Dünya ve İslam

 

Nil Nehri Sömürge Anlaşmalarıyla Yönetilemez

Share

Dünyanın en uzun nehri, ortak bir doğal kaynaktır ve iş birliği çerçevesinde kullanılmalıdır.”
Cafer Bedru Geletu

Birkaç hafta içinde, Afrika kıtasının en büyük hidroelektrik barajı olan Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) açılacak. Bu barajın inşası on yıldan fazla sürdü ve yaklaşık 5 milyar dolara mal oldu. Etiyopya hükümeti ve halkı, bu ulusal proje için gerekli fonları kendi yetersiz iç kaynaklarından sağlamıştır. Bu proje için hiçbir uluslararası finansman sağlanmamıştır.

Barajın inşası, uluslararası medyanın ilgisini çekmiş olsa da medyada yer alan haberler, Etiyopya’nın bakış açısını net bir şekilde ortaya koymamıştır. Bu çalışma, bu sorunu düzeltmeye yönelik mütevazı bir girişimdir.

GERD, Etiyopyalıların Abay olarak adlandırdığı Mavi Nil Nehri üzerinde inşa edilmiştir. Abay, birçok Etiyopya dilinde “büyük” veya “önemli” anlamına gelir. Abay, Nil Nehri’nin ana kolları arasında yer alır. Nil Nehri, çoğu kişi tarafından neredeyse sadece Mısır ile ilişkilendirilse de, bu nehir 10 Afrika ülkesinden de geçmektedir. Bu ülkeler arasında, Mısır’a ulaşan Nil suyunun yüzde 86’sının Etiyopya yaylalarından kaynaklandığı için Etiyopya benzersiz bir konuma sahiptir.

Abay, Etiyopya’nın en büyük nehridir ve genel sosyoekonomik dönüşüm ile kalkınmayı teşvik etmek için büyük bir potansiyele sahiptir. Etiyopyalılar, uzun zamandır bu kaynağı kullanmak istemektedir. GERD, bu hayali gerçekleştiren ulusal bir kalkınma projesidir.

Büyük işgücü ve ekonomik potansiyeline rağmen, Etiyopya sanayileşme çabalarında henüz ilerleme kaydedememiştir. Bu çabayı engelleyen kritik faktörlerden biri, Etiyopya’nın enerji eksikliğidir. Son rakamlara göre, Etiyopyalıların sadece yüzde 55’i elektriğe erişebilmektedir.

Etiyopya’da elektrik için büyük bir talep ve ihtiyaç vardır. Bu nedenle GERD, karanlıktan ve yoksulluktan kurtulmamız için ulusal bir fırsat olarak görülmektedir. Etiyopya’nın, 2050 yılına kadar 200 milyona ulaşması beklenen 130 milyonluk nüfusunun yararına büyüme ve refahı teşvik etmek için bu önemli kaynağı bir araç olarak kullanması bir zorunluluktur.

GERD’nin yaklaşık 5.150 megavat elektrik üretmesi ve yıllık 15.760 gigawatt saat enerji sağlaması beklenmektedir. Bu, Etiyopya’nın enerji üretimini ikiye katlayacak ve sadece evlerimizi aydınlatmakla kalmayacak, aynı zamanda endüstrileri ve şehirleri de besleyerek ekonomimizi dönüştürecektir. GERD ayrıca, komşu ülkelere enerji ihracatımızı artırmamızı mümkün kılarak bölgesel entegrasyonu ve birbirine bağlılığı güçlendirecektir.

Nil’in aşağı havza ülkeleri de GERD’den büyük fayda sağlayacaktır. Çünkü bu baraj, sel, sedimantasyon ve buharlaşma yoluyla su kaybını önleyecektir. GERD’nin asıl amacı olan elektrik üretimi, suyun elektrik üreten dev türbinlere çarptıktan sonra aşağı havza ülkelerine akmasını gerektirir. Baraj, nehrin akışını engellemez veya durdurmaz. Aksi hâlde bu, elektrik üretimini imkânsız hale getirir ve barajın inşa edilme amacını boşa çıkarır.

Öyleyse neden bazı nehir kıyısındaki ülkeler barajın inşasından şikâyet ediyor? Bu itirazların nedeni, rasyonel bir korku ya da meşru bir endişeden kaynaklanmamaktadır. İtirazlar, 1929’da İngiltere ile Mısır arasında imzalanan sömürge dönemi su paylaşımı anlaşması ve 1959’da Mısır ile Sudan arasında imzalanan türev anlaşma tarafından şekillendirilmiş bir tutumun sonucudur.

Etiyopya, bu anlaşmaların hiçbirine taraf değildi. Ancak bazı Mısırlılar, sömürge dönemi anlaşmasında yer alan ve diğer dokuz Afrika ülkesini Nil’den pay almaktan mahrum eden su paylaşımı formülünün hâlâ geçerli olduğunu ve tüm Nil Nehri kıyısındaki ülkeler tarafından uygulanması gerektiğini savunmaktadır.

Etiyopya’nın bakış açısına göre, genellikle “Nil Nehri üzerindeki tarihî haklar” olarak sunulan bu anakronik argüman kabul edilemez. İngiltere, Thames Nehri ile ilgili herhangi bir anlaşma yapma hakkına sahip olsa da Nil Nehri ya da Abay Nehri’nin sularını elinden çıkarma hakkına sahip değildir. Hepimizin hatırladığı gibi, merhum Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, İngiltere’nin Süveyş Kanalı üzerindeki iddialarını reddetmişti. Etiyopya liderleri ise Etiyopya’nın söz hakkı olmadığı sömürge düzenlemelerine dayanan argümanları çok daha güçlü nedenlerle tutarlı bir şekilde reddetmiştir.

Etiyopya’nın görüşü, Nil’in ortak bir doğal kaynak olduğu yönündedir. Nil, tüm kıyı ülkeleri için faydalı olacak bir iş birliği çerçevesinde kullanılmalıdır. Tüm ulusların kalkınma hedefleri ve hayalleri eşit derecede meşrudur. Bazılarının ihtiyaçları, diğerlerinin ihtiyaçlarından daha öncelikli olmamalıdır.

21. yüzyılın gerçeklerini dikkate alan adil, hakkaniyetli ve kapsayıcı bir düzenleme gereklidir. Böyle bir düzenleme, Nil’in sürdürülebilir yönetimi ve adil kullanımını teşvik etmek için Afrika’nın girişimiyle hazırlanan çağdaş bir anlaşma olan Nil Havzası İşbirliği Çerçeve Anlaşması şeklinde hâlihazırda mevcuttur. Bu anlaşma, Etiyopya, Burundi, Ruanda, Tanzanya, Uganda ve Güney Sudan tarafından imzalanmış ve onaylanmıştır.

Mısır, geçmişteki sömürge dönemini özlemekten vazgeçmeli ve Nil Nehri’nin kıyısında bulunan bu ülkelerle birlikte, Nil Nehri’nin sürdürülebilir bir şekilde adil ve eşit kullanımını teşvik etmek için ortak çaba sarf etmelidir.

Çeviri: M. Hulusi Cengiz

Kaynak: Al-jazeera

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale