Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz trafiği iki haftadan uzun süredir kesintiye uğramış durumda. Bazı gemilere saldırılar düzenlendi, diğerleri ise geçiş riskini almak istemediği için boğazın iki ucunda bekliyor.
Bu durum yalnızca bölgesel değil, küresel sonuçlar doğurdu. Boğaz, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin küresel pazarlara açılan ana kapısıdır. Dünya petrolünün yaklaşık %20’si ve küresel sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) neredeyse beşte biri buradan geçmektedir. Bu nedenle Hürmüz Boğazı, dünyanın en stratejik deniz geçitlerinden biridir.
Enerji Ticaretindeki Kesinti
İran’ın boğazı kapatma girişimlerinin ardından, Katar Enerji, Shell, Kuveyt Petrol Şirketi ve Bahreyn Petrol Şirketi gibi pek çok enerji firması mücbir sebep ilan etti. Bu durum, Körfez bölgesinde petrol ve doğal gaz üretimi tarihinde benzeri görülmemiş bir gelişmedir.
Dünyanın altıncı büyük petrol üreticisi olan Irak, ihracatının büyük kısmı bu boğazdan geçtiği için Basra’daki üretimini %70 oranında azaltarak günlük 3,3 milyon varilden 900 bin varile düşürmek zorunda kaldı. Türkiye’ye uzanan boru hattı üzerinden günlük 170 bin varil ihracat ise bu kaybı telafi etmekten uzak.
Mart başında, dünyanın ikinci büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, günlük 550 bin varil işleme kapasitesine sahip en büyük tesisi olan Ras Tanura rafinerisini kapattı. Riyad, petrolün bir kısmını Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Doğu-Batı boru hattını kullanarak boğazı aşmayı başarsa da Asya’ya yapılan arzı azaltmak zorunda kaldı.
Birleşik Arap Emirlikleri de en büyük rafinerisini kapatarak petrolü boru hatları üzerinden ihraç etmeye yöneldi.
Bu gelişmeler sonucunda petrol fiyatları varil başına yaklaşık 120 dolara yükseldi.
LNG sektörü de ciddi zarar gördü. Dünyanın ikinci büyük LNG ihracatçısı Katar üretimi durdurmak zorunda kalırken, BAE’nin gaz üretimi de aksadı. Bu durum özellikle Asya ülkelerini ağır şekilde etkiledi.
Katar ve BAE, Çin’in LNG ithalatının %30’unu, Hindistan’ın %53’ünü, Bangladeş’in %72’sini ve Güney Kore’nin %14’ünü karşılamaktadır.
Bu kesintiler küresel piyasalarda fiyat şoklarına yol açtı. İngiltere’de toptan gaz fiyatları iki katından fazla arttı, Hollanda’da %24 yükseldi ve Asya LNG fiyatları Mart başında yaklaşık %39 sıçradı.
Enerji fiyatlarındaki bu artış, dünya genelinde hanehalkı ve sanayi üzerinde olumsuz etki yaratarak enflasyonu artıracaktır.
Uluslararası Hukukun Olası İhlali
Uluslararası boğazlardan geçiş rejimi, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ile düzenlenmiştir. 38. maddeye göre gemi ve uçaklar transit geçiş hakkına sahiptir. 44. madde ise kıyı devletlerinin bu geçişi engelleyemeyeceğini belirtir.
İran gibi bazı ülkeler UNCLOS’a taraf olmasa da, bu kuralların önemli bir kısmı teamül hukuku niteliği taşır ve tüm devletler için bağlayıcıdır.
1949 tarihli Corfu Channel davasında Uluslararası Adalet Divanı, devletlerin uluslararası boğazlardan zararsız geçiş hakkına sahip olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Silahlı çatışma durumlarında dahi deniz hukuku, tarafsız gemilerin bu tür boğazlardan geçişini korur. 1994 tarihli San Remo Kılavuzu da bu ilkeyi teyit etmektedir.
Bu çerçevede, İran’ın ticari gemileri hedef alması veya geçişi engellemesi uluslararası yükümlülüklerini ihlal edebilir ve hukuka aykırı bir fiil teşkil edebilir. Bu durumda etkilenen devletler, ihlalin durdurulmasını, tekrarının önlenmesini ve ekonomik zararların tazminini talep edebilir.
Acil Müdahale Gerekliliği
Uluslararası toplum, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünü korumak için sorumluluk üstlenmelidir. Çünkü bu kriz, enerji güvenliğini ve küresel piyasa istikrarını doğrudan etkilemektedir.
Özellikle en çok etkilenen Asya ülkeleri daha güçlü bir tutum sergilemelidir. İran ile yakın ilişkileri olan Çin gibi ülkeler, uluslararası hukuka uyulması için baskı yapmalıdır.
KİK ülkeleri ise riskleri azaltmak için alternatif ihracat yollarını hızlandırmalıdır. Basra Körfezi’ni bypass edecek ve üreticileri doğrudan Umman Denizi veya Kızıldeniz’e bağlayacak boru hatları bu anlamda kritik öneme sahiptir.
Ayrıca, 2023 Aralık ayında Doha’da kabul edilen bölgesel güvenlik vizyonu kapsamında enerji altyapısını koruyacak özel bir güvenlik gücü kurulmalıdır.
Hürmüz Boğazı sadece bölgesel bir gerilim noktası değil, küresel enerji ticaretinin ana arterlerinden biridir. Boğazın kapatılması ya da askerileştirilmesi, dünya genelinde enerji arzında şoklara ve ekonomik dalgalanmalara yol açar.
Uluslararası hukuk, bu tür boğazların açık kalmasını zorunlu kılar. Bu ilkenin korunması, hem küresel enerji güvenliği hem de uluslararası ticaret düzeninin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır.

Dünya ve İslam, mesleki kurumsal makalelere, bağımsız düşünce ve dış politika değerlendirme yazılarına açıktır. Platformumuzda yer alacak yazılar çoğunlukla değişik kaynaklardan, kimlik ve yaklaşımlardan olacaktır.
Dünya ve İslam olarak yayımladığımız yazıların içeriğine; aktarılan bilgilerin gerçeklik değerine, yaklaşım tarzına, yapılan analizlere ve çıkan sonuçlara tümüyle katılmamız söz konusu değildir.

