Dünya ve İslam

 

Ateşin ve Karanlığın İçinde: Gazzeli Çocukların İstikbale Açılan Davası

Share

Maha Ali, şu anda sığındığı Gazze Şehri’ndeki İslam Üniversitesi’nin yıkımını izliyor. (Dawoud Abu Alkas/Reuters)

Büyümek, beraberinde birçok sorumluluk getirir. Bu sorumlulukların ilki, çoğu insan için okul hayatına adım attığın o ilk gün başlar. O an, bir birey olarak ilk kez kamusal hayata girersin. Sıra arkadaşlarınla dertleşir, kulüplere katılır, sınav stresini yaşar, grup ödevleriyle tanışırsın. Üniversiteyle birlikte bambaşka kapılar açılır; kendine ait hayallerin, hedeflerin ve emekle inşa ettiğin bir benliğin olur.

Peki ya tüm bu emekler bir bomba ile yerle bir olursa?

Gazze’de bu, yalnızca bir senaryo değil. Her gün yaşanan acı bir gerçek.

19 yaşındaki öğrenci Yasmine Al-Za’aneen, Gazze Şehri’ndeki bir okul barınağında bir çadırda oturup notlarını ve kitaplarını ayırıyor. (Dawoud Abu Alkas/Reuters)

Savaşın Gölgesinde Kayıp Bir Nesil

Gazze’de yankılanan patlama sesleri sadece binaları değil, bir neslin geleceğini de yıkıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, bölgedeki eğitim tesislerinin %97’si hasar görmüş durumda. Savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana 8.500’den fazla öğrenci ve 750 eğitim çalışanı hayatını kaybetti. Bu tablo, sadece fiziksel yıkımı değil; çocukların en temel insan haklarından biri olan eğitim hakkının gasp edilmesini de ortaya koyuyor.

Okul, çocuklar için yalnızca ders çalışılan bir yer değil; güvenlik, sosyal bağ ve psikolojik iyileşme alanıdır. Gazze’de ise çocuklar, evlerini ve okullarını kaybetmenin yanı sıra, defterlerini, kitaplarını ve hayallerini de geride bırakmak zorunda kaldı. El-Ezher Enstitüsü’nden onur öğrencisi Saja Adwan, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:eAraştırmalar, çatışma bölgelerinde yaşayan çocukların travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıklara daha yatkın olduğunu gösteriyor.

19 yaşındaki El-Ezher Enstitüsü öğrencisi Saja Adwan, Gazze Şehri’nde yerinden edilmiş aileler için barınak olarak kullanılan hasarlı bir okul binasında eğitim görüyor. (Dawoud Abu Alkas/Reuters)

Savaşın Ortasında Doğan Umut

Tüm bu yıkıma rağmen Gazze’de eğitim tamamen bitmiş değil. Gönüllü öğretmenler, aileler ve sivil toplum kuruluşları, savaşın hedef aldığı bu nesli kurtarmak için olağanüstü çaba gösteriyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Mavasi bölgesinde, deniz kıyısına yakın bir yerde öğretmen Fidaa Ez-Zinati tarafından kurulan “Haşimi Okulu”, yerinden edilmiş insanların yaşadığı çadırların ortasında yer alıyor. Bu konuda kendi kendilerine inisiyatif alan öğretmenler, yeni nesli geleceğe hazırlama ve eğitim sürecini sürdürme konusunda kararlı gönüllülerden oluşuyor. Zinati, Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı “sanal sınıf” planının internetin zayıf olması, tablet veya telefon bulunmaması gibi nedenlerden dolayı başarısız olduğunu söylüyor. Bu cihazlara sahip olsalar bile, şarj etmenin işsizliğin yüksek olduğu aileler için ciddi bir maliyet oluşturduğunu ekliyor.

Gönüllü öğretmen ayrıca,  “Bu nesli kurtarmanın çözümü, eğitim girişimlerini takip eden ve eğitim içeriklerinin bağış toplama amaçlı ticari projelere dönüşmemesi için kontrol uygulayan merkezi bir liderliğin varlığıdır,” diyerek sürdürülebilir ve güvenilir bir eğitim sisteminin önemine dikkat çekiyor.

Kampta yaşayan sakinlerden Muhammed Ebu Ayed ise “sanal sınıfların” başarısız olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Çocuklarıma nasıl tablet alacağım? İnternet ve elektriğe erişimde zorluk çekiyoruz. Üç çocuğumu, daha önce aldıkları eğitimleri unutmamaları umuduyla kampta kişisel inisiyatifle kurulan bir okula gönderdim. Ancak birkaç hafta sonra eğitim durumlarında herhangi bir değişiklik fark etmesem de, çocukların psikolojik açıdan iyileştiklerini gördüm.”

Çadır sınıflar, yalnızca ders verilen yerler değil; savaşın ortasında çocuklara nefes aldıran, umut aşılayan ve geleceğe tutunmalarını sağlayan yaşam alanlarıdır.

Eğitim Bir Yaşam Hakkıdır

Gazze’deki 19 yaşındaki onur öğrencisi Maha Ali, yaşanan değişimi tek cümleyle özetliyor: “Uzun zamandır yaşamak, eğitim almak, seyahat etmek istediğimizi söylüyorduk. Şimdi ise yemek yemek istediğimizi söylüyoruz.”

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini ise uyarıyor: “Gazze’deki çocukların eğitilememesi, tüm bir neslin kaybolmasına yol açabilir.” 

Her bir çadır sınıf, yalnızca bir ders ortamı değil; direnişin, dayanıklılığın ve umudun sembolü. Bu çocuklar için eğitim, sadece akademik bir gereklilik değil; geleceğe tutunma ve varolma mücadelesinin en kritik parçası.

Çeviri: Tuğçe Türkmen

Kaynaklar:

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale