Dünya ve İslam

 

Kıbrıslı Türklerin AB Pasaportu Hakkı: Fırsat mı Tehdit mi?

Share

Son yıllarda giderek artan sayıda Kıbrıslı Türk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) vatandaşlığı için başvuruda bulunuyor. Bu eğilimin, özellikle genç kesim arasında hızla yayıldığı da ayrıca gözlemlenmekte. Kıbrıs Türk’ünün GKRY vatandaşı olma arzusunun temel sebebi GKRY vatandaşlığı ile birlikte gelen AB vatandaşlığı olduğu söylenebilir. AB üyesi olan GKRY’den alınan pasaport, AB vatandaşlığı anlamına geldiği için, vizesiz seyahat, eğitim, çalışma ve serbest dolaşım gibi geniş haklar da beraberinde geliyor.

Kıbrıslı Türklerin GKRY vatandaşlığına yönelmesi, Güney’in kuzeydeki toplum üzerindeki nüfuz alanını genişletmesi anlamına geliyor. Böylece GKRY ve Avrupa Birliği, KKTC’nin iç işleri, sosyal ve siyasal dinamikleri üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir konuma gelmesi söz konusu. AB’nin “vatandaşlık” üzerinden uyguladığı bu yumuşak güç, zamanla KKTC’nin kimlik ve meşruiyet tartışmalarını da derinleştirecektir.

Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) vatandaşlığına başvurma süreci, tarihsel ve hukuki kökenleriyle birlikte incelendiğinde, sadece bireysel fırsatlarla değil, toplumsal ve siyasal sonuçlarla da dikkat çekiyor. AB pasaportu, Kıbrıslı Türkler için sunduğu avantajlarla öne çıkarken, KKTC açısından bazı riskler ve uzun vadeli etkiler de gündeme geliyor.

KKTC’nin Doğuşundan GKRY’nin AB Üyeliğine Uzanan Süreç

1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilanı, Ada’daki iki toplumun fiili olarak ayrılığını kurumsallaştırdı. Ancak bu ilan, yalnızca Türkiye tarafından tanındı. Birleşmiş Milletler (BM) KKTC’yi “yasadışı bir ayrılıkçı oluşum” olarak nitelendirdi.

1990’lı yıllar boyunca, Ada’nın geleceğine dair müzakereler dönem dönem yeniden başladı ancak kalıcı bir çözüme ulaşılamadı. Asıl kırılma noktası ise GKRY’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreciyle yaşandı.

2004 yılında Güney Kıbrıs, tüm Ada adına Avrupa Birliği’ne tam üye yapıldı. Oysa bu süreç, Türk tarafı açısından ağır bir adaletsizlik olarak değerlendirildi. Çünkü aynı yıl BM öncülüğünde hazırlanan Annan Planı, iki toplumun birleşmesini ve federasyon temelinde tek bir Kıbrıs devleti kurulmasını öngörüyordu. Plan referanduma sunulduğunda, Kıbrıslı Türklerin %65’i “Evet” oyu verirken, Kıbrıslı Rumların %76’sı “Hayır”dedi.

Yani sözde birleşmeye, sözde barışa ve ortak Avrupa geleceğine Türk tarafı onay verirken, Rum tarafı reddetti. Buna rağmen, AB üyeliği ödülü (!) Rum tarafına verildi; Türk tarafı ise siyasi ve ekonomik izolasyon altında bırakıldı.

Ancak bu durum başka bir kapı da açtı: AB hukuku, “Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının” tümünü AB vatandaşı saydığı için, Kıbrıslı Türkler de teorik olarak Avrupa vatandaşı statüsüne sahip oldu. Bu nedenle, son yıllarda birçok Kıbrıslı Türk, GKRY vatandaşlığı başvurusu yaparak AB pasaportu almaya başladı. Böylece AB’nin kuzeydeki etkisi siyasi sınırları aşarak, bireysel düzeyde kimlik, aidiyet ve vatandaşlık alanına taşındı.

GKRY Vatandaşlığının Hukuki ve Siyasi Boyutu

GKRY yasaları uyarınca, 1960 öncesi Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının soyundan gelen herkes nerede yaşıyor olursa olsun vatandaşlık hakkı talep edebilmektedir. GKRY’nin hukuki mantığına göre, Ada’nın tamamı “tek egemen devletin” parçasıdır; dolayısıyla kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Türkler de “o devletin vatandaşlarıdır.”

Bu yaklaşım, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tek meşru otorite olarak kabul eden ve KKTC’yi tanımayan bir siyasi iddianın ürünüdür. Bu nedenle GKRY vatandaşı olan Kıbrıslı Türkler, farkında olarak ya da olmayarak, GKRY’nin bu iddiasını zımnen kabul etmiş olmaktadırlar.

2003’ten bu yana, çeşitli kaynaklara göre yaklaşık 5 bine yakın Kıbrıslı Türk GKRY vatandaşlığı almıştır. Bu kişilerin büyük kısmı, kuzeyde doğup büyümüş, yaşamını orada sürdüren insanlardan oluşuyor. Ancak AB pasaportunun sunduğu serbest dolaşım, eğitim ve çalışma hakları, özellikle genç kuşaklar için güçlü bir cazibe yaratıyor.

Not 1: GKRY Vatandaşı olan Türklerin KKTC Vatandaşlığı Devam Etmekte midir?

GKRY vatandaşı olan Kıbrıslı Türkler, KKTC vatandaşlığını kaybetmez. Her iki vatandaşlık sistemi de birbirinden bağımsız işlemektedir. KKTC, kuzeyde yaşayan kişilerin kendi vatandaşlıklarını otomatik olarak silmemekte; GKRY ise KKTC’yi tanımadığı için kuzeydeki statüyü dikkate almamaktadır. Sonuçta birçok kişi fiilen “iki kimlikli” olarak yaşamaktadır.

Not 2: CB Adaylarının Konu İle İlgili Görüşleri

Tufan Erhürman ve sosyal demokrat çevreler, vatandaşlık başvurularını bireylerin özgürlük alanı olduğunu ifade ediyor ve “insanlar uluslararası sistemin sunduğu haklardan faydalanmak istiyor”diyerek değerlendiriyor.

Ersin Tatar ve milliyetçi çevreler ise bu durumu açıkça eleştiriyor ve“KKTC’nin egemenliğini aşındıran bir teslimiyet” olarak nitelendiriyor.

Tatar’a göre bu pasaportlar, Rum tarafının Ada’nın tamamını temsil ettiği iddiasını meşrulaştırmakta; Erhürman’a göre ise sorun, insanların Rum pasaportuna yönelmesine neden olan izolasyon politikalarındadır.

AB Pasaportu Kıbrıslı Türkler İçin Ne Anlama Geliyor?

AB pasaportu, Kıbrıslı Türkler için yalnızca bir kimlik belgesi değil, aynı zamanda hayatlarını doğrudan etkileyen fırsatlar sunuyor. Vizesiz seyahat hakkı sayesinde Avrupa’ya kolayca gidip eğitim, iş veya sağlık imkanlarından faydalanabilme imkanı sağlıyor. AB üyesi ülkelerde eğitim kalitesinin daha ileri seviyede olması gençler için AB pasaportunu tercih etmede önemli bir etken.

KKTC Açısından Tehlikeler

GKRY’nin vatandaşlık politikası, KKTC açısından bir dizi yapısal ve siyasi riski beraberinde getiriyor. Öncelikle, bu politikanın KKTC’nin uluslararası meşruiyeti üzerinde doğrudan etkisini görmekteyiz. GKRY pasaportunu alan Kıbrıslı Türkler, zımnen Ada’nın tamamını GKRY’nin egemenliği altında görmüş olmaktadır. Bu durum, KKTC’nin tanınmış bir devlet olarak meşruiyetini zayıflatan bir durum oluşturuyor.

Aynı zamanda KKTC vatandaşlığı kavramı da giderek yozlaşıyor. Vatandaşlar, KKTC kimliğinin sunduğu sınırlı imkanlar yerine AB pasaportunun avantajlarını kullanmayı tercih ettikçe, kuzeydeki aidiyet ve bağlılık algısı zayıflıyor. Bu, toplumun kendi devletine duyduğu güveni ve bağlılığı dolaylı olarak etkileyen bir faktör.

Ayrıca AB’nin yumuşak gücü bu süreçte kendini gösteriyor. AB pasaportu, ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarında önemli imkanlar sunuyor. Gençlerin ve nitelikli iş gücünün kuzeyde kalmak yerine AB fırsatlarına yönelmesi, KKTC’nin stratejik ve demografik yapısını doğrudan etkiliyor. Eğitim ve iş imkanları için GKRY üzerinden AB ülkelerine yönelen gençler, uzun vadede KKTC’nin insan kaynaklarını ve nitelikli iş gücünü azaltabilecek bir potansiyel oluşturuyor.

Son olarak bazı çevreler ise bu durumu, GKRY ve AB’nin pasaport üzerinden yeniden federasyon çabası olarak yorumluyor. Yani, vatandaşlık ve pasaport hakları aracılığıyla, kuzeydeki toplumu GKRY’ye ve AB’ye daha yakın bir konuma çekerek federasyon tartışmalarında halkın desteğini çekmeyi hedeflenmekte olduğu düşünülüyor.

Sonuç

AB pasaportu, Kıbrıslı Türkler için ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarında önemli fırsatlar sunuyor. İnsanlar için seyahat kolaylığı, iş ve eğitim imkanları somut ve cazip nitelikte. Vatandaşlar bu avantajlardan faydalanmayı doğal bir tercih olarak görüyor ve suçlanamazlar.

Ancak KKTC açısından durum farklı. GKRY’nin kolaylaştırılmış vatandaşlık politikası, kuzeyin uluslararası meşruiyetini zayıflatıyor, vatandaşlık aidiyetini erozyona uğratıyor ve AB’nin yumuşak gücünü arttırıyor. Bu durum, iki devletli Kıbrıs çözümünde kararlı bir şekilde ilerlemeye çalışan KKTC’nin stratejik mücadelesine de zarar veriyor.

Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri kolaylıkla vatandaş yapmasının altında, kuzeyde siyasi etki yaratmak ve kendi pozisyonunu güçlendirme amacı yatıyor.

Sonuç olarak, Kıbrıslı Türkler için AB pasaportu avantajlı olsa da, KKTC devletinin egemenliği, meşruiyeti ve iki devletli çözüm mücadelesi açısından ciddi riskler taşımakta. Bu nedenle pasaport meselesi, bireysel fırsatlar kadar devletin uzun vadeli çıkarları ve stratejik konumu açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak önem taşıyor..

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale