Dünya ve İslam

 

Gaza: Doctors Under Attack: Gerçekleri İfşa Eden Belgesel BBC’nin Sansürüne Rağmen Yayında

Share

Ödüllü film yapımcıları tarafından titiz bir çalışma ile üretilen belgesel, yayınlanmadan önce karşılaştığı sansür girişimlerine rağmen gerçeği Channel 4 tarafından gün yüzüne çıkarıyor. Bu derinlemesine inceleme, Gazze’deki sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu eşi benzeri görülmemiş saldırıları ve doktorların inanılmaz direnişini belgeliyor.

2025 yapımı “Gazze: Doktorlar Saldırı Altında” belgeseli, Gazze savaşı sırasında yaşanan, dünyanın gözünden kaçan acı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Bu film, çatışma boyunca İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından sağlık çalışanlarının öldürülmesi ve işkence görmeleri, hastanelere yapılan saldırıların dehşetini tüm detaylarıyla anlatıyor. Bu, sadece bir savaşın değil; insanlık onurunun ve uluslararası hukukun sistematik ihlalinin bir belgesi. Yönetmen Karim Shah ve yapımcılar Robert Macqueen, Jaber Badwan, Osama Al-Ashi’nin imzasını taşıyan bu güçlü yapım, bölgedeki sağlık çalışanlarının hayati ve ölümcül mücadelesini mercek altına alıyor. Film, Gazze’nin 36 ana hastanesinin her birinin ya hasar gördüğünü ya da tamamen yıkıldığını ortaya koyuyor. Belgesel, sağlık görevlilerinin uluslararası hukuk kapsamındaki korumalardan mahrum bırakılmakla kalmayıp, İsrail ordusu tarafından aktif olarak nasıl hapsedildiğini ve işkence gördüğünü gösteren son derece rahatsız edici görüntüleri tüm gerçekliği ile sunuyor. 

İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, “Ancak yeryüzünün en aşağılık insanları hastane yataklarında yatan sivillere füze atabilir.” 

Belgeselin ilk olarak BBC tarafından yayınlanması planlanıyordu. Ancak 20 Haziran 2025’te, bir dizi gecikmenin ardından İngiltere’nin kamu yayıncısı, filmi yayınlamaktan vazgeçtiğini duyurdu. BBC, bu kararı “materyali yayınlamanın, halkın BBC’den haklı olarak beklediği yüksek standartları karşılamayacak bir yanlılık algısı yaratma riski taşıdığı” gerekçesiyle açıkladı. Ancak bu “yüksek standartların” tam olarak ne anlama geldiği belirsiz kaldı. Middle East Eye’dan İmran Mulla’nın kaleme aldığı üzere, normalde bir belgeselin yayınlanmadan bu denli bir tartışmaya gömülmesi nadir rastlanan bir durumdur. Ancak Basement Films tarafından üretilen “Gaza: Doctors Under Attack” belgeseli, daha yayınlanmadan önce büyük bir sansür kriziyle karşı karşıya kaldı. Belgeselin sunucusu Ramita Navai’nin ifadesiyle, “İsrail, Gazze’nin sağlık sistemini canlı tutmaya çalışan insanları öldürüyor.” Filmin açılış sahneleri, şiddetli İsrail silah ateşi altında yaşamını yitiren bir Filistinli sağlık görevlisinin telefonundan alınan çarpıcı görüntülerle başlıyor. Belgesel boyunca İsrail ordusunun iddialarına düzenli olarak yer verilse de, bu iddiaların çoğuna kanıt sunulmadığına da dikkat çekiliyor. Bu durum, belgeselin kasıtlı bir önyargıyı savuşturmak adına ne denli titiz bir çalışma yürüttüğünü gösteriyor. 

Dr. Khaled Hamouda – Uzman Cerrah, Endonezya Hastanesi / Gazze (Belgeselden alıntı)

Belgesel, Gazze’deki Endonezya Hastanesi’nde uzman cerrah olan Dr. Khaled Hamouda ile yapılan röportaja yer veriyor. Hamouda, İsrail’in aile evini bombalaması sonucu küçük kızı Reem’in cansız bedenini taşıyan bir hemşireyi nasıl gördüğünü anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorlanıyor. Ertesi sabah, karısının da aynı saldırıda öldürüldüğünü öğreniyor. “Nereye gömüldüklerini bilmiyorum. Onları bir daha hiç görmedim,” sözleri, savaşın kişisel yıkımını gözler önüne seriyor. Dahası, Hamouda İsrail’in kızını ve karısını öldürmesinden sadece bir hafta sonra gözaltına alındığını ve yüzlerce Filistinli ile birlikte bir çukurda tutulduğunu belirtiyor. Film ayrıca, Gazze’deki el-Şifa hastanesinde ortopedi başkanı olan Dr. Adnan Al-Bursh’un trajik kaderini de araştırıyor. Bir meslektaşı, İsrail askerleri tarafından alındığı gün al-Bursh’un kendisine “doğrudan veda ediyormuş gibi baktığını” hatırlıyor. Bu, kendisinin canlı görüldüğü son an oluyor. Hamouda, gözaltındayken Al-Bursh’u gördüğünü ve “dövüldüğü ve işkence gördüğünün açık olduğunu” belirtiyor. Dr. Al-Bursh, Nisan ortasında İsrail gözaltında hayatını kaybetti.

Belgeselde yer alan bu kare, Gazze’de elektriksiz ve ilaçsız koşullarda gerçekleşen zorlu bir ameliyat anından.

Belgeselde en dikkat çekici sahnelerinden biri ise isimsiz İsrailli askerle yapılan röportaj oldu. Asker, arkadaşlarının hapishanede, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu Filistinli tutukluları “hevesle” taciz edip dövdüklerine nasıl tanık olduğunu anlatıyor. Bir komutanın bu vahşeti “teşvik ettiğini” belirtiyor. Bu sınır bilmeyen İsrail askerleri bana Nurettin Topçu’nun bir sözünü hatırlattı. “Her şeyi yapabilen bir şaki, her türlü suçu işlemeye kabiliyetli bir psikopat hür değildir.”  İsrailli askerlerin elinde sınırsız bir güç olabilir, silahları, desteği, dokunulmazlığı şimdilik olabilir. Ama sivillere saldırmak, hastaneyi bombalamak, doktorları hedef almak gibi ve bunu “hevesle” yapmaları, ahlaki ve insani tüm sınırları çiğnemeleri, onların “özgür” değil; akıl ehli olmadığını ve esir olduklarını gösterir. İnsanı hür yapan en önemli özelliklerden biri kendini frenleyebilmesidir. Savaş başladığından beri en az 1.500 sağlıkçının öldürüldüğü söyleniyor. Ambulans konvoylarına yapılan saldırılar, karanlıkta çalışan doktorlar. Yani Gazze’de can kurtarmak, can vermek demek olmuş durumda. Bu güçlü mücadele öteki olmamak için verilen insani ve hak bir davadır.

BBC, bu belgeseli yayınlamasının kendi tarafsız duruşunu zedeleyeceğini iddia etti:

Bu iddianın cevabı, belgesel filminin tanımında saklıdır. Belgesel; insanın duygularını bir kenara bırakarak, bilimsel gözlemler ve araştırmalarla toplanan verilerin analiziyle oluşturulan, sanatsal bir üslupla izleyiciye sunulan ve belge niteliği taşıyan bir yapım türüdür. En önemli özelliği ise, gerçek yaşamdan alınması ve tarafsız bir bakış açısıyla aktarılmasıdır. Gaza: Doctors Under Attack belgeselinde; cep telefonlarıyla çekilmiş görüntüler, sağlık çalışanlarının birebir çalıştığı ortamlar, bilimsel veriler ve sahadaki doğrudan gözlemler yer almakta. Bütün bu unsurlar, tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. Tam da bu yüzden BBC için bu belgeseli yayınlamak imkânsızdı. Çünkü o zaman İsrail’in bir savaş suçlusu olduğunu, hatta soykırım devleti olarak adlandırılabileceğini inkâr edemeyeceklerdi. 

BBC’ye Artan Tepkiler: “İsrail ve BBC İç İçe Geçmiş İki Yapı”

600’den fazla önemli ismin, gecikmeyi “siyasi baskı” olarak nitelendirip filmin yayınlanmasını talep eden bir açık mektup imzaladı. Önde gelen medya figürleri, İsrail yanlısı BBC yönetim kurulu üyesi Robbie Gibb’in istifasını talep etti ve BBC’yi sansür uygulamakla suçlamaya devam etti.

Artan tepkilere karşı koyamayan BBC, filmin mülkiyetini Basement Films’e devrederek yayınlanmasına izin verdi. Channel 4’ün Haber ve Güncel Olaylar Başkanı Louisa Compton, bu belgeselin “İsrail güçleri tarafından uluslararası hukukun ciddi ihlalleri iddialarını destekleyen kanıtları inceleyen titizlikle bildirilmiş ve önemli bir film” olduğunu vurgulayarak devreye girdi. Channel 4, filmi 2 Temmuz 2025’te İngiltere’de yayınlayarak cesur bir adım attı. Aynı gün, Zeteo platformu da belgeseli dünya çapında izleyiciyle buluşturdu. Bu süreç, “büyük riskin sessizlikte olduğu zamanlar” olduğunun ve gazeteciliğin görevini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

BBC’nin eski sunucularından Gary Lineker, belgeselin gösterimi sonrası yapılan söyleşide, BBC’nin Gazze yayınları nedeniyle “başını utançla öne eğmesi gerektiğini” ifade etti. Lineker; Dr. Victoria Rose, Dr. Khalil Mazen Abu Nada, Dr. Rebecca Inglis ve yapımcılarla birlikte belgeselin sahici boyutlarını izleyiciyle paylaştı. Belgesel konuşulmaya devam ediyor.Umarım bir gün, bu tanıklıklar sadece anlatılan değil, son bulan bir katliamın belgesi olur. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir. Dünya ve İslam’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Daha Fazla Makale

Yazardan Daha Fazla Makale