Dünya ve İslam

 

Türk Dünyasında Dijital Egemenlik Krizi: Çin Yapay Zekalarında Doğu Türkistan’ın Görünmezliği

Share

Yapay zeka teknolojileri, küresel bilgi düzeninin yeniden inşa edildiği bir dönemin merkezinde yer almakta ve giderek artan şekilde, kamuoyunun yönlendirilmesinde belirleyici bir aktör haline gelmektedir. Özellikle büyük dil modelleri (LLM’ler), bilgiye erişim süreçlerinde aracı olmaktan çıkıp bizzat yanlı içerik üreticisi konumuna gelmiştir. Ancak bu teknolojilerin üretim merkezleri, yazılım mimarisi ve içerik politikaları, salt teknik değil aynı zamanda siyasi tercihlere de dayanmaktadır. Bu bağlamda, Çin merkezli yapay zeka ürünlerinin geliştirilme süreçlerinde devletin sansür politikalarının doğrudan etkisi gözlemlenmektedir. DeepSeek gibi modeller, Doğu Türkistan başta olmak üzere rejim açısından “sakıncalı” addedilen konulara karşı sistematik bir bilgi engelleme stratejisi uygulamaktadır.

Bu çalışmada, Çin merkezli yapay zeka sistemlerinde uygulanan dijital sansürün sınırları sorgulanmakta aynı zamanda, Türk devletlerinin dijital özerkliklerini sağlamak ve kültürel açıdan hassas anlatıları korumak için bağımsız yapay zeka altyapıları geliştirmelerinin önemi ele alınmaktadır.

YAPAY ZEKA MODELLERİ VE DİJİTAL POLİTİK YANSIMALAR

Günümüz dünyasında yapay zeka sistemleri, artık yalnızca bilgiye ulaşma araçları değil; aynı zamanda siyasi anlatının yeniden üretildiği mecralardır. LLM’lerin hangi verilerle eğitildiği, hangi içerikleri dışladığı ve hangi anlatıları merkeze aldığı; teknolojik tercihler kadar ideolojik çerçeveleri de yansıtır. Çin’in yapay zeka ürünleri üzerindeki kontrolü, bilgi üretiminde olması gereken ‘açık kaynak’ ve ‘etik ilkelere’ dayalı yaklaşımlardan uzak; bunun yerine katı, merkezci ve sansür odaklı bir çizgide ilerlemektedir.

Çinli yapay zeka şirketlerinin, devlet kontrolü altında faaliyet göstermesi; modellerin eğitildiği veri setlerinin politik olarak filtrelenmesi sonucunu doğurmakta ve bu durum, özellikle insan hakları ihlalleri, azınlık politikaları ve Doğu Türkistan gibi meselelerde ciddi bir sessizlik alanı oluşturmaktadır.

DEEPSEEK ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN DOĞU TÜRKİSTAN’A UYGULANAN DİJİTAL SANSÜR

DeepSeek, Çin menşeli yapay zeka modellerinden biri olarak, hızlı yanıt kapasitesi ve çok dilli destek sunmasıyla öne çıkmaktadır. Ancak bu modelin Doğu Türkistan, Uygur kimliği, toplama kampları, kültürel asimilasyon gibi konularda meseleyi Çin devletinin resmi tezleriyle çelişmeyecek şekilde çarpıttığı görülmektedir.

Bu tip bilgi sansürlemeleri, bilgiye erişim hakkını ihlal ettiği gibi, uluslararası akademik bilgi üretimini de sakatlamaktadır. Çin’in Asya’daki dominasyonu ve Uygur Türklerine yönelik sansür politikaları dikkate alındığında, bu durum Türk dünyası için ortak tarih, kimlik ve kültürel anlatıların dijital platformlarda marjinalleştirilmesi ya da tarihsel gerçekliğin çarpıtılması gibi ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

TÜRK DÜNYASI AÇISINDAN DİJİTAL EGEMENLİK VE STRATEJİK YANSIMALAR

Dijital egemenlik, bir devletin veya bölgesel yapının dijital altyapılar üzerinde karar alabilme, veri güvenliğini sağlama ve kendi kültürel anlatılarını koruma kapasitesidir. Ancak Türk devletleri, yapay zeka ve dijital altyapı yatırımları bakımından büyük ölçüde dışa bağımlıdır. 

Yapay zeka ürünlerinin yalnızca teknik işlevler icra eden nötr araçlar olmadığı, aksine modern dönemde devletlerin yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiği açıktır. Bu teknolojiler ideolojik içerikleri yönlendirme kapasitesine sahiptir. Bir yapay zeka modeli; hangi dilin, kültürün ya da siyasi konunun nasıl temsil edildiği konusunda karar vererek, bir anlamda dijital hegemonya kurar. Dolayısıyla yapay zeka, yalnızca veri işleyen bir yazılım değil; aynı zamanda bir politik aktör olarak da değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda, Türk devletlerinin dijital özerkliklerini sağlama yönünde atacakları adımlar, sadece teknolojik ilerleme değil; aynı zamanda stratejik bir hamle olarak görülmelidir. Dijital anlatılar üzerinde kontrol sahibi olmak, özellikle Doğu Türkistan gibi tarihsel, dini ve etnik açıdan hassas konularda kendi perspektifini koruyabilmek açısından elzemdir.

Bu noktada, Türk devletlerinin bölgesel işbirliğini güçlendirmesi, sadece diplomatik düzeyde değil, aynı zamanda teknolojik altyapılar düzeyinde ortaklıklar kurması büyük önem taşımaktadır. Ortak dil modelleri geliştirme ve açık kaynaklı eğitim veri setleri oluşturma; bu işbirliğinin somut adımları arasında yer almalıdır. 

Bu altyapılar, yalnızca birer yazılım projesi değil; aynı zamanda kimlik inşasının, kültürel devamlılığın ve dijital çağda görünür olmanın temel dayanaklarıdır. Kendi dijital anlatısını üretemeyen bir toplumun, küresel dijital ekosistemde özne değil; ancak nesne konumunda kalacağı gerçeği, artık göz ardı edilemez niteliktedir.

Çin merkezli modellerin kullanılması, yalnızca teknik değil aynı zamanda ideolojik bir bağımlılık da yaratmakta; bu durum, Türk devletlerinin dijital özerklikleri açısından kırılganlık doğurmaktadır.

Bu bağlamda dijital egemenlik, artık sadece “siber güvenlik” ya da “veri altyapısı” meselesi değil; doğrudan kültürel hafıza, tarihsel anlatı ve uluslararası görünürlük sorunu haline gelmiştir. Doğu Türkistan gibi stratejik meselelerin dijital platformlarda görünmez kılınması, yalnızca Çin’in bir politikası değil, aynı zamanda Türk dünyasının dijital altyapı yoksunluğunun bir sonucudur.

ÖNERİLER: DİJİTAL DAYANIŞMA VE YAPAY ZEKA ALTYAPILARI

Türk devletlerinin dijital alanda daha bağımsız ve dirençli sistemler kurabilmeleri için öncelikle bölgesel bir teknoloji vizyonu benimsemeleri gerekmektedir. Aşağıdaki adımlar bu kapsamda önem arz etmektedir:

  • Bağımsız Yapay Zeka Modelleri: Ortak kültürel ve dilsel mirası yansıtan veri setleriyle beslenmiş, açık, güvenilir ve çok dilli yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
  • Dijital Anlatıların Korunması: Dijital görünmezliğe karşı; arşivleme, içerik üretimi ve çok dilli yayıncılık faaliyetlerinin artırılması, ortak kimliği pekiştirmek ve diplomatik düzeyde direnç oluşturmak açısından büyük önem taşır.
  • Bölgesel İşbirliği: Türk Devletleri Teşkilatı öncülüğünde dijital egemenlik stratejilerinin oluşturulması, etik veri politikalarının geliştirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; yapay zeka, 21. yüzyılın en etkili bilgi üretim araçlarından biri olarak yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda ideolojik ve politik bir mücadele alanı haline gelmiştir. Çin merkezli modellerin Doğu Türkistan’a yönelik uyguladığı dijital sansür, sadece bilgiye erişim hakkını değil; kültürel varoluşu da tehdit etmektedir.

Türk dünyası açısından bu sansürle mücadele, sadece insan hakları meselesi değil; stratejik bağımsızlık ve uzun vadeli bilgi güvenliği açısından da kritik önemdedir. Bu bağlamda, dijital dünyada görünür olmak, kendi altyapını inşa etmekle ve bilgi egemenliğini sağlamakla mümkündür.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale