Dünya ve İslam

 

“Somaliland’ı kim tanıyor?”: İsrail’in Somaliland Kararı

Share

Giriş:

İsrail’in Somali’nin kuzeyinde yer alan Somaliland’ı resmen tanıması, diplomasi gündeminde sarsıcı bir etki yarattı. İlk defa bir BM üyesinin, 34 yıldır ‘hayalet devlet’ statüsünde yaşayan Somaliland’ı tanıması; sadece Doğu Afrika için değil, Kızıldeniz ve Arap Yarımadası arasındaki dengeler için de kritik bir kırılma noktası. İsrail’in bu hamlesi, sadece bir bölgeyi tanımaktan ibaret değil; bölgedeki stratejik meşruiyetini tamamlama amacı taşıyor. ABD Başkanı Trump’ın ‘Somaliland’ı kim tanıyor?’ şeklindeki kendine has çıkışı ise aslında bir sorudan ziyade, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz eksenindeki yeni güç mücadelesinin fitilini ateşleyen bir işaret fişeği niteliğinde.

Somaliland: ‘’Somaliland’ı Kim Tanıyor?’’

Afrika kıtası sömürge zincirlerini kırarken, Afrika Boynuzu’nda tarihin garip bir cilvesi yaşanıyordu. Bugün tek bir “Somali”den bahsetsek de aslında iki farklı sömürge mirası vardı: Güneyde İtalyan Somalisi, kuzeyde ise İngiliz Somaliland’ı. 1960 yılına gelindiğinde, bugün tanınma mücadelesi veren Somaliland, bağımsızlığını sadece beş günlüğüne ilan etmiş ve ardından “büyük bir bölgesel birlik” hayaliyle güneydeki İtalyan Somalisi ile gönüllü olarak birleşmişti. Ancak bu birleşme, kısa sürede bir hayal kırıklığına dönüştü. Mogadişu merkezli yönetimde kabile dinamikleri ve etnik aidiyetler birliğin önüne geçince, kuzeydeki halk kendini dışlanmış hissetti. 1980’li yıllarda şiddetlenen iç savaş ve merkezi hükümetin uyguladığı baskılar, ipleri kopardı. 1991 yılında, Somali iç savaşın karanlığına gömülürken; Somaliland kendi sınırlarına çekilerek eski Britanya Somalisi topraklarında bağımsızlığını ilan etti. O günden bu yana Somaliland; kendi parasını basan, pasaportu bulunan ve kendi seçimlerini yapan ama dünyanın “resmen” görmediği bir ‘’devlet’’ olarak bekleyişini sürdürüyor. Somaliland’ı Somali’den ayıran önemli farklıların başında istikrarlı ve güvenli yapısı geliyor. Keza Somali’yi tehdit eden bölgesel silahlı grupların Somaliland için bir güvenlik meselesi olmaması, demokratik sistemin işlemesi ve ekonomik olarak nispeten istikrara sahip olması Somaliland’ın başkenti Hargeisa’yı Mogadişu’dan farklı kılmakta.

Somali diplomasisinde ise bu ayrılığı görmezden gelerek birliktelikten taviz vermemeye yönelik bir politika izlenmekte. Nitekim bu doktrin Somali’nin kurulurken temelinde yer alan kilit taşlarıyla da örtüşmekte. Mogadişu’nun genel olarak parçalanmış ve tahrip edilmiş bir Somali’ye yeni bir toprak dosyası açması beklenmiyor.

İsrail’in Stratejik Hamlesi: Neden Şimdi?

Mogadişu’nun yıllardır tavizsiz bir şekilde savunduğu “katı birliktelik” doktrini, 26 Aralık 2025’te İsrail’in attığı imza ile uluslararası hukuk tarihinde ilk kez bu denli somut bir çatlak verdi. Somali’nin uzun yıllar boyunca kendi “iç meselesi” olarak gördüğü ve dünyadan izole tuttuğu Somaliland dosyası, bu hamleyle birlikte bir gecede küresel aktörlerin doğrudan iç meselesine dahil olabilecekleri bir alana dönüştü.

İsrail’in bu adımı, sadece bir taraf tutma refleksi değil; İbrahim Anlaşmaları ile başlayan bölgesel meşruiyet arayışının ve Kızıldeniz’deki varlık mücadelesinin bir sonucudur. İsrail için “kırmızı çizgi” olan Kızıldeniz trafiğini, özellikle de Eilat Limanı’nın trafiğini ablukaya alan Husilere karşı, Somaliland sahil şeridi oldukça önemli bir stratejik alan sunuyor. Öte yandan, İsrail’in bölgedeki tarihi müttefiki olan ve denize açılmak için Somaliland ile geçtiğimiz aylarda tartışmalı bir protokol imzalayan Etiyopya ile kurulacak o “karasal köprü”, Tel Aviv’in elini her zamankinden daha güçlü kılıyor.

Bu perde arkası dinamiklerin en dikkat çekici tarafı ise İsrail’in “diaspora siyaseti”nde gizli. İsrail’in geçmişte Suriye Dürzilerine veya Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarındaki azınlık gruplara verdiği desteğin temelindeki mantık, bugün Somaliland krizinde yeniden sahneye çıkıyor. Bulundukları devlet yapısı içinde dışlanmış veya azınlık durumuna düşmüş aktörlere bir “zeytin dalı” uzatmak, İsrail dış politikasının en etkili silahlarından biri haline gelmiş durumda. Somaliland, bu “çevreleme” politikasının en taze ve başarılı örneği olarak kayıtlara geçiyor. Bu tanıma süreciyle birlikte, düne kadar sadece de facto bir varlık sürdüren Somaliland, artık uluslararası kapsamda tanınmış bir devlet oluyor.

Dünya Ne Dedi: Türkiye’nin Doğu Afrika Sınavı

İsrail’in bu hamlesinden sonra uluslararası arenadan yükselen sesler, bölgedeki kutuplaşmanın derinliğini gözler önüne serdi. Pek çok ülke ve uluslararası kuruluş, kararın uluslararası hukuka ve Somali’nin toprak bütünlüğüne aykırı olduğunu savunurken; ABD cephesinden gelen destek açıklaması dengeleri tamamen değiştirdi. Trump yönetiminin bu kararı desteklemesi, Washington’ın da Somaliland’ı tanıma noktasında İsrail’i takip eden ikinci büyük güç olabileceği sinyalini verdi. Durum Türkiye açısından ise oldukça kritik bir eşiği temsil ediyor. İsrail’in bu hamlesine kadar, Doğu Afrika ve Somali sahasında “en etkin oyun kurucu” ve “vazgeçilmez müttefik” sıfatı neredeyse tamamen Türkiye’ye aitti. Türkiye’nin Afrika’daki en büyük askeri üssüne (TURKSOM) ev sahipliği yapan ve Ankara’nın “Afrika Açılımı”nın en önemli başlığı olan Somali’nin böyle bir konflikt içine alınması, Türkiye için bir dış politika krizinden fazlası; stratejik bir dönüm noktasıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölgedeki liman yatırımlarıyla başlayan hareketlilik, İsrail’in resmi tanıma kararıyla birleşince; Türkiye’nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz eksenindeki hareket alanı ciddi bir sınırlama riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ankara için artık mesele sadece Mogadişu ile ilişkileri korumak değil, bölgede yükselen bu yeni “çok uluslu eksene” karşı “Mavi Vatan”ın Afrika hattını savunma meselesidir.

“Donald Trump’ın ‘Somaliland’ı kim tanıyor?’ sorusuyla başlayan bu yeni dönemde, görünen o ki artık herkes tanıyor; ancak herkesin ‘tanıma’ motivasyonu farklı. Afrika Boynuzu’nda kurulan bu yeni masa, Ankara’nın kıtadaki yoğun emeğini bir stratejik sınavla baş başa bırakıyor.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale