın kalbine denizden ulaşan bir arter hâline geliyor.</p>



<p>Bugün Çin’in Akdeniz ve Karadeniz havzalarındaki varlığı; liman işletmeleri, enerji altyapıları ve finansal yatırımlar üzerinden sessiz ama kalıcı bir nüfuz inşa ediyor. Bu strateji, klasik askeri üs politikalarından farklı olarak ekonomik erişimle jeopolitik etki oluşturma mantığına dayanıyor yani <em>jeoekonomik kuşatma.</em></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Karadeniz’de Yeni Denge: Akıllı Güç Politikası</strong></h3>



<p>Karadeniz uzun süre Rusya ve ABD rekabetinin laboratuvarı olarak görüldü. Ancak bugün tablo değişiyor. Çin, askeri üs kurmadan, ittifaklara girmeden, sessiz yatırımlarla bölgede yeniden konumlanıyor.</p>



<p>2013’ten bu yana yürüttüğü “17+1 İnisiyatifi” ile Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerini ekonomik ağın içine dahil etti. Bulgaristan ve Romanya gibi NATO üyeleri dahi, Çin kredileri ve altyapı yatırımlarına açık hale geldi.<br>Üstelik bu süreç, Rusya’nın dikkatini çekmeyecek kadar “yumuşak”, Batı’yı tedirgin edecek kadar da “derin” yürütülüyor. Çin artık Karadeniz’de bir “akıllı güç” oyuncusu: silah yerine sermaye, donanma yerine diplomasi kullanıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Doğu Akdeniz’in Stratejik Önemi</strong></h3>



<p>Dünya denizlerine oranla yüz ölçümü çok küçük olsa da etkisi çok güçlü olan Doğu Akdeniz, tarih boyunca enerji ve ticaretin en kritik kavşaklarından biri oldu.<br>Avrupa Birliği’nin enerji arzının büyük bölümü bu bölgeden geçiyor. Bu yüzden Çin, Deniz İpek Yolu’nun batı ayağı olarak bu hattı önceliklendiriyor.</p>



<p>Pekin’in buradaki hedefi net: enerji arz zincirine ve Avrupa’ya erişimi garanti altına almak. Bu durum aynı zamanda, ABD ve Rusya gibi geleneksel güçlerin nüfuz alanlarına doğrudan meydan okuma anlamına geliyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>ABD, Rusya ve Çin Üçgeninde Yeni Oyun</strong></h3>



<p>ABD, geleneksel olarak tehditleri kendi sınırlarından uzakta karşılamayı tercih eder.<br>Bu nedenle Çin ile doğrudan çatışmak yerine, Kızıldeniz–Doğu Akdeniz gibi geçiş kavşaklarını kontrol altında tutmaya çalışıyor. Trump&#8217;ın birinci döneminde başlayan ekonomik rekabet, artık jeostratejik rekabet boyutuna taşındı. Rusya ise Çin’in Karadeniz’deki varlığını sessizce izliyor; ancak bu durum Moskova’nın geleneksel etki alanları için uzun vadede tehdit oluşturuyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Pandemi ve Lojistik Üstünlük</strong></h3>



<p>Covid-19 pandemisi sürecinde Çin, küresel tedarik zincirinin kilit oyuncusu olduğunu ispatladı. Dünya kapanırken Çin üretimini artırdı; konteyner borsasını kontrol ettiği için lojistikte tekel konumuna geldi. Bu dönemde Çin mallarının arz-talep dengesi 20 kata kadar yükseldi, Kızıldeniz–Akdeniz konteyner hattının %70’i Çinli şirketlerin eline geçti.</p>



<p>Ancak Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları, bu trafiği doğrudan etkiledi. Çin’in Batı’ya yönelik deniz ticareti bir ara %80 oranında azaldı. Bu durum Pekin’i, Karadeniz üzerinden alternatif hatlara yönelmeye itti: Süveyş’e bağımlı olmayan yeni bir “sessiz koridor”.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Karadeniz ve Türkiye</strong></h3>



<p>Karadeniz, artık yalnızca NATO–Rusya geriliminin sahnesi değil; Çin’in de dikkatle işlediği bir jeo-ekonomik alan. Bu iki hattın birleştiği nokta Türkiye. Hem Karadeniz’in hem Doğu Akdeniz’in kilit aktörü olan Ankara, Orta Koridor sayesinde Çin’in kara lojistiğinde vazgeçilmez hale geldi. Türkiye’nin jeopolitik konumu, onu Asya ile Avrupa arasında doğal bir geçiş kapısı kılıyor. Filyos Limanı ve demiryolu bağlantıları da Çin’in Avrupa hattı için önemli bir noktada. Fakat aynı konum, Ankara’yı büyük güç rekabetinin tam ortasına yerleştiriyor. Ankara için mesele, ekonomik fırsat ile stratejik bağımsızlık arasındaki dengeyi koruyabilmek.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Yeni Soğuk Savaş’ın Denizleri</strong></h3>



<p>Artık 21. yüzyılın yeni “Soğuk Savaşı” yalnızca Pasifik’te değil, Karadeniz–Doğu Akdeniz hattında da şekilleniyor. Bu hat, enerji geçiş yolları kadar medeniyetler ve vizyonlar arası bir mücadele alanı. Çin’in “Ortak Kader Topluluğu” vizyonu, küresel düzeni Batı değerlerinden bağımsız olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor. Batının liberal değerleri ise kan kaybediyor. Sonuçta mesele yalnızca petrol boru hatları değil; kim dünyanın rotasını çizecek, kim yönünü belirleyecek sorusuna dayanıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h3>



<p>Çin, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de sessiz ama sistemli bir “jeoekonomik kuşatma” yürütüyor.<br>Askerî üslerle değil, kredilerle; savaşla değil, yatırımla ilerliyor. Bu strateji, bölge ülkelerine kısa vadede altyapı ve finansman kazandırsa da, uzun vadede egemenlik ve bağımlılık arasındaki çizgiyi inceltiyor.</p>



<p>Türkiye’nin önündeki en kritik sınav, küresel güçlerin oyununda taraf değil, masa kuran merkez olabilmektir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/analiz/karadeniz-dogu-akdeniz-cinin-jeo-ekonomik-kusatmasi/">Karadeniz–Doğu Akdeniz Hattı: Türk Suları Küresel Güçlerin Yeni Çatışma Alanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/analiz/karadeniz-dogu-akdeniz-cinin-jeo-ekonomik-kusatmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump’ın G20 Boykotu: İnsan Hakları mı, Çifte Standart mı?</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/trumpin-g20-boykotu-insan-haklari-mi-cifte-standart-mi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/trumpin-g20-boykotu-insan-haklari-mi-cifte-standart-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 21:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA GÜNDEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[abd başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[g20]]></category>
		<category><![CDATA[G20 Boykotu]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2184</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Güney Afrika’daki beyaz çiftçilere yönelik “insan hakları ihlalleri”ni gerekçe göstererek, Johannesburg’da gerçekleşecek bu yılki G20 zirvesine katılmayacağını açıkladı. Trump’ın son açıklamaları, insan hakları konusunda çok bilinen bir çifte standartı daha gözler önüne serdi. Güney Afrika&#8217;daki beyaz çiftçilerin topraklarının ellerinden alınmasını ve buna bağlı olarak yaşadıkları şiddet ve ayrımcılığı &#8220;insan hakları ihlali&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/trumpin-g20-boykotu-insan-haklari-mi-cifte-standart-mi/">Trump’ın G20 Boykotu: İnsan Hakları mı, Çifte Standart mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ABD Başkanı Donald Trump, Güney Afrika’daki beyaz çiftçilere yönelik “insan hakları ihlalleri”ni gerekçe göstererek, Johannesburg’da gerçekleşecek bu yılki G20 zirvesine katılmayacağını açıkladı. Trump’ın son açıklamaları, insan hakları konusunda çok bilinen bir çifte standartı daha gözler önüne serdi. Güney Afrika&#8217;daki beyaz çiftçilerin topraklarının ellerinden alınmasını ve buna bağlı olarak yaşadıkları şiddet ve ayrımcılığı &#8220;insan hakları ihlali&#8221; olarak lanse etmesi, birçok kişiyi düşündürmek zorunda bırakıyor. Çünkü Trump ve yönetimi, Güney Afrika’daki beyaz çiftçilerin yaşadığı zulmü dünya gündeminin en önemli meselelerinden biri olarak ele alırken, siyahiler, Müslümanlar veya diğer azınlıklara karşı işlenen yüzlerce insanlık suçuna karşı da bir o kadar sessiz.</p>



<p>Trump, “Afrikalılar öldürülüyor, katlediliyor; topraklarına ve çiftliklerine yasadışı şekilde el konuluyor” diyerek, Güney Afrika’daki insan hakları ihlalleri için oldukça sert bir dil kullandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="587" height="384" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/G5L60DNbIAYorGg.webp" alt="" class="wp-image-2185" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/G5L60DNbIAYorGg.webp 587w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/G5L60DNbIAYorGg-300x196.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/G5L60DNbIAYorGg-150x98.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 587px) 100vw, 587px" /></figure>



<p>İnsan hakları konusundan bu kadar hassas olan aynı Trump ve yönetimi, yıllardır Filistin halkının haklarını ihlal eden, İsrail&#8217;in Filistin&#8217;e yönelik soykırım politikalarının birinci destekçisi. Bir yanda Afrika&#8217;daki toprak ve çiftlik sorunlarını insan hakları ihlali olarak görürken, Orta Doğu&#8217;da her gün devam eden soykırım benzeri eylemler ise jeopolitik kırılmalar ve rakamlardan ibaret.</p>



<p>ABD&#8217;nin emperyalist tutumları, dünyanın dört bir yanında ezilen halkların acılarına göz yuman, onların üzerindeki baskıyı pekiştiren bir dış politika uygulamakta. Zira, Trump&#8217;ın yönetimi, Ortadoğu başta birçok coğrafyada insan hakları ihlallerini göz ardı ederken, yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmekte.</p>



<p>Trump’ın açıklamaları, aslında 2026 G20’nin Miami, Florida’da yapılması arzusuyla birleşerek, Amerika&#8217;nın global güç politikaları ve stratejilerindeki egemenlik anlayışını bir kez daha ortaya koyuyor. Dünyanın geri kalanını yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme arzusuyla hareket eden bir ülke, insan hakları konusunda samimi bir öncülük yapma iddiasında bulunabilir mi?</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/trumpin-g20-boykotu-insan-haklari-mi-cifte-standart-mi/">Trump’ın G20 Boykotu: İnsan Hakları mı, Çifte Standart mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/dunya-gundemi/trumpin-g20-boykotu-insan-haklari-mi-cifte-standart-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
