Yazar: Tom Rogan
Çeviri: M. Hulusi Cengiz
İsrail, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Binyamin Netanyahu’ya “sarsılmaz” destek sözü vermesinin üzerinden sadece bir gün geçmişken, Gazze’ye yeni bir kara harekâtı başlattı.
Rubio’nun ziyareti Trump yönetiminin İsrail Başbakanı üzerindeki etkisinin azaldığına dair artan endişelere işaret ediyor.
Bu azalan etkinin en açık örneği, İsrail’in geçen hafta Katar’daki bir Hamas karargahına düzenlediği saldırıydı. Saldırıda birçok Hamas yetkilisi öldü, fakat üst düzey bir lider vurulamadı. Bu durum Katarlıları öfkelendirdi. Uzun süredir Hamas heyetlerine ev sahipliği yapan Katar, bir yandan ABD’nin yakın müttefiki ve Amerikan askerî güçlerini barındıran bir ülke; öte yandan Taliban dâhil radikal İslamcı gruplarla da temaslarını sürdürüyor.
Trump’ın kamuoyuna yansıyan söylemlerinin aksine, Netanyahu’nun bu saldırıdan önce kendisini bilgilendirdiğine dair haberler çıktı. Yine de Washington, İsrail’in bu eyleminin Sünni Arap müttefikleri nezdindeki güvenilirliğini zedelediğinden endişe duyuyor. Arap monarşileri, geniş kapsamlı ekonomik yatırımları ve ABD güvenlik çıkarlarına verdikleri destek karşılığında, Amerika’nın egemenliklerini güvence altına alacağına uzun zamandır güveniyor. Bu endişeleri yatıştırmak için Trump, saldırının ardından Katar Başbakanı için bir akşam yemeği düzenledi ve İsrail’in benzer saldırılarının tekrar etmeyeceğine söz verdi. Rubio ise İsrail’e giderken gazetecilere, Washington’ın İsrail’in eylemlerinden “memnun olmadığını” söyledi.
Trump yönetimi, Gazze’deki çatışmayı sona erdirme müzakerelerindeki çıkmazdan pek memnun değil. Rubio, Netanyahu’nun Hamas’la mücadele stratejisini desteklerken, Trump çatışmanın bir an önce çözülmesini istiyor. Suudi Arabistan, İbrahim Anlaşmaları’na katılımın öncelikle Gazze’de barış gerektirdiğinin farkında ve bu yüzden “barış elçisi” ününe özel bir önem veriyor.
Rubio, Kudüs’ün Batı Duvarı’nı ziyareti sırasında Netanyahu’ya barış anlaşmasına odaklanması yönündeki talimatlarını yansıtarak, “Bu kutsal topraklarda ve dünyada barış hüküm sürsün” şeklinde bir not bıraktı. Bu yüzden Dışişleri Bakanı’nın, Netanyahu’dan İsrail’in Gazze’ye yönelik yeniden başlattığı kara harekâtının hızla ve sivil kayıpları en aza indirerek yürütülmesini talep etmiş olması muhtemeldir.
Ancak Trump yönetimi, artan iç eleştiriler nedeniyle Netanyahu’nun Washington’daki müttefiklerinden ziyade aşırı sağcı koalisyon ortaklarını yatıştırmakla daha fazla ilgilendiğinden endişe ediyor. Bu durum, İsrail Başbakanı’nın Batı Şeria’da yeni yerleşim birimleri inşa etmesine onay vermesi ve Gazze’deki yoğun kentsel alanda Hamas’a karşı piyade operasyonları yerine hava gücünü kullanmaya devam etmesinden de anlaşılabiliyor.
Rubio, bu konuda Trump’tan daha anlayışlı bir yaklaşım sergiliyor, ancak yönetim, yalnızca Orta Doğu’da değil, çoğu ABD müttefikinin İsrail’in faaliyetlerine dair artan endişelerinin farkında. Netanyahu, Çin politikasında olduğu gibi Washington’dan aşırı baskı görmeden bunu başarabileceğine inanırsa, ABD çıkarlarını baltalayacağını gösterebilir. Buna karşılık, kamuoyu desteğine rağmen Rubio’nun, Netanyahu’ya özel olarak sert sözler söylediği konusunda şüphe yok.
Kaynak: https://unherd.com/newsroom/rubio-visit-cant-conceal-growing-us-israel-divisions/

Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır.
Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.

