Dünya Uygur Kongresi liderliğinde, aralarında sivil toplum kuruluşları, gençlik platformları ve diaspora örgütlerinin de bulunduğu 21 farklı kurumun ev sahipliğinde düzenlenen III. Doğu Türkistan/Uygur Ulusal Zirvesi ve Uygur Gençlik Zirvesi, Almanya’nın Münih şehrinde başarıyla gerçekleştirildi.
20’den fazla ülke ve bölgeden gelen 150’yi aşkın katılımcı arasında, Uygur örgüt liderleri, kamp mağdurları, insan hakları aktivistleri, genç temsilciler, entelektüeller ve yabancı politikacılar yer aldı. Çin’in ulusötesi baskıyı artırdığı ve küresel kamuoyunu yanıltma amaçlı dezenformasyon kampanyalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştirilen bu zirve, Doğu Türkistan davası için stratejik bir birlik platformu olarak öne çıktı.
Zirve Bildirisinde Öne Çıkan Başlıklar
Katılımcıların oy birliğiyle kabul ettiği zirve deklarasyonunda şu temel hususlar vurgulandı:
- Ulusal Egemenlik Hedefi: Doğu Türkistan’ın yeniden bağımsız ve egemen bir devlet olarak varlığını sürdürmesinin nihai hedef olduğu teyit edildi. Bu hedefin, toplumsal mücadelenin sarsılmaz ilkesi olduğu bildirildi.
- Çin’in İşgali ve Soykırımı: Çin’in Doğu Türkistan’daki varlığı, sistematik bir sömürgecilik ve asimilasyon politikası olarak tanımlandı. Uygurlar, Kazaklar ve diğer Türk halklarının kültürel ve fiziksel varlığını ortadan kaldırmaya yönelik soykırım suçu işlendiği kaydedildi.
- Uluslararası Sorumluluk: Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nin taraf devletlere yüklediği “önleme yükümlülüğü”ne rağmen, birçok devletin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi eleştirildi. ABD dışında hiçbir ulusal hükümetin, kendi parlamentolarının aldığı soykırım tanıma kararlarını uygulamadığı ve sessiz kaldığı ifade edildi.
- Dekolonizasyon Vurgusu: BM’nin 1961 tarihli dekolonizasyon kararına atıfta bulunularak, Çin’in 1949’da Sovyet desteğiyle gerçekleştirdiği işgalin hukuksuzluğu ve Doğu Türkistan’a yönelik sahte özerklik iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtildi.
Çağrılar
- Doğu Türkistan Halkına: Çin Komünist Partisi’nin zulmüne karşı direnmeye devam etmeleri istendi. Ulusal kimlikten ve özgürlük idealinden taviz verilmemesi gerektiği vurgulandı.
- Çin Hükümetine: Tüm toplama kamplarının derhal kapatılması, keyfi tutukluların serbest bırakılması ve mağdurlar için tazminat ödenmesi talep edildi.
- Türk ve Müslüman Devletlere: Soykırıma karşı sessiz kalınmaması çağrısında bulunuldu. 16 binden fazla caminin yıkıldığı, Kur’an-ı Kerim’in yasaklandığı ve milyonlarca insanın kaybolduğu hatırlatılarak, dini ve etnik sorumlulukların gereğinin yerine getirilmesi istendi.
- Demokratik Ülkelere: Avrupa Birliği, ABD, Kanada, Japonya ve Küresel Güney ülkeleri gibi demokrasilerden soykırımı tanımaları ve uluslararası hukuk çerçevesinde harekete geçmeleri talep edildi.
- Birleşmiş Milletler’e: Uygur soykırımının Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı’na sevk edilmesi için BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu’na çağrıda bulunuldu.
- Zorla Çalıştırma: Doğu Türkistan’da üretilen pamuk, domates, güneş paneli ve elektronik gibi ürünlerde zorla çalıştırma uygulamalarının sürdüğü vurgulandı. Uygur diasporasının, bu ürünleri tedarik eden şirket ve ülkelere karşı hukuki adımlar atacağı belirtildi.
- Uygur Diasporasına Destek: Tüm demokratik devletlerin, Uygurların sürgündeki kimliklerini koruma mücadelesine destek olması gerektiği vurgulandı. Kültürel etkinlikler, eğitim projeleri ve ulusötesi baskılara karşı koruma önlemleri bu desteğin parçaları olarak sıralandı.
- Birlik ve Dayanışma Çağrısı: Tüm Doğu Türkistan halkına, özgür, bağımsız ve egemen bir gelecek inşa etme hedefi etrafında birleşme çağrısı yapıldı.
Zirve, kapsamlı içeriği ve geniş katılımcı profiliyle diaspora tarihine önemli bir dönüm noktası olarak geçti. Mücadele azmini pekiştiren ve uluslararası kamuoyuna güçlü diplomatik mesajlar ileten zirve, Doğu Türkistan halkının hak arayışına yeni bir ivme kazandırdı.
Ahsen Nur Katırcıoğlu, Türkistan coğrafyası odaklı uluslararası ilişkiler alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Prodüksiyon, tanıtım, editörlük ve içerik üretimi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yayıncılık, akademik eğitim, medya çalışmaları ve dijital arşivleme projelerinde rol almıştır. İbn Haldun Üniversitesi’nde çift anadal öğrencisi olarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Yeni Medya ve İletişim bölümlerinde öğrenimini sürdürmektedir. İngilizce ve Arapça bilmektedir.

