<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜLTÜR SANAT arşivleri - Dünya ve İslam</title>
	<atom:link href="https://dunyaveislam.com/kategori/siyah-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dunyaveislam.com/kategori/siyah-sanat/</link>
	<description>Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 08:55:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/03/favicon.png</url>
	<title>KÜLTÜR SANAT arşivleri - Dünya ve İslam</title>
	<link>https://dunyaveislam.com/kategori/siyah-sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşatmak İçin Ölmeyi Göze Alanların Mirası: Aliya 100 Yaşında Sergisi</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/yasatmak-icin-olmeyi-goze-alanlarin-mirasi-aliya-100-yasinda-sergisi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/yasatmak-icin-olmeyi-goze-alanlarin-mirasi-aliya-100-yasinda-sergisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dünya ve İslam]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2025 13:43:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya tarihi boyunca pek çok farklı şahsiyet gelip geçmiştir. Ancak bazıları vardır ki onlarsadece yaşamak için değil, inandıkları değerleri yaşatmak için ölmeyi göze alan cesurruhlardır. Bu zor ama kutlı yolculuk, Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) ilk inananlardan başlarve günümüze kadar sarsılmaz bir ruhla devam eder. İşte o büyük ruhun modern çağdaki engüçlü temsilcilerinden biri Aliya İzetbegoviç&#8216;tir. “Aliya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/yasatmak-icin-olmeyi-goze-alanlarin-mirasi-aliya-100-yasinda-sergisi/">Yaşatmak İçin Ölmeyi Göze Alanların Mirası: Aliya 100 Yaşında Sergisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya tarihi boyunca pek çok farklı şahsiyet gelip geçmiştir. Ancak bazıları vardır ki onlar<br>sadece yaşamak için değil, inandıkları değerleri <strong>yaşatmak için ölmeyi göze alan cesur</strong><br>ruhlardır. Bu zor ama kutlı yolculuk, Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) ilk inananlardan başlar<br>ve günümüze kadar sarsılmaz bir ruhla devam eder. İşte o büyük ruhun modern çağdaki en<br>güçlü temsilcilerinden biri <strong>Aliya İzetbegoviç</strong>&#8216;tir.</p>



<p><strong>“Aliya 100 Yaşında: Hayat, Fikir ve Mücadele Sergisi”</strong> Aliya İzetbegoviç’in doğumunu 100.yılı anısına düzenlenen “<strong>Aliya 100 Yaşında: Hayat, Fikir ve Mücadele”</strong> sergisi,<br>İstanbul AKM Müzik Platformu’nda kapılarını açtı. Bu sergi, Aliya’yı her açıdan<br>görebileceğiniz bir imkan sunar. Bir lider, bir baba, bir düşünür ve bir davanın neferi olarak<br>tanımak isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor.</p>



<ol start="100" class="wp-block-list"></ol>



<p><strong>Üst Kat</strong>: Bilge Kral’ın hayatına dokunabileceğiniz <strong>şahsi eşyaları ve özel objeleri</strong> yer<br>alıyor. Onun sadeliğini ve vakur duruşunu yansıtan bu eşyalar, bir liderin arka<br>yüzünü görmenizi sağlıyor.<br><strong>Alt Kat:</strong> Aliya’nın fikir dünyasını şekillendiren <strong>arşiv belgeleri, fotoğraflar ve<br>kitaplar</strong> bulunuyor. Bu bölümde, Bosna’nın bağımsızlık mücadelesinden cezaevi<br>yıllarına kadar bir asrın tanıklığına şahitlik edeceksiniz.</p>



<p><em>&#8220;Hayat, bir başlangıçtır. Fikir, bir yön arayışıdır. Mücadele ise vazgeçmemektir.&#8221;</em></p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Ziyaret Bilgileri (Giriş Ücretsizdir)</strong></h4>



<p>Bu anlamlı sergi, Aliya İzetbegoviç’i anlamak, hissetmek ve savunduğu sarsılmaz iradeyi<br>geleceğe taşımak için hazırlandı.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Giriş:</strong> Ücretsiz</li>



<li><strong>Yer:</strong> AKM (Atatürk Kültür Merkezi) Müzik Platformu</li>



<li><strong>Tarih:</strong> 19 Aralık – 18 Ocak</li>



<li><strong>Ziyaret Saatleri:</strong> 10.00 – 20.00</li>
</ul>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/di_logo-01.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/dunya-ve-islam/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Dünya ve İslam</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır. </p>
<p>Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/yasatmak-icin-olmeyi-goze-alanlarin-mirasi-aliya-100-yasinda-sergisi/">Yaşatmak İçin Ölmeyi Göze Alanların Mirası: Aliya 100 Yaşında Sergisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/yasatmak-icin-olmeyi-goze-alanlarin-mirasi-aliya-100-yasinda-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya ve İslam YouTube’da Yayın Hayatına Başladı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/dunya-ve-islam-youtubeda-yayin-hayatina-basladi/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/dunya-ve-islam-youtubeda-yayin-hayatina-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dünya ve İslam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2025 17:09:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya ve İslam YouTube kanalı yayın hayatına başladı. İlk videomuzda, “Siz Dünyayı Affeder Miydiniz?” kitabının yazarı Hamza Er ile bir araya geldik. 1976 İstanbul doğumlu Hamza Er; yıllar boyunca Vakit, Özgün Duruş, Akit ve Milat gazeteleri ile Hasbihal, Haksöz, Vuslat ve Basiret gibi dergilerde yazılar kaleme aldı. Bir dönem Vuslat dergisinin Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/dunya-ve-islam-youtubeda-yayin-hayatina-basladi/">Dünya ve İslam YouTube’da Yayın Hayatına Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünya ve İslam YouTube kanalı yayın hayatına başladı. İlk videomuzda, <em>“Siz Dünyayı Affeder Miydiniz?”</em> kitabının yazarı <strong>Hamza Er</strong> ile bir araya geldik.</p>



<p>1976 İstanbul doğumlu Hamza Er; yıllar boyunca Vakit, Özgün Duruş, Akit ve Milat gazeteleri ile Hasbihal, Haksöz, Vuslat ve Basiret gibi dergilerde yazılar kaleme aldı. Bir dönem <strong>Vuslat dergisinin Genel Yayın Yönetmenliği</strong> yaptı. Bunun yanı sıra İstanbul ve çevresinde yayın yapan <strong>Özel FM</strong>’de uzun yıllar boyunca radyo programları yaparak dinleyicilerle buluştu.</p>



<p>Filistin meselesi, Hamza Er’in çalışmalarında özel bir yere sahip. Bu çerçevede Suriye, Lübnan ve Gazze’deki Filistin mülteci kamplarını ziyaret etti; gördüklerini, tanıklıklarını ve hissettiklerini yazıya döktü. İşgal altındaki bölgelerde direnişin temsilcileriyle yaptığı röportajlarla; Irak’tan Filistin’e, Mısır’dan Patani’ye kadar pek çok coğrafyadan sesleri kamuoyuna taşıdı.</p>



<p>Temel İslami kavramların doğru anlaşılması için uzun yıllardır konferanslar veren Er, <strong>2008’den bu yana kurucusu olduğu Aksa İlim ve Davet Merkezi (AKMER)</strong> çatısı altında haftalık programlarına düzenli olarak devam ediyor. Çıra Yayınları’ndan çıkan <em>Sordum Söylediler</em> ve <em>Sordular Söyledim</em> adlı iki kitabı bulunuyor.</p>



<p>Son olarak Ketebe yayınlarından çıkan “Siz Dünyayı Affeder miydiniz?” kitabıyla edebi bir esere imza atan yazar, bu kitabında iki genç kızın, iki ayrı coğrafyada yazılan ama aynı vicdanda buluşan hikâyesini anlatıyor. Biri Batı’da doğan <strong>Rachel Corrie</strong>, diğeri Doğu’da doğan <strong>Esma Biltaci</strong>… Biri 23 yaşında Gazze’de, diğeri 17 yaşında Rabia Meydanı’nda toprağa düştü. Ellerinde farklı şeyler vardı belki; birinin kalemi, diğerinin duası… Ama ikisi de insan kalmanın bedelini ödedi.</p>



<p>Rachel ve Esma’nın hikâyesi, yalnızca iki hayatın değil, çağımızın en büyük eksiklerinden biri olan <strong>vicdanın </strong>hatırlatılması olarak okuyucuya sunuluyor. Yazılmamış hikâyelerin zalimlere ait olacağını bilen bir kalemin, unutulmaması için kaleme aldığı güçlü bir tanıklık niteliği taşıyor.</p>



<p><strong>DÜNYA VE İSLAM’IN İLK VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN:</strong></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="youtube-embed" data-video_id="cdrRBs901nU"><iframe title="Modern toplumun en büyük hastalığı: Görmezden Gelmek | Hamza Er" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/cdrRBs901nU?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/di_logo-01.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/dunya-ve-islam/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Dünya ve İslam</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır. </p>
<p>Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/dunya-ve-islam-youtubeda-yayin-hayatina-basladi/">Dünya ve İslam YouTube’da Yayın Hayatına Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/dunya-ve-islam-youtubeda-yayin-hayatina-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GAZZE&#8217;NİN SİVİL DİRENİŞİ KAYIT ALTINDA: &#8220;The Conscience&#8221; Belgeseli İzleyiciyle Buluşuyor</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gazzenin-sivil-direnisi-kayit-altinda-the-conscience-belgeseli-izleyiciyle-bulusuyor/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gazzenin-sivil-direnisi-kayit-altinda-the-conscience-belgeseli-izleyiciyle-bulusuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dünya ve İslam]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 22:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2405</guid>

					<description><![CDATA[<p>7 Ekim sonrası Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla Akdeniz’e açılan ilk sivil gemi olan Vicdan Gemisi’nin yaşadığı zorlu yolculuk, beyaz perdeye taşındı. İsrail saldırılarına, alıkonulma süreçlerine ve büyük bir direnişe tanıklık eden süreci anlatan Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği ve Rumman Yapım iş birliğiyle hazırlanan, Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan Vicdan Gemisi’nin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gazzenin-sivil-direnisi-kayit-altinda-the-conscience-belgeseli-izleyiciyle-bulusuyor/">GAZZE&#8217;NİN SİVİL DİRENİŞİ KAYIT ALTINDA: &#8220;The Conscience&#8221; Belgeseli İzleyiciyle Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>7 Ekim sonrası Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla Akdeniz’e açılan ilk sivil gemi olan Vicdan Gemisi’nin yaşadığı zorlu yolculuk, beyaz perdeye taşındı. İsrail saldırılarına, alıkonulma süreçlerine ve büyük bir direnişe tanıklık eden süreci anlatan</p>



<p>Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği ve Rumman Yapım iş birliğiyle hazırlanan, Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan Vicdan Gemisi’nin sarsıcı hikayesini anlatan &#8220;The Conscience&#8221; belgeseli 2 Mayıs’ta Malta açıklarında İsrail’e ait iki drone tarafından saldırıya uğrayan, yangın tehlikesi atlatan ve ardından hukuksuz bir şekilde alıkonulan Vicdan Gemisi’nin hikayesi, bu belgesel ile kayıt altına alındı. Film; gemideki aktivistlerin şahitlikleri, uzman görüşleri ve sarsıcı görüntülerle sivil toplum girişimlerine yönelik müdahaleleri belgeleyen tarihi bir arşiv niteliği taşıyor.</p>



<p>İlk Gösterim:</p>



<p>Zaman: 27 Aralık Cumartesi 19.00</p>



<p>Mekân: Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Spor Merkezi</p>



<p>Adres: Akşemsettin, Bedrettin Simavi Sokak, No:7, 34080 – Fatih / İstanbul</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/di_logo-01.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/dunya-ve-islam/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Dünya ve İslam</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır. </p>
<p>Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gazzenin-sivil-direnisi-kayit-altinda-the-conscience-belgeseli-izleyiciyle-bulusuyor/">GAZZE&#8217;NİN SİVİL DİRENİŞİ KAYIT ALTINDA: &#8220;The Conscience&#8221; Belgeseli İzleyiciyle Buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gazzenin-sivil-direnisi-kayit-altinda-the-conscience-belgeseli-izleyiciyle-bulusuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 19:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2399</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam dünyasının büyük önemler atfettiği mübarek 3 aylara girmiş bulunmaktayız.Müslümanların maneviyatini tazelediği bu aylar bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde debenzer heyecanlar yaşanıyordu. O dönemde Şuhûr-u Selâse (Üç Aylar) girdiğinde, hayatınakışı bir başka mecraya evrilirdi. Şairler en latif kaside ve münacatlarını bu kutlu aylar içinkaleme alır, beyler ilim meclislerinde ve dergâhlarda manevi sohbetlerle hemhal olur,hanımlar ise [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/">Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İslam dünyasının büyük önemler atfettiği mübarek 3 aylara girmiş bulunmaktayız.<br>Müslümanların maneviyatini tazelediği bu aylar bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde de<br>benzer heyecanlar yaşanıyordu. O dönemde <strong>Şuhûr-u Selâse</strong> (Üç Aylar) girdiğinde, hayatın<br>akışı bir başka mecraya evrilirdi. Şairler en latif <strong>kaside</strong> ve<strong> münacatlarını </strong>bu kutlu aylar için<br>kaleme alır, beyler ilim meclislerinde ve dergâhlarda manevi sohbetlerle hemhal olur,<br>hanımlar ise evlerinde dualar ve tutulan nafile oruçlarla hanelerini nurlandırırdı. Fakat,<br>Konyada bu hazırlıkların en coşkulu, en saf ve en heyecanlı şahitleri şüphesiz çocuklardır.</p>



<p>Selçuklu’nun payitahtı Konya’da, asırlardır devam eden ve İslam âleminin başka hiçbir<br>köşesinde emsaline rastlanmayan müstesna bir geleneği vardır: <strong>Şivlilik.</strong> Bu gelenek, bize<br>bir toplumun neyi aziz tuttuğunu en güzel şekilde gösteriyor. Şivlilik, sadece çocukların<br>heybelerini şekerle doldurması anlamaına gelmiyor, bir kentin topyekûn bir neşede<br>birleşmesi, komşuluk hukukunun ihyası ve küçücük kalplerin &#8220;mübarek vakitlere&#8221;<br>alışmasıdır aslında.</p>



<p>Mübarek Üç Aylar müjdecisi olan bu gelenek, çocukların neşesi, mahallelerin şenliği ve<br>paylaşmanın en latif suretidir. Konyalılar için Recep ayı <strong>&#8220;İlk Namaz&#8221;</strong>, Şaban ayı <strong>&#8220;Orta</strong><br><strong>Namaz&#8221;</strong> ve Ramazan-ı Şerif ise &#8220;Büyük Namaz&#8221;dır. Bu mübarek vakitler, adeta bir<br>tekerleme gibi zihinlere nakşolmuştur: <em>“Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, İlk Namaz, Orta<br>Namaz, Ramazan…”</em></p>



<p>Eski Konya’da Şivlilik, sadece bir günden ibaret değildi, haftalar süren bir<strong> ihzarat</strong> (hazırlık)<br>dönemiydi. Cemaziyelahir ayı girdiğinde, sokaklarda trampet ve kaval sesleri yankılanmaya<br>başlar, çocuklar Kapı Camii civarındaki dükkânlardan <strong>eser-i cedit</strong> kâğıtlar alarak kendi<br>fenerlerini imal ederlerdi. O devirlerde henüz mumlar icat olunmadığından, iç yağından<br>mamul, dipleri al ve yeşil boyalı mumlar fenerlerin içine yerleştirilirdi. Hali vakti yerinde<br>olmayanlar ise bir sopanın ucundaki tenekeye gaz yağı dökerek <strong>&#8220;Maşalla&#8221;</strong>(meşale) yakar,<br>karanlık sokakları birer <strong>şehrayin</strong> (ışık bayramı) meydanına çevirirlerdi. Fenerlerin üzerine<br>nakşedilen Şah İsmail veya Âşık Kerem tasvirleri, çocukların hayal dünyasını süslerdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="980" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici.jpg" alt="" class="wp-image-2402" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici.jpg 960w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-294x300.jpg 294w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-768x784.jpg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-150x153.jpg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-300x306.jpg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/yazi_ici-696x711.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption class="wp-element-caption">(Bu görsel, Gemini tarafından, o dönemin ruhunu, çocukların heyecanını ve Konya’nın tarihi dokusunu yansıtacak şekilde yapay zekâ ile üretilmiştir.)</figcaption></figure>



<p>Halk arasındaki bir menkıbeye göre bu gelenek, meşhur mutasavvıf <strong>Ebu Bekir Şiblî</strong><br><strong>Hazretleri</strong>’ne dayanır. Rivayet olunur ki; Şeyh Şiblî, Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (s.a.v) ana<br>rahmine teşrif ettiği müjdesini rüyasında almış ve büyük bir sürurla sokaklara dökülmüştür.<br>&#8220;Şiblî! Şiblî!&#8221; nidalarıyla kapıları çalan zata, hane sahipleri müjdelik niyetine yiyecekler<br>ikram etmişlerdir. Kelimenin aslı her ne kadar lisan-ı hal ile <strong>&#8220;Şiblî-lik&#8221;</strong> olarak anılsa da,<br>kökeninin bu topraklarda yaşamış kadim medeniyetlere kadar uzandığına dair <strong>kaviller</strong> de<br>mevcuttur.</p>



<p>Recep ayının ilk perşembe sabahı, gün ağarmadan Konya sokakları çocukların <strong>&#8220;Şivliliiiik!&#8221;</strong><br>nidalarıyla inler. Elinde kesesi olan her çocuk, komşudan başlayarak mahalleyi <strong>gezer.</strong><br>Eskiden bu keselere; kırık leblebi, kuru üzüm, iğde, kabuklu fıstık ve o meşhur Konya peynir<br>şekeri konulurdu. Günümüzde ise bu <strong>ikramlar</strong> yerini renkli paketli şekerlemelere<br>bırakmıştır. Çocukların hep bir ağızdan söyledikleri tekerleme, bu geleneğin ruhunu özetler:</p>



<p><em>“Şivli şivli şişirmiş, Ergen oğlu bişirmiş, İki çörek bir börek, Bize Namazlık gerek, Şivliliiik!”</em></p>



<p><strong>Bize Ne Anlatıyor Bu Gelenek?</strong></p>



<p>Kültürümüzün en zarif kavramlarından biridir <strong>&#8220;hâl&#8221;</strong>, sözle anlatılan değil, bizzat yaşanarak<br>gösterilen ve insanın özüyle sözünün vahdet olmasıdır. İrfan geleneğimizde ilim, zihni<br>dolduran bir malumat yığınından ziyade kalbe inen ve davranışa dönüşen bir nurdur. Bir<br>hakikati bilmek kıymetlidir, ama bazı kişileer vardır ki o hakikati bir &#8220;hâl&#8221; olarak kuşanır.<br>Onu hayatın her anına zerk etmek asıl maksattır. Tam da bu noktada, son devrin büyük<br>âlimlerinden <strong>Ömer Nasuhi Bilmen</strong>’in, maneviyat önderlerinden <strong>Mahmut Sami Efendi</strong>’yi<br>ziyaretinden sonra söylediği şu söz zihinlere nakşolur:</p>



<p><em>“Bizim elde ettiğimiz ilimden maksat, şu zatın halini elde etmektir.”</em></p>



<p>Bu hikmetli söz, bize Şivlilik geleneğinin de özünü bana hatırlattı. İlim ve okumak ne kadar<br>kıymetli ise, o ilmi bir &#8220;hâl&#8221; olarak yaşamak, hayata ve ahlaka yedirmek bir o kadar<br>elzemdir. Geçmişten bugüne eserleriyle ve yaşayışlarıyla bizlere rehber olan<br>şahsiyetlerden öğrendiğimiz en önemli durumlardan biridir. <strong>Din ve kültür, yaşandığı<br>nispette diridir.</strong> İşte bu yüzden Üç Aylar’ın gelişini sadece takvimden takip etmekle<br>yetinmeyip, onu bir sevinç ve birliktelikle kutlamak, komşuyu komşudan haberdar etmek,<br>en az o aylarda yapılan ibadetler kadar anlamlı ve kıymetlidir. Regaip Kandili ile taçlanan bu<br>kutlu gün, nesiller boyu aktarılan bir <strong>miras-ı manevidir.</strong> Konya’nın mahallelerinde tüten<br>her kandil, dağıtılan her bir avuç leblebi, geçmiş ile gelecek arasında kurulan sarsılmaz bir<br>yapıdır.</p>



<p><strong>Kaynak</strong></p>



<p>Konyapedia. (t.y.). Şivlilik. <a href="https://www.konyapedia.com/makale/3402/sivlilik" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.konyapedia.com/makale/3402/sivlilik</a> adresinden<br>erişildi.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/">Üç Ayları Hâl ile Karşılamak: Bir Konya Geleneği Şivlilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/uc-aylari-hal-ile-karsilamak-bir-konya-gelenegi-sivlilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistinli yönetmen ve senarist Annemarie Jacir, yeni filmi *“Palestine 36”*nın, Filistin’de yaşanan acıların gölgesinde ve “yüzlerce kırılmış kalple” çekildiğini söyledi. Jacir, Doha Film Festivali kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, Gazze’de süren vahşetin sosyal medyada görünürlüğünün sistematik biçimde engellendiğini belirterek, “Bu görüntülerin yayılmasını durdurmak için gerçek bir savaş var.” dedi. “Şikâyet etmeye hakkımız yok; çalışabilme ayrıcalığımız var” [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/">‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Filistinli yönetmen ve senarist <strong>Annemarie Jacir</strong>, yeni filmi *“Palestine 36”*nın, Filistin’de yaşanan acıların gölgesinde ve “yüzlerce kırılmış kalple” çekildiğini söyledi. Jacir, Doha Film Festivali kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, Gazze’de süren vahşetin sosyal medyada görünürlüğünün sistematik biçimde engellendiğini belirterek, “Bu görüntülerin yayılmasını durdurmak için gerçek bir savaş var.” dedi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Şikâyet etmeye hakkımız yok; çalışabilme ayrıcalığımız var”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistin’den gelen yoğun şiddet görüntülerinin izleyicilerde duyarsızlaşmaya yol açtığına dikkat çekti. Filistinli olarak her gün yeni bir acıyla uyandıklarını söyleyen Jacir, buna rağmen üretmeye devam etmenin bir sorumluluk olduğunu ifade etti:</p>



<p>“<strong>Gazze’de olmadığımız için ayrıcalıklıyız. Çalışabilmek bile bir sorumluluk; çünkü oradaki insanlar yaşam haklarını savunmaya devam ediyor. Bu yüzden şikâyet etmeye hakkımız yok.”</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Gölge yasağı: “Avrupa’daki arkadaşlarım hiçbir görüntüyü göremiyor”</strong></h3>



<p>Jacir, sosyal medya platformlarında Filistin’e dair gerçek görüntülerin kullanıcıya ulaşmadığını, algoritmalar ve görünmez filtrelemeler nedeniyle yayılımın engellendiğini söyledi. Avrupa’daki arkadaşlarının bu görüntüleri hiç görmediğini aktaran Jacir, bunun açık bir gölge yasağı olduğunu vurguladı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Şiddeti her gün yaşıyoruz, bu yüzden üretmeye devam etmek sorumluluk”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistin ve Gazze’den gelen şiddet görüntülerine sürekli maruz kalmanın toplumda şefkat yorgunluğu ve duyarsızlaşma oluşturduğunu belirtti. Hikâye anlatımının insanileştirici gücü sayesinde seyircinin daha derin bağ kurabildiğini söyledi.</p>



<p>Aşırı şiddet görüntülerinin izleyiciyi kapattığını vurgulayan yönetmen, duygusal şiddet hissi içeren sahnelerin daha etkili olduğunun altını çizdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> “<strong>Kim olduğumuzu görmüyorlar”</strong></h3>



<p>Jacir, Filistinlilerin her biçimde şiddeti deneyimlediğini hatırlatarak şöyle konuştu:</p>



<p>“<strong>Gazze’de olmadığımızı düşünüyoruz ama bu bile bir ayrıcalık. Çalışmaya devam edebilmek sorumluluk. Çünkü onlar bütün yıkıma rağmen hayatlarına tutunuyor, umut ediyor, mücadele ediyorlar. Bizim şikâyet etmeye hakkımız yok.”</strong></p>



<p>Jacir’e göre sosyal medyada Filistinlilerin yaşadığı acıya dair görüntüler ya engelleniyor ya da görünmez kılınıyor:</p>



<p>“<strong>Filistin’in güzelliğini, kim olduğumuzu görmüyorlar. Bizim bölgemizde birçok kadın güvenlik gerekçesiyle sahte isimlerle gazetecilik yapmak zorunda kaldı. Sosyal medyada soykırımı canlı yayınlayanlar oldu fakat görüntülerin çoğu Avrupa’da görülmedi. ‘Shadow ban’ çok açık. Bu görüntülerin yayılmasını engellemek için organize bir savaş yürütülüyor.”</strong></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/">‘Palestine 36’ Yönetmeni: Gerçekleri Gizleyen Dijital Bir Savaş Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/palestine-36-yonetmeni-gercekleri-gizleyen-dijital-bir-savas-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahsen Nur Katırcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 00:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Brian Gilbert’ın yönettiği ve Betty Mahmoody’nin otobiyografik kitabından uyarlanan 1991 yapımı Not Without My Daughter (Kızım Olmadan Asla), Batı popüler kültüründe Orta Doğu ve İslami toplumların en tartışmalı sinemasal temsil örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, kocasının memleketi İran’da hapsedilen Amerikalı bir kadının ülkeyi terk etmeye ve çocuğunu kurtarmaya çalıştığı kişisel bir dram olarak sunuluyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/">“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Brian Gilbert’ın yönettiği ve Betty Mahmoody’nin otobiyografik kitabından uyarlanan 1991 yapımı <em>Not Without My Daughter</em> (Kızım Olmadan Asla), Batı popüler kültüründe Orta Doğu ve İslami toplumların en tartışmalı sinemasal temsil örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, kocasının memleketi İran’da hapsedilen Amerikalı bir kadının ülkeyi terk etmeye ve çocuğunu kurtarmaya çalıştığı kişisel bir dram olarak sunuluyor. Ancak anlatı yapısı, karakter kurgusu ve tekrar eden görsel motifler daha derin bir ideolojik yön barındırıyor. Film yalnızca bir hayatta kalma hikâyesi değil; klasik Oryantalist söylemleri yeniden üreten, Orta Doğu’ya dair jeopolitik kaygıları pekiştiren ve Batı’nın ahlaki üstünlüğünü “şeytanlaştırılmış” Doğu’ya karşı konumlandıran sosyolojik bir anlatı olarak işlev görüyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Dönemin Koşulları ve Politik Bağlam</strong></h3>



<p><em>Not Without My Daughter</em>’ın gösterime girdiği dönem, ABD–İran ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir zamana denk gelir. İran Devrimi (1979), ABD büyükelçiliği rehine krizi ve diplomatik izolasyon gibi olaylar Amerikan kamuoyunu şekillendirmiştir. Bu bağlamda İran, siyasi aşırılığın ve Batı karşıtlığının bir sembolüne dönüşmüştür. Üstelik bu algı yalnızca İran’a değil, genel olarak tüm Doğu’ya atfedilmiştir. Dönemin Hollywood yapımları da bu kaygıları yansıtmış; Orta Doğu’yu dinî fanatizmin ve ataerkil vahşetin hâkim olduğu tehlikeli bir bölge olarak tasvir etmiştir.</p>



<p>Bu nedenlerle film yalnızca bir otobiyografi değil, aynı zamanda politik bir projeye dönüşür. Film boyunca İran; geri kalmış, baskıcı, kadın haklarından yoksun ve sürekli savaş hâlinde bir ülke olarak betimleniyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Oryantalist Temsiller</strong></h3>



<p>Filmin ideolojik yapısını besleyen unsurlardan biri de oryantalist ikilemdir. Batı; akılcılığı, bireyciliği ve refahı temsil ederken, Doğu irrasyonellik, kolektivizm ve şiddet ile ilişkilendirilir. Bu ikilik, özellikle ABD ve İran’ın karşıt temsillerinde belirginleşir. Betty’nin Amerika’daki yaşamı düzenli, varlıklı ve huzurlu bir aile ortamı olarak gösterilir. Buna karşılık, Tahran’a adım attıkları andan itibaren İran; kaotik, korkutucu ve düşmanca bir mekân olarak sunulur. Kalabalık sokaklar, devrimci posterler, sert sesler, ahlak polisleri ve sürekli gözetim hissi, seyircide İran’a yönelik artan bir korku duygusu yaratır. Bu görsel seçimler tesadüfi değil, İran’ı kötüleştiren bir anlatıyı besleyecek şekilde özenle kurgulanmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="990" height="604" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2.jpeg" alt="" class="wp-image-2250" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2.jpeg 990w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-300x183.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-768x469.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-150x92.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/2-696x425.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 990px) 100vw, 990px" /></figure>



<p>Ayrıca İranlı karakterler büyük ölçüde stereotipik biçimde sunulur. Erkek karakterler otoriter veya şiddetle ilişkilidir; kadınlar ise itaatkâr, korkmuş ya da kaderine razı edilmiş figürlerdir. Betty’nin film boyunca gerçek anlamda bir dostunun olmaması ve neredeyse herkes tarafından ihanete uğraması da bu temsilin bir parçasıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Toplumsal Cinsiyet, Ataerki ve Ahlaki Üstünlük</strong></h3>



<p>Filmin temel ideolojik işlevlerinden biri, Batı’nın ahlaki üstünlüğünü toplumsal cinsiyet politikaları üzerinden inşa etmektir. <em>Not Without My Daughter</em>, kadın ve çocukların korunmasını Batı uygarlığının ayırt edici bir özelliği olarak sunar. Amerikalı bir kadın olan Betty kahramanlaştırılır. Baskı öylesine yoğundur ki Betty bazen eve hapsedilir, zaman zaman şiddete maruz kalır ve ailesiyle iletişim kurmasına bile izin verilmez. Tüm bunlara rağmen annelik ve kızına duyduğu sevgi uğruna herkese karşı mücadele eden bir figür hâline gelir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1024x682.webp" alt="" class="wp-image-2248" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1024x682.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1536x1024.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-2048x1365.webp 2048w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/3-1-1920x1279.webp 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Öte yandan İranlı eşi Moody, Amerika’da sevecen bir doktor iken İran’a döndükten sonra ataerkil normları acımasızca uygulayan bir karaktere dönüşür. Moody; aldatıcılığın, şiddetin, ataerkiliğin ve bağnazlığın temsilidir. Betty ise medeniyetin, şefkatin ve kahramanlığın sembolüdür. Böylece “tehlikeli ve güvenilmez İslami toplum” imgesi Moody üzerinden somutlaştırılır.</p>



<p>Bu, kültürel determinizmin bir yansımasıdır: İranlı bir erkeğin şiddeti bireysel bir sorun olarak değil, kültürünün doğal sonucu olarak sunulur. Filmin kurgusunda Moody’nin temsil ettiği bu ‘tehlike’, aslında bütün İran toplumuna ve daha geniş ölçekte tüm İslami toplumlara atfedilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="676" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1024x676.jpeg" alt="" class="wp-image-2249" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1024x676.jpeg 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-300x198.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-768x507.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1536x1013.jpeg 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-150x99.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-696x459.jpeg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1068x705.jpeg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4-1920x1267.jpeg 1920w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/11/4.jpeg 2046w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Betty’nin kaçış mücadelesinin tüm bir kültüre karşı verilen savaş gibi sunulması, Batılı kadınların Doğulu erkeklerden korunması gerektiği yönündeki eski kolonyal metaforu yeniden üretir. Bu söylem tarih boyunca “geri kalmış toplumlara medeniyet götürme” iddiasıyla müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanılmıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>1980’lerde Amerika’da Yükselen İslamofobi ve Filmin Bu Sürece Katkısı</strong></h3>



<p><em>Not Without My Daughter</em>, ABD’de İslamofobinin hızla yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı. 1979 İran Devrimi, rehine krizi, İran-Irak Savaşı ve bölgede artan anti-Amerikancı söylemler, Müslüman toplulukları giderek marjinalleştirmişti. Medya Orta Doğu’yu sık sık yanan bayraklar, bağıran kalabalıklar, peçeli kadınlar ve silahlı milisler üzerinden temsil eder hâle gelmiş; İslam bir din olmaktan ziyade siyasi bir tehdit olarak sunulmuştu.</p>



<p>Bu ortamda film, yalnızca kişisel bir hikâye değil, mevcut anti-Müslüman önyargıları kültürel olarak pekiştiren bir araç hâline geldi. Betty’nin deneyimleri istisnai bir durum olarak değil, “Müslüman toplumun tuzağına düşmek” olarak yorumlandı.</p>



<p>Dönemin politik atmosferinde İslam; demokrasi karşıtı, geri kalmış toplumları terörizme ve istikrarsızlığa sürükleyen bir olgu olarak algılanırken, film bu söylemleri duygusal bir anlatıyla doğrulamıştı. İran’ı veya İslam kültürünü tanımayan izleyiciler, filmdeki her sahneyi sistematik bir baskının, fanatizmin ve kültürel katılığın doğal sonucu olarak görmüştür. Böylece film, 20. yüzyıl sonlarında Amerika’da İslamofobiyi normalleştiren kültürel mekanizmanın bir parçasına dönüştü. Final sahnesinde Amerikan bayrağının neredeyse efsanevi bir biçimde dalgalanması da bu ideolojik yapının tamamlayıcı öğesiydi.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><a></a> <strong>Sonuç</strong></h3>



<p>Sonuç olarak <em>Not Without My Daughter</em> filmi, ideolojik olarak İslamofobiyi güçlendiren ve Oryantalist söylemi yeniden üreten; çekildiği dönemin ABD–İran gerilimiyle tamamen paralel, önyargılı bir anlatı sunmaktadır. Film, Müslüman ve Batılı izleyiciler üzerinde farklı etkiler yaratmış; Batı kamuoyunun o dönemde Orta Doğu’ya dair taşıdığı endişeleri pekiştirmiştir. Kültürel farklılıklar geri kalmışlık olarak sunulmuş; medeniyet–gerilik ikiliği film boyunca sürekli vurgulanarak ideolojik motivasyonlar açıkça ortaya konmuştur.</p>



<p><strong>Film:</strong> <a href="https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE293534T7V22" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE29</a><a href="https://www.primevideo.com/Not-Without-My-Daughter/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">3534T7V</a><a href="https://www.primevideo.com/-/tr/detail/Not-Without-My-Daughter/0NSH7UPU5PMUSWE293534T7V22" target="_blank" rel="noreferrer noopener">22</a></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Ahsen Nur Katırcıoğlu' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/ahsen-nur-katircioglu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Ahsen Nur Katırcıoğlu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/">“Not Without My Daughter” Filminin İdeolojik Motivasyonları: Eleştirel Bir Analiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/not-without-my-daughter-filminin-ideolojik-motivasyonlari-elestirel-bir-analiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail Filarmoni Orkestrası Paris’te Protestoya Uğradı</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/paris-filarmoni-orkestrasi-protesto/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/paris-filarmoni-orkestrasi-protesto/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dünya ve İslam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:35:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[CRIF Yonathan Arfi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin yanlısı protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze çatışması kültürel boykot]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Filarmoni Orkestrası konseri]]></category>
		<category><![CDATA[Lahav Shani Gent Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Laurent Nuñez açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Filarmoni protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Paris konser protestosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=2204</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail Filarmoni Orkestrası&#8217;nın Paris Filarmoni Orkestrası&#8217;ndaki konseri, protestocuların mekânın içinde sis bombaları patlatması sonucu kısa bir süreliğine durduruldu. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, olayın ardından dört kişinin polis tarafından gözaltına alındığını doğruladı. Nuñez, &#8220;Dün gece Paris Filarmoni Orkestrası&#8217;ndaki bir konser sırasında gerçekleştirilen eylemleri şiddetle kınıyorum. Hiçbir şey bunları haklı çıkaramaz,&#8221; dedi. Olay, etkinliğin iptali için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/paris-filarmoni-orkestrasi-protesto/">İsrail Filarmoni Orkestrası Paris’te Protestoya Uğradı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsrail Filarmoni Orkestrası&#8217;nın Paris Filarmoni Orkestrası&#8217;ndaki konseri, protestocuların mekânın içinde sis bombaları patlatması sonucu kısa bir süreliğine durduruldu.</p>



<p>Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, olayın ardından dört kişinin polis tarafından gözaltına alındığını doğruladı.</p>



<p>Nuñez, &#8220;Dün gece Paris Filarmoni Orkestrası&#8217;ndaki bir konser sırasında gerçekleştirilen eylemleri şiddetle kınıyorum. Hiçbir şey bunları haklı çıkaramaz,&#8221; dedi.</p>



<p>Olay, etkinliğin iptali için çağrıda bulunan Filistin yanlısı aktivistlerin günlerdir süren baskılarının ardından yaşandı.</p>



<p>CGT-Spectacle sendikası, Filarmoni Orkestrası&#8217;nın Gazze çatışması sırasında &#8220;İsrail liderlerine yöneltilen çok ciddi suçlamaları dinleyicilerine hatırlatmasını&#8221; talep etti.<br>Toplantıya katılanlar arasında, Fransa&#8217;nın başlıca Yahudi temsilci organı olan Fransa Yahudi Kurumları Temsilci Konseyi (CRIF) Başkanı Yonathan Arfi de vardı. Protestocuları kınayan yetkili, müzisyenlerin olaylara rağmen devam etmelerini övdü. Arfi, &#8220;Nefret dolu kışkırtıcıların müdahalelerine rağmen çalan müzisyenlere şeref!&#8221; dedi. &#8220;Boykot ve engelleme çağrıları kabul edilemez. Nefret hedefi olan sanatçıların halkın alkışını almasını asla engelleyemezler.&#8221;</p>



<p>Paris&#8217;teki olay, Gazze&#8217;deki çatışmanın başlamasından bu yana İsrailli sanatçıların ve kurumların giderek daha fazla kültürel boykot hedefi haline geldiği Avrupa&#8217;da giderek artan bir eğilimin örneği oldu.<br>Eylül ayında Belçika&#8217;daki Gent Festivali programından İsrailli şef Lahav Shani çıkarılmış ve böylece Shani&#8217;nin yönettiği Münih Filarmoni Orkestrası&#8217;nın performansı iptal edilmişti. O dönemde organizatörler, Shani&#8217;nin barış ve uzlaşma yönündeki tekrarlanan çağrılarını kabul etmelerine rağmen, &#8220;Tel Aviv&#8217;deki soykırımcı rejime karşı tavrı konusunda netlik sağlayamayacaklarını&#8221; iddia etmişlerdi.</p>



<p><strong>Kaynak:</strong> <a href="https://brusselssignal.eu/2025/11/israel-philharmonics-paris-concert-disrupted-by-pro-palestinian-protesters">https://brusselssignal.eu/2025/11/israel-philharmonics-paris-concert-disrupted-by-pro-palestinian-protesters</a></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/12/di_logo-01.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/dunya-ve-islam/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Dünya ve İslam</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır. </p>
<p>Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/paris-filarmoni-orkestrasi-protesto/">İsrail Filarmoni Orkestrası Paris’te Protestoya Uğradı</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/paris-filarmoni-orkestrasi-protesto/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1926</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaşı fotoğraf makinesi ile belgelerken) İsrail’in aylardır süren saldırıları ve soykırımı tüm sosyal medya mecralarından ve haber kanallarından takip ediyoruz. Her sohbetimizin sonu İsrail’in yok olması üzerine sonlanıyor. Onların işlediği bu suç sadece evleri, sokakları ve hastaneleri yıkmadı aynı zamanda insanların hayallerini, hatıralarını ve hayatlarını da hedef aldı. En çok da, yaşananları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/">Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaşı fotoğraf makinesi ile belgelerken)<strong></strong></p>



<p>İsrail’in aylardır süren saldırıları ve soykırımı tüm sosyal medya mecralarından ve haber kanallarından takip ediyoruz. Her sohbetimizin sonu İsrail’in yok olması üzerine sonlanıyor. Onların işlediği bu suç sadece evleri, sokakları ve hastaneleri yıkmadı aynı zamanda insanların hayallerini, hatıralarını ve hayatlarını da hedef aldı. En çok da, yaşananları belgelemeye çalışan gazetecileri… Bu son iki haftada onlarca gazeteci şehit edilirken, 25 Ağustos’ta Nasır Hastanesi’ne yapılan saldırıda kameralar canlı yayındaydı. Dünya, bu soykırımı saniye saniye ve canlı izledi.</p>



<p>Dün TRT World’ün hazırladığı “Fotoğraflarımda Kalan Gazze”, savaş gazeteciliğine farklı bir mercekten bizlere Trt kanalları ile bizlere bir haber bağlığından öteye götürdü. Yönetmenliğini Omar Nabil’in üstlendiği belgesel, iki Gazzeli fotoğrafçının yaşamını anlatıyor: Mahmoud Abu Hamda ve Yahia Barzaq. Mahmoud Abu Hamda, bir zamanlar Gazze’nin denizini, çocukların saf gülüşlerini ve şehrin güzelliklerini fotoğraflayan bir sanatçıydı. Hayali, şehrini dünyaya rengârenk karelerle tanıtmaktı. Belgesel Mahmoud’un sesiyle başlıyor. “Hayatımızdaki bütün güzellikleri kül ve moloza çeviren bir soykırımı yaşıyoruz. Dünyam artık siyah beyazdan ibaret.” Eskiden yemek fotoğraflarıyla ödüller kazanan, manzaralarla insanları büyüleyen fotoğrafçılar, bugün bidon taşıyan çocukları, yemek kuyruğunda bekleyen anneleri ve enkaz başında çaresiz kalan babaları çekiyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5.png" alt="" class="wp-image-1928" style="width:712px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5.png 624w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5-300x169.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-5-150x84.png 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>(Mahmoud Hamda’nın savaş öncesi ve savaş sonrası çektiği yemek fotoğraflar, “Fotoğraflarımda Kalan Gazze” belgeselinden alınmıştır.)</p>



<p>Belgesel, savaşı bir annenin ve babanın gözünden de gösteriyor.Anne, çocuklarını kaybedişini anlatırken, hangi acısına daha çok yanacağını bilemiyor: onların gidişine mi, yoksa nasıl öldürüldüklerine mi… Baba, çocuklarının korkmaması için güçlü durmaya çalışıyor ama aslında ekmek isteyen yavrularına verecek çaresi olmadığını gizlemeye çabalıyor.</p>



<p>Gazze’de günlük hayat artık “hayatta kalma mücadelesi”nden ibaret.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="443" height="295" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6.png" alt="" class="wp-image-1929" style="width:715px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6.png 443w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6-300x200.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-6-150x100.png 150w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /></figure>



<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaş öncesi çektiği renkli kareler)</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="443" height="295" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7.png" alt="" class="wp-image-1930" style="width:715px;height:auto" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7.png 443w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7-300x200.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/09/image-7-150x100.png 150w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /></figure>



<p>(Mahmoud Abu Hamda, savaş sonrası çektiği kareler)</p>



<p>Belgesel’de Mahmoud’un yolculuğu üç ayrı hatırada şekilleniyor: Savaş öncesi, elinde kamerasıyla Gazze’nin denizini, çocukların gülüşünü, rengârenk hayatını dünyaya göstermek isteyen bir fotoğrafçıdır. Savaş başladığında ise şehrinden sürülür; bir zamanlar mutlulukla fotoğrafladığı sokaklar, artık yıkıntılar, acı ve kayıplarla doludur. Çocukların ekmek kuyruğunda bekleyişi, annelerin gözyaşı, babaların çaresizliği objektifine düşer. Şehre döndüğünde, yeniden o limana gelir; kaybettiklerinin gölgesi ağırdır ama mahalleye kavuşmak, evinin harabeleri arasında bile olsa toprağına basmak, ona tarifsiz bir sevinç verir.</p>



<p>Mahmoud’un şehrine geri dönüşü. Yıkılmış evinin önünde, kaybettiklerini hatırlarken, aynı zamanda mahalledeki komşularıyla karşılaştığında “sevinç” yaşıyor. Çünkü Gazze’de herkesin en büyük özlemi, kendi yuvasına yeniden dönebilmek. Yahia Barzaq evi gördüğünde gözyaşlarını tutamaz ve elbette sanki ben de evime varmış gibi onunla bu sevinci yaşadım izlerken. Yahia, yıkılmış olan salonuna girer ve yerdeki bir sayfayı alır üstünde şu ayet vardır.</p>



<p><strong><em>“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.”</em></strong><strong> </strong>(Âl-i İmrân Sûresi, 139. Ayet)&nbsp; İsrail, Gazze halkını yoksulluk, açlık ve ölüm imgeleriyle dünyaya göstermeyi bir siyaset haline getirmiştir. Sürekli ağlayan çocuklar, yıkıntılar arasındaki anneler, çaresiz babalar üzerinden çizilen bu imaj; aslında bir mağduriyet estetiği üretmekte ve bu halkı yalnızca “kurban” kimliğiyle anılır kılmaktadır.</p>



<p>Oysa hakikat çok daha derindedir: Gazze halkı, bütün bu yoklukların ve ağır travmaların içinde bile iradesini, onurunu ve imanını muhafaza etmektedir. Bu durum, toplumsal dayanıklılığın (resilience) ve kolektif direniş bilincinin en somut tezahürüdür. Modern dünyanın konfor içinde yaşayan toplumlarının çoğu, en küçük krizlerde çözülürken; Gazze halkı, topyekûn bir kuşatmaya rağmen tarihsel kimliğini, kültürel aidiyetini ve inancını muhafaza etmektedir. Belgeselin sonunda öğreniyoruz ki: Mahmoud Abu Hamda, 22 aydır bu soykırımı belgelemeye devam ediyor. Yahia Barzaq’ın stüdyosu yıkıldı, ailesiyle birlikte enkazın arasında yaşam mücadelesi veriyor. Drone çekimlerini yapan Mahmoud Isleme ve dokuz gazeteci, İsrail saldırılarında şehit edildi.</p>



<p>Belgeseli seyrederken zihnimde dönüp duran tek sual şuydu: Bizim mes’uliyetimiz nedir? Ve nihayetinde bu sual, kalbimde ağır bir çaresizlik hissine dönüştü. Gazze’de insanlar her an o yangını, o firakı, o hicranı yaşarken; bize düşen, bu acıya bigâne kalmamak, gördüklerimizi dillendirmek, hakikati unutturmamaktır. Zira onların kareleri, artık bizim hâfızamızın mühürleridir. Bu satırları yazmaktaki gayem; “Ben bu zulmün şahidiyim ve buna rızam yoktur” diyebilmektir. İsrail’e karşı vereceğim en büyük mukabele, iktisadî sahada onlara zarar verebilmek ve aynı zamanda Gazze halkının yeniden inşa edeceği o güzel şehrin hayâline omuz verebilmektir. Çünkü onlar yıkılan şehirlerini inşa etmeyi düşlerken, bizler de o inşâya iştirak edecek kudreti ve irâdeyi kuşanmalıyız. Belki Arapça’yı öğrenmek, belki Suriye ve Filistin’in tarihini hakkıyla tedkik etmek. Tüm imanimla inanıyorum ki bir gün Gazze hürriyetine kavuşacak. O gün geldiğinde, bizler de orada kaliteli, basîretli ve dirayetli insanlar olarak bağ kurmalı, kardeşliğimizi kuvvetlendirmeliyiz.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/">Fotoğraflarımda Kalan Gazze: Bir Şehrin Renklerinden Siyah Beyaza Dönüşümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/fotograflarimda-kalan-gazze-bir-sehrin-renklerinden-siyah-beyaza-donusumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 16:39:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ödüllü film yapımcıları tarafından titiz bir çalışma ile üretilen belgesel, yayınlanmadan önce karşılaştığı sansür girişimlerine rağmen gerçeği Channel 4 tarafından gün yüzüne çıkarıyor. Bu derinlemesine inceleme, Gazze&#8217;deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu eşi benzeri görülmemiş saldırıları ve doktorların inanılmaz direnişini belgeliyor. 2025 yapımı &#8220;Gazze: Doktorlar Saldırı Altında&#8221; belgeseli, Gazze savaşı sırasında yaşanan, dünyanın gözünden kaçan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/">Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Ödüllü film yapımcıları tarafından titiz bir çalışma ile üretilen belgesel, yayınlanmadan önce karşılaştığı sansür girişimlerine rağmen gerçeği Channel 4 tarafından gün yüzüne çıkarıyor. Bu derinlemesine inceleme, Gazze&#8217;deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu eşi benzeri görülmemiş saldırıları ve doktorlar</em><em>ı</em><em>n inanılmaz direnişini belgeliyor.</em></p>



<p>2025 yapımı &#8220;Gazze: Doktorlar Saldırı Altında&#8221; belgeseli, Gazze savaşı sırasında yaşanan, dünyanın gözünden kaçan acı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Bu film, çatışma boyunca İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından sağlık çalışanlarının öldürülmesi ve işkence görmeleri, hastanelere yapılan saldırıların dehşetini tüm detaylarıyla anlatıyor. Bu, sadece bir savaşın değil; insanlık onurunun ve uluslararası hukukun sistematik ihlalinin bir belgesi. Yönetmen Karim Shah ve yapımcılar Robert Macqueen, Jaber Badwan, Osama Al-Ashi&#8217;nin imzasını taşıyan bu güçlü yapım, bölgedeki sağlık çalışanlarının hayati ve ölümcül mücadelesini mercek altına alıyor. Film, Gazze&#8217;nin 36 ana hastanesinin her birinin ya hasar gördüğünü ya da tamamen yıkıldığını ortaya koyuyor. Belgesel, sağlık görevlilerinin uluslararası hukuk kapsamındaki korumalardan mahrum bırakılmakla kalmayıp, İsrail ordusu tarafından aktif olarak nasıl hapsedildiğini ve işkence gördüğünü gösteren son derece rahatsız edici görüntüleri tüm gerçekliği ile sunuyor.&nbsp;</p>



<p><strong>İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, “Ancak yeryüzünün en aşağılık insanları hastane yataklarında yatan sivillere füze atabilir.”</strong><strong>&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p>Belgeselin ilk olarak BBC tarafından yayınlanması planlanıyordu. Ancak 20 Haziran 2025&#8217;te, bir dizi gecikmenin ardından İngiltere&#8217;nin kamu yayıncısı, filmi yayınlamaktan vazgeçtiğini duyurdu. BBC, bu kararı &#8220;materyali yayınlamanın, halkın BBC&#8217;den haklı olarak beklediği yüksek standartları karşılamayacak bir yanlılık algısı yaratma riski taşıdığı&#8221; gerekçesiyle açıkladı. Ancak bu &#8220;yüksek standartların&#8221; tam olarak ne anlama geldiği belirsiz kaldı. Middle East Eye&#8217;dan İmran Mulla&#8217;nın kaleme aldığı üzere, normalde bir belgeselin yayınlanmadan bu denli bir tartışmaya gömülmesi nadir rastlanan bir durumdur. Ancak Basement Films tarafından üretilen &#8220;Gaza: Doctors Under Attack&#8221; belgeseli, daha yayınlanmadan önce büyük bir sansür kriziyle karşı karşıya kaldı. Belgeselin sunucusu Ramita Navai&#8217;nin ifadesiyle, &#8220;İsrail, Gazze&#8217;nin sağlık sistemini canlı tutmaya çalışan insanları öldürüyor.&#8221; Filmin açılış sahneleri, şiddetli İsrail silah ateşi altında yaşamını yitiren bir Filistinli sağlık görevlisinin telefonundan alınan çarpıcı görüntülerle başlıyor. Belgesel boyunca İsrail ordusunun iddialarına düzenli olarak yer verilse de, bu iddiaların çoğuna kanıt sunulmadığına da dikkat çekiliyor. Bu durum, belgeselin kasıtlı bir önyargıyı savuşturmak adına ne denli titiz bir çalışma yürüttüğünü gösteriyor.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="936" height="530" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png" alt="" class="wp-image-1795" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png 936w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-300x170.png 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-768x435.png 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-150x85.png 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-696x394.png 696w" sizes="auto, (max-width: 936px) 100vw, 936px" /></figure>



<p>Dr. Khaled Hamouda – Uzman Cerrah, Endonezya Hastanesi / Gazze (Belgeselden alıntı)</p>



<p>Belgesel, Gazze&#8217;deki Endonezya Hastanesi&#8217;nde uzman cerrah olan Dr. Khaled Hamouda ile yapılan röportaja yer veriyor. Hamouda, İsrail&#8217;in aile evini bombalaması sonucu küçük kızı Reem&#8217;in cansız bedenini taşıyan bir hemşireyi nasıl gördüğünü anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorlanıyor. Ertesi sabah, karısının da aynı saldırıda öldürüldüğünü öğreniyor. &#8220;Nereye gömüldüklerini bilmiyorum. Onları bir daha hiç görmedim,&#8221; sözleri, savaşın kişisel yıkımını gözler önüne seriyor. Dahası, Hamouda İsrail&#8217;in kızını ve karısını öldürmesinden sadece bir hafta sonra gözaltına alındığını ve yüzlerce Filistinli ile birlikte bir çukurda tutulduğunu belirtiyor.&nbsp;Film ayrıca, Gazze&#8217;deki el-Şifa hastanesinde ortopedi başkanı olan Dr. Adnan Al-Bursh&#8217;un trajik kaderini de araştırıyor. Bir meslektaşı, İsrail askerleri tarafından alındığı gün al-Bursh&#8217;un kendisine &#8220;doğrudan veda ediyormuş gibi baktığını&#8221; hatırlıyor. Bu, kendisinin canlı görüldüğü son an oluyor. Hamouda, gözaltındayken Al-Bursh&#8217;u gördüğünü ve &#8220;dövüldüğü ve işkence gördüğünün açık olduğunu&#8221; belirtiyor. Dr. Al-Bursh, Nisan ortasında İsrail gözaltında hayatını kaybetti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1024x576.jpeg" alt="" class="wp-image-1794" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1024x576.jpeg 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-300x169.jpeg 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-768x432.jpeg 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-150x84.jpeg 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-696x391.jpeg 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1068x601.jpeg 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/image.jpeg 1179w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Belgeselde yer alan bu kare, Gazze’de elektriksiz ve ilaçsız koşullarda gerçekleşen zorlu bir ameliyat anından.</p>



<p>Belgeselde en dikkat çekici sahnelerinden biri ise isimsiz İsrailli askerle yapılan röportaj oldu. Asker, arkadaşlarının hapishanede, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu Filistinli tutukluları &#8220;hevesle&#8221; taciz edip dövdüklerine nasıl tanık olduğunu anlatıyor. Bir komutanın bu vahşeti &#8220;teşvik ettiğini&#8221; belirtiyor. Bu sınır bilmeyen İsrail askerleri bana Nurettin Topçu’nun&nbsp;bir sözünü hatırlattı. “Her şeyi yapabilen bir şaki, her türlü suçu işlemeye kabiliyetli bir psikopat hür değildir.”&nbsp;&nbsp;İsrailli askerlerin elinde sınırsız bir güç olabilir, silahları, desteği, dokunulmazlığı şimdilik olabilir. Ama sivillere saldırmak, hastaneyi bombalamak, doktorları hedef almak gibi ve bunu &#8220;hevesle&#8221; yapmaları, ahlaki ve insani tüm sınırları çiğnemeleri, onların “özgür” değil; akıl ehli olmadığını ve esir olduklarını gösterir. İnsanı hür yapan en önemli özelliklerden biri kendini frenleyebilmesidir. Savaş başladığından&nbsp;beri en az 1.500 sağlıkçının öldürüldüğü söyleniyor. Ambulans konvoylarına yapılan saldırılar, karanlıkta çalışan doktorlar. Yani Gazze&#8217;de can kurtarmak, can vermek demek olmuş durumda. Bu güçlü mücadele öteki olmamak için verilen insani ve hak bir davadır.</p>



<p><strong>BBC, bu belgeseli yayınlamasının kendi tarafsız duruşunu zedeleyeceğini iddia etti:</strong></p>



<p>Bu iddianın cevabı, belgesel filminin tanımında saklıdır. Belgesel; insanın duygularını bir kenara bırakarak, bilimsel gözlemler ve araştırmalarla toplanan verilerin analiziyle oluşturulan, sanatsal bir üslupla izleyiciye sunulan ve belge niteliği taşıyan bir yapım türüdür. En önemli özelliği ise, gerçek yaşamdan alınması ve tarafsız bir bakış açısıyla aktarılmasıdır. Gaza: Doctors Under Attack belgeselinde; cep telefonlarıyla çekilmiş görüntüler, sağlık çalışanlarının birebir çalıştığı ortamlar, bilimsel veriler ve sahadaki doğrudan gözlemler yer almakta. Bütün bu unsurlar, tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. Tam da bu yüzden BBC için bu belgeseli yayınlamak imkânsızdı. Çünkü o zaman İsrail’in bir savaş suçlusu olduğunu, hatta soykırım devleti olarak adlandırılabileceğini inkâr edemeyeceklerdi. </p>



<p><strong>BBC’ye Artan Tepkiler: “İsrail ve BBC İç İçe Geçmiş İki Yapı”</strong></p>



<p>600&#8217;den fazla önemli ismin, gecikmeyi &#8220;siyasi baskı&#8221; olarak nitelendirip filmin yayınlanmasını talep eden bir açık mektup imzaladı. Önde gelen medya figürleri, İsrail yanlısı BBC yönetim kurulu üyesi Robbie Gibb&#8217;in istifasını talep etti ve BBC&#8217;yi&nbsp;sansür uygulamakla suçlamaya devam etti.</p>



<p>Artan tepkilere karşı koyamayan BBC, filmin mülkiyetini Basement Films&#8217;e devrederek yayınlanmasına izin verdi. Channel 4&#8217;ün Haber ve Güncel Olaylar Başkanı Louisa Compton, bu belgeselin &#8220;İsrail güçleri tarafından uluslararası hukukun ciddi ihlalleri iddialarını destekleyen kanıtları inceleyen titizlikle bildirilmiş ve önemli bir film&#8221; olduğunu vurgulayarak devreye girdi. Channel 4, filmi 2 Temmuz 2025&#8217;te İngiltere&#8217;de yayınlayarak cesur bir adım attı. Aynı gün, Zeteo platformu da belgeseli dünya çapında izleyiciyle buluşturdu. Bu süreç, &#8220;büyük riskin sessizlikte olduğu zamanlar&#8221; olduğunun ve gazeteciliğin görevini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>



<p>BBC’nin eski sunucularından&nbsp;Gary Lineker, belgeselin gösterimi sonrası yapılan söyleşide, BBC’nin Gazze yayınları nedeniyle&nbsp;“başını utançla öne eğmesi gerektiğini”&nbsp;ifade etti.&nbsp;Lineker; Dr. Victoria Rose, Dr. Khalil Mazen Abu Nada, Dr. Rebecca Inglis ve yapımcılarla birlikte belgeselin sahici boyutlarını izleyiciyle paylaştı.&nbsp;Belgesel konuşulmaya devam ediyor.Umarım bir gün, bu tanıklıklar sadece anlatılan değil,&nbsp;son bulan&nbsp;bir katliamın belgesi olur.&nbsp;</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/">Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/gaza-doctors-under-attack-gercekleri-ifsa-eden-belgesel-bbcnin-sansurune-ragmen-yayinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</title>
		<link>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/</link>
					<comments>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Türkmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 16:34:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[boy from heaven]]></category>
		<category><![CDATA[cennetten gelen çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Edward said]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dunyaveislam.com/?p=1787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oryantalizm Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur, Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir, Şark’ı tasvir eder, tedris eder, iskân eder, yönetir; kısacası “Doğu’ya hakim olmak, onu yeniden kurmak ve onun amiri olmak için” Batı’nın bulduğu bir yoldur.&#160;(Edward Said) Modern dünya, hikâyeler üzerinden şekilleniyor. Hikâye kimin ağzından çıkarsa, gerçeklik de ona göre kurgulanıyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/">Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Oryantalizm Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur, Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir, Şark’ı tasvir eder, tedris eder, iskân eder, yönetir; kısacası “Doğu’ya hakim olmak, onu yeniden kurmak ve onun amiri olmak için” Batı’nın bulduğu bir yoldur.</em><em>&nbsp;(</em><em>Edward Said)</em><em></em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1024x683.webp" alt="" class="wp-image-1788" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1024x683.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1536x1024.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-cocuk-1.webp 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Modern dünya, hikâyeler üzerinden şekilleniyor. Hikâye kimin ağzından çıkarsa, gerçeklik de ona göre kurgulanıyor. Ortadoğu söz konusu olduğundaysa bu kurgunun sahipleri çoğunlukla coğrafyanın dışından: Batı merkezli medya kuruluşları, senaryolar, filmler, kitaplar ödüller ve fon sağlayıcıları.. Kendisini kendi ifadeleri ile anlatamayan bir topluluk ve dışarıdan biçimlendirilmiş tek tip bir ‘Ortadoğu’ anlatısı. Cennetten Gelen Çocuk Filmi’ de bir rejim eleştirisi gibi görünse bile aslında Batı’nın Ortadoğu hayalleri ile anlatılmış tasvirler var.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1024x683.webp" alt="" class="wp-image-1790" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1024x683.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-300x200.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-768x512.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-150x100.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-696x464.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2-1068x712.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-2.webp 1080w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yönetmen, senarist ve yapımcı Tarık Saleh, 1972’de Mısırlı bir baba ve İsveçli bir annenin çocuğu olarak Stockholm’de dünyaya geldi. Kariyerine 1980’lerin ortasında İsveç’in en beğenilen grafiti sanatçılarından biri olarak başladı. Sanata sokaktan adım atan Saleh, yıllar sonra baba tarafından memleketi olan Mısır’ın güncel sosyo-politik meselelerine yeniden odaklanıyor. Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve İsveç’in Oscar adayı olarak seçilen Cennetten Gelen Çocuk (Boy From Heaven), büyük şehre okumaya giden taşralı bir gencin kendini içinde bulduğu karanlık ilişkileri anlatıyor. Fransa, İsveç ve Finlandiya ortak yapımı olan film, aynı zamanda uluslararası sinema dünyasının Ortadoğu anlatısını nasıl şekillendirdiğine dair güçlü bir örnek sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="430" src="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1024x430.webp" alt="" class="wp-image-1789" srcset="https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1024x430.webp 1024w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-300x126.webp 300w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-768x323.webp 768w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1536x645.webp 1536w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-150x63.webp 150w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-696x292.webp 696w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1068x448.webp 1068w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3-1920x806.webp 1920w, https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/07/cennetten-gelen-3.webp 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Film, balıkçı bir baba ile oğlu Adem’in (Tawfeek Barhom) balık avladıkları, deniz sesinin geldiği bir sahneyle açılıyor. Annesini kaybetmiş olan Adem, Dünyanın en prestijli dini merkezlerinden biri olan El-Ezher Üniversitesi’nde burslu eğitim hakkı kazandığını öğrenir. Babasının onaylamayacağını düşündüğü için ondan saklar. Ancak babası durumdan haberdar olur ve oğlunun gitmesi gerektiğini düşünür ve onu uğurlar. Vedalaşma sahnesinde oğluna “Nereden geldiğini unutma.” Der. Bu cümle, Adem’in tüm film boyunca kendi kökleri ve vicdanı arasında yaşadığı gerilimin temelini oluşturur. Adem’in El-Ezher’e gelişi, bir taşralının büyük şehirde var olma çabasını konu eden bir hikâyesinin anlatılacağını düşünüyordum. Ancak filmin seyrini değiştiren kırılma, üniversitenin başındaki büyük Şeyh’in ani ölümüyle yaşanır. Dini kurumun yeni liderinin seçilme süreci, yalnızca dini değil, aynı zamanda politik bir krize dönüşür. Çünkü El-Ezher’in başına kimin geçeceği, devletin istihbarat birimleri için de stratejik bir meseledir.&nbsp;Adem, bu karmaşık denklemde kendini bir anda istemediği bir rolün içinde bulur. Okulda tanıştığı Zizo, devlet için muhbirlik yapmaktadır. Ancak bu görevi sürdüremeyeceğini söyleyip geri çekilmek ister. Albay kendisinin yerine birini bulmasını ister. ve Zizo’da Ademi önerir. Daha sonra Adem, onun ölümüne tanık olur. Bu tanıklık, Adem’in kaderini mühürler. Artık onun yerine geçmesi gerekiyordur. Onay vermediği bir dünyanın içine kaçamayacağı şekilde çekilir. Zizo’nun ölümünü gördükten sonra odasına gider ve yakın planda onun korkusunu görürüz.</p>



<p><strong>Rejimin Eleştirisi mi, Alternatifin İtibarsızlaştırılması mı?</strong></p>



<p>Adem’in rejimin gizli ajan sistemine bulaşmasıyla başlayan hikâye, kişisel bir dram gibi görünse de aslında kolektif bir korkuyu resmediyor: Muhaberat. Yani devletin her yerdedir. İnsanı insan yapan her değeri değersizleştiren güvenlik aygıtı durumuna gelir. İnsanlar tehdit ediliyor, sevdikleriyle sınanıyor, kendi ailelerinden biri muhbir yapılabiliyor. Bireyin tercih hakkı yok, sadece itaat var.<strong>&nbsp;</strong>Ama burada önemli bir detay daha var.&nbsp;Film sanki Sisi rejimini ve onun gölge kurumlarını eleştiriyor gibi görünüyor.&nbsp;&nbsp;Özellikle muhaberatın (gizli istihbarat) El-Ezher’deki seçimlere nasıl müdahil olduğunu göstermesi, rejimin her alandaki nüfuzuna işaret ediyor. Ancak bu eleştirinin yanında dikkat çeken başka bir durum daha var.&nbsp;Alternatifler, özellikle de İslamî olanlar, daha da karanlık gösteriliyor.&nbsp;Filmin kritik sahnelerinden birinde, Müslüman Kardeşler’e yakın bir adayın temsilcisi olarak gösterilen kişi; kaba, ahlaki olarak yozlaşmış, gayrimeşru ilişkileri olan ve öğrenciler üzerinde baskıcı yöntemlere başvuran biri olarak sunuluyor. O gruba ait diğer kişiler ise Adem’e fiziksel şiddet uygulamaktan çekinmeyen, istismar edici bir karaktere sahip.&nbsp;Yani yönetmen, rejimi eleştirirken, karşısına ahlaki bir seçenek koymak yerine, seyirciyi “bunlar daha beter” düşüncesini sunuyor. Böylece aslında, bilinçli ya da değil,&nbsp;rejimi meşrulaştırıcı bir arka kapı bırakılmış oluyor.&nbsp;Ve burada oryantalist bir bakış açısı giriyor. Artık sadece Batılılar değil, doğudan gelen senaristler ve yapımcılar da bu anlatıyı yeniden üretiyor. Oryantalizm, sadece dışarıdan bir bakış değil; içselleştirilmiş bir ezber haline geldi.</p>



<p><strong>Peki Müslüman Kardeşler Kimdir?</strong></p>



<p>Hasan el-Benna’nın 1928’de kurduğu&nbsp;örgüt, siyasi aktivizmle İslami yardım işlerini bir arada yürütüyordu. Dünyanın diğer bölgelerinde de diğer İslamcı hareketlere ilham verdi. Başlangıçta hedeflerini &#8220;İslami ahlakı ve hayır işlerini yaymak&#8221; olarak açıklayan örgüt ilerleyen yıllarda, özellikle de Mısır&#8217;ın İngiliz sömürge yönetiminden ve Batı etkisinden kurtarılması sürecinde siyasallaştı. En popüler sloganı da &#8220;Çözüm İslam&#8217;da&#8221;.&nbsp;O dönem Mısır’da her üç kişiden biri bu harekete destek veriyordu. Seyyid Kutub’un düşünceleriyle daha da güçlenen hareket, sömürge karşıtı, halk tabanlı ve moderniteyle hesaplaşan bir damar taşıyordu. Ancak bu damar, Batı için “tehlikeli” sayıldı. Seyyid Kutub, sadece yazdığı kitaplardan dolayı idam edildi.<strong>&nbsp;</strong>Filmde Kutub’un kitabı “Yoldaki İşaretler”, yasaklı bir kitap olarak sunuluyor. Bu yasak, filmin kurgusunda bile fikirlerin rejimden daha tehlikeli görüldüğünü gösteriyor. Çünkü fikir, rejimi yıkabilir. Ve Batı, bu fikirleri temsil eden her şeyi radikalleştirerek şeytanlaştırıyor.</p>



<p>Sonuç olarak görünürde politik-gerilim türündeki bu film, izleyiciyi Ortadoğu’daki baskıcı rejimlerin karanlık yüzüyle yüzleştiriyor. Ama derine inildiğinde film, sadece mevcut rejimi değil, İslami temsil eden kişileri de sistematik bir biçimde itibarsızlaştırıldığı çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Bu durum, sadece bir film eleştirisinin değil, Ortadoğu’yu anlatanların kim olduğuna ve nasıl anlattığına dair ciddi bir tartışmanın kapısını aralıyor. Filmde anlatılan bu boşluk süreci aslında Mısır’ın neden hiçbir zaman kendi haline bırakılmadığını gösteriyor. Refah Sınır Kapısı gibi kritik jeopolitik konumlar, İsrail’in güvenliği ve Batı’nın bölgedeki çıkarları doğrultusunda “kontrol edilebilir bir rejim” ihtiyacını doğuruyor. Bu yüzden Batı, Mısır’da rejimlerin değil, istikrarın yani kendi menfaatlerinin sürekliliğinin peşindedir.</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img alt='Tuğçe Türkmen' src='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png' srcset='https://dunyaveislam.com/wp-content/uploads/2025/04/kadin-icon.png 2x' class='avatar avatar-100 photo avatar-default' height='100' width='100' itemprop="image"/></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://dunyaveislam.com/yazarlar/tugce-turkmen/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Tuğçe Türkmen</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Tuğçe Türkmen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinden mezun oldu. Bellek Ankara projesinde yer alarak Ankara’da çocukluğu geçmiş kişiler ile yapılan söyleşiler üzerinden şehrin hafızasını belgeleyen bir çalışmaya katkı sağladı. Ayrıca TRT Diyanet için hazırlanan 13 bölümlük bir belgeselde editörlük yaptı. Şu anda proje bazlı olarak markalara danışmanlık ve konsept geliştirme alanlarında destek veriyor. Dünya ve İslam’da kültür-sanatın izlerini, sanatın İslam’daki varlığını ve dilini yazıya döküyor.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p><a href="https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/">Cennetten Gelen Çocuk” (Boy from Heaven) Filmi Üzerine Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://dunyaveislam.com">Dünya ve İslam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dunyaveislam.com/siyah-sanat/cennetten-gelen-cocuk-boy-from-heaven-filmi-uzerine-ortadoguyu-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
