Dünya ve İslam

 

Güney Afrika’nın BRICS Stratejisi: Ubuntu İlkeleri Çerçevesinde Küresel Adalet Vizyonu

Share

2006’da temelleri atılan ve 2009’da Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC) öncülüğünde kurulan birlik, gelişmekte olan ekonomilerin Batı merkezli düzene karşı daha dengeli bir güç oluşturma hedefiyle doğmuştur. 2010 yılı sonunda Cumhurbaşkanı Jacob Zuma döneminde birliğe davet edilen Güney Afrika, 2011 itibarıyla BRICS’in (S harfi ile) Afrika kıtasındaki ilk resmî üyesi olmuştur. Bu katılım, ülkenin hem Afrika kıtasındaki en büyük ekonomilerden biri olma hem de bölgesel siyasetteki etkin rolü nedeniyle birliğin küresel meşruiyetini güçlendiren stratejik bir hamle olarak değerlendirilmiştir.

Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, dış politikanın geleneksel çizgisinde bir kayma olarak görülse de bu durum ülkenin apartheid sonrası dönemde Nelson Mandela’nın mirasıyla şekillenen Ubuntu diplomasisi ile olan ilişkisi bağlamında kritik bir öneme sahiptir. Ubuntu, uzlaşma, arabuluculuk ve diyalog temelli bir dış politikayı esas alırken; BRICS üyeliği, Pretoria’nın Batı merkezli çok taraflılıktan, Güney-Güney iş birliği eksenine geçişini ifade etmektedir. Bu süreç, Güney Afrika dış politikasının idealist değerlerinin, jeopolitik realiteler ve küresel güç dengeleri karşısında nasıl bir sınava tabi tutulacağını göstermektedir.

Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, dış politikasının temeli olan Ubuntu ilkelerinden bir kopuş değil; aksine bu ilkelerin küresel düzeyde “adil küresel çözümler” ve “Afrika’nın temsili” hedefleri doğrultusunda bir yansımasıdır.

Ubuntu Diplomasisinin Teorik Çerçevesi

Ubuntu felsefesi, Nguni dillerinde yer alan “umuntu ngumuntu ngabantu” (kişi, ancak diğer kişiler aracılığıyla kişidir) ifadesiyle özetlenir. Bu; birlik, karşılıklı fayda, dayanışma, beraberlik ve ortak refah gibi değerleri merkeze koyan bir etik sistemidir. Apartheid sonrası Güney Afrika dış politikasında bu felsefe, normatif bir güç olarak benimsenmiş ve uluslararası alanda uzlaştırıcı, kapsayıcı ve arabulucu bir rol üstlenmenin temelini oluşturmuştur.

Güney Afrika’nın dış politikasında Ubuntu’nun somutlaşmış hali, genellikle üç ana alana odaklanır:

  1. Arabuluculuk ve Çatışma Çözümü: Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve Sudan gibi Afrika ülkelerindeki krizlerde üstlenilen kolaylaştırıcı roller.
  2. Kapsayıcılık ve Çok Taraflılık: Uluslararası kurumların demokratikleştirilmesi ve küresel karar alma mekanizmalarına gelişmekte olan ülkelerin dahil edilmesi talebi.
  3. Adalet ve Eşitlik: Ticaret, kalkınma ve insan hakları konularında uluslararası eşitliği sağlama çabaları.

Bu maddelerle birlikte BRICS’e katılım, bu değerlerin coğrafi sınırları aşarak küresel Güney’in en önemli jeopolitik konuma taşınması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, Ubuntu; birliği sadece ekonomik bir blok olmaktan çıkarıp, çok kutuplu dünyada alternatif, değer temelli bir yönetişim sunma iddiasının temelini oluşturur.

BRICS İçinde Rol ve Ubuntu’nun Kanıtları

Güney Afrika, BRICS içinde ekonomik büyüklük açısından en küçük üye olmasına rağmen, Afrika kıtasının sesi olma ve küresel anlamda dengeleyici bir rol üstlenme misyonuyla benzersiz bir normatif ağırlık kazanmıştır. Bu ağırlık, Ubuntu diplomasisinin BRICS içerisindeki somut yansımalarıdır:

1. Afrika Kalkınmasında Önemli Rolü: Yeni Kalkınma Bankası (NDB)

Güney Afrika’nın BRICS’e katılımının en büyük diplomatik başarısı, BRICS ülkelerinin kurduğu Yeni Kalkınma Bankası’nın (NDB) önceliklerinin Afrika kıtasına yönlendirilmesidir. Pretoria, NDB’nin Afrika’nın altyapı ve sürdürülebilir kalkınma projelerine finansman sağlamasını sağlamıştır. Bu, Ubuntu’nun dayanışma ve ortak refah ilkesinin bölgesel bir yansımasıdır. Somut bir örnekle NDB, 2024 itibarıyla Afrika’daki enerji, ulaşım ve su projelerine milyarlarca dolarlık finansman taahhüt etmiştir. Örneğin, Güney Afrika’daki enerji iletim hattı projeleri veya diğer Afrika ülkelerindeki altyapı yatırımları, Pretoria’nın BRICS’e kattığı bölgesel kalkınma vizyonunu göstermektedir.

Aynı zamanda Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı BRICS zirvelerinde (Örn: 2023 Johannesburg) geleneksel olarak BRICS-Afrika Dışa Açılım (Outreach) Toplantıları düzenlenmiştir. Bu kaplayıcılık mekanizması, BRICS kararlarını Afrika Birliği (AfB) gündemiyle senkronize etme çabasıdır ve Ubuntu’nun kapsayıcılık ilkesini yansıtır.

2. Çok Kutuplulukta Dengeleyici Güç ve Arabuluculuk

Güney Afrika’nın dış politikası, uluslararası krizlere yaklaşımında da Ubuntu’nun orta yol bulma ve diyalog prensibini uygulamıştır.

Uluslararası Finansal Kurumlarda Reform: Güney Afrika, her BRICS zirvesinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi Batı merkezli kurumlarda reform yapılması talebini kararlılıkla dile getirerek, küresel karar alma mekanizmalarında gelişmekte olan ülkelerin adaletli temsilini savunmuştur. Örneğin Rusya-Ukrayna Çatışması konusunda tarafsız kalma politikası, Batı tarafından eleştirilse de, Pretoria bu durumu bir arabuluculuk potansiyeli olarak görmüştür. Cyril Ramaphosa öncülüğünde yürütülen Afrika Barış Misyonu, BRICS’in tek Afrika üyesi olarak taraflar arasında diyalog kurma ve insani çözümler önerme çabası, Ubuntu’nun küresel ölçekte arabulucu rolünün bir izdüşümüdür.

Eleştirel Değerlendirme

Güney Afrika’nın Ubuntu temelli BRICS diplomasisi önemli başarılar sunsa da pratik jeopolitik ve ekonomik sınırlamalarla karşı karşıyadır. Bu durum, idealizm ile realpolitik arasındaki gerilimi ortaya koyar. Öyle ki Güney Afrika, BRICS’in ekonomik olarak en küçük oyuncusudur ve GSYİH’si diğer üyelerle (özellikle Çin) karşılaştırıldığında düşüktür. Bu ekonomik asimetri, Pretoria’nın BRICS içindeki stratejik etkisini ve müzakere gücünü teorik olarak sınırlamaktadır. Bir diğer yandan birlik içinde Güney Afrika politikaları adına bazı çelişkiler mevcuttur. Örneğin BRICS içinde insan hakları, şeffaflık veya uluslararası hukuka saygı gibi konularda bazı üyelerle yaşanan anlaşmazlıklar, Ubuntu’nun idealist prensipleri ile çelişebilmektedir. Eleştirmenler, Batı ile ilişkileri dengeleme çabası uğruna, bazen insan hakları konularında net bir duruş sergilenemediğini iddia etmektedir. Bu eleştiriler, Güney Afrika’nın BRICS içindeki rolünün salt idealist değil, aynı zamanda ulusal çıkar ve jeopolitik dengeleme çabası olduğunun da altını çizmektedir.

Sonuç

Güney Afrika’nın BRICS üyeliği, ilk bakışta sadece ekonomik ve stratejik bir yönelim değişikliği gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde Ubuntu diplomasisinin küresel düzeyde yeniden şekillenişi ve pratik bir sınaması olarak okunmalıdır. Pretoria, BRICS platformu aracılığıyla; değer temelli uzlaşı, dayanışma ve çok taraflılık ilkelerini yalnızca Afrika kıtasında değil, küresel yönetişimde de yaşatma çabası içindedir.

Güney Afrika, ekonomik olarak BRICS içinde küçük bir oyuncu olsa da, normatif ve ahlaki güç olarak önemli bir misyon üstlenmiştir. Afrika’nın kalkınma gündemini küresel finansal reform talepleriyle birleştirmesi, BRICS’i salt bir ticaret birliğinden çıkarıp, küresel Güney’in adalet arayışının bir platformu haline getirmiştir.

BRICS’in son genişleme dalgası (BRICS-10) ve küresel düzlemdeki artan siyasi gerilimler göz önüne alındığında, Güney Afrika’nın Ubuntu ruhunu kullanarak birliği dengeleme ve Afrika’nın sesini etkinleştirme rolü, hem sınanmaya hem de pekiştirilmeye devam edecektir. Bu denge, Güney Afrika’nın dış politikasının geleceğini belirleyecek kritik bir faktör olacaktır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale